Ana Sayfa Yazarlar “Bu filme Oscar’ı nasıl vermişler?”

“Bu filme Oscar’ı nasıl vermişler?”

132
PAYLAŞ

Sinema dünyasının en büyük ödülü Oscar’a uzanan filmlerden dördünü geçtiğimiz günlerde ardı ardına izledim.
En iyi film, en iyi yönetmen, en iyi senaryo ve en iyi görüntü yönetmeni dallarında dört Oscar kazanan Birdman filmi tam bir hayal kırıklığı yarattı bende. Konu orijinal değildi. Bir zamanların ünlü aktörü gözden düştükten yıllar sonra yeniden var olma mücadelesi veriyor, bir oyun sahneye koyup başrolde oynuyordu. Görüntüler sıradan, oyunculuklar vasattı. Buna karşın bol miktarda küfür vardı. G.t, s.k sözcükleri adeta havada uçuştu. Film bittiğinde “Jürinin verdiği oylar mı karıştı, sayım sırasında hile mi yapıldı?” demekten alamadım kendimi. Filmi birlikte izlediğim dostlar da, “Ya, yanlış film mi izledik acaba? Nasıl Oscar vermişler buna” diye seslendirdiler görüşlerini. İşin ilginç yanı, bu filmi Milliyet Sanat’tan Ali Ulvi Uyanık’ın “Nadirattan stili, mükemmel oyuncuları, katmanları olan öyküsüyle değerlenen gösterişli bir film” diye yorumlamış olmasıydı. Demek bundan sonra film eleştirilerini okurken daha dikkatli olmam gerekecek.
++
Whıplash, seyrettiğim ikinci Oscar’lık filmdi. Sert, acımasız, disiplinli, müzikte yeni bir deha yetiştirmeyi hedef edinmiş caz öğretmeni ile ihtiraslı öğrencisi arasındaki çatışma seyirciyi koltuğunda hop oturtup hop kaldıran bir gerilim yaratıyordu. Bu filmde caz öğretmenini canlandıran JK Simmons en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı. Deyim yerindeyse anasının ak sütü gibi helal bir ödüldü bu. Ama bana kalırsa Whıplash, Birdman’ın aldığı tüm ödülleri de hak edecek kadar özeldi, çarpıcıydı.
++
Gelelim, Oscar’lık üçüncü filme, Her Şeyin Teorisi’ne. Sinir sistemini büyük ölçüde felç eden ALS hastalığına henüz 20’li yaşlarında iken yakalanan ünlü İngiliz fizikçi Stephen Hawking’in yaşamından bir kesit anlatan filmi gözyaşları içinde izledim. Hawking’i canlandıran Eddie Redmayne en iyi erkek oyuncu Oscar’ını kazandı. Doğrusu yüzde yüz hak edilmiş bir ödüldü. Yani Hawking kendi hayatını oynasa bu kadar etkili olamazdı. Film, makyaj, kostüm, mekan seçimi açılarından da göz doldurdu. Filmin Oscar töreninde sadece tek ödüle uzanması haksızlıktı.
++
Seyrettiğim dördüncü Oscar’lık film Unutma Beni’ydi. 50 yaşında Alzheimer hastalığına yakalanıp her şeyi unutmaya başlayan dilbilimci profesör kadının dramını beyaz perdeye yansıtan film çağımızın en belalı hastalıklarından birine dikkati çekmesinin yanı sıra Juliane Moore’un olağanüstü oyunuyla da ön plana çıktı. Neyse ki Oscar jürisi bu filmi atlamamış ve Moore’a en iyi kadın oyuncu ödülünü layık görmüştü.
++
Oscar alan diğer filmleri de izleyebilirsem yazarım.
Sonuç olarak, “Birdman’den uzak durun, Whıplash, Her Şeyin Teorisi ve Unutma Beni’yi kaçırmayın” diyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam