Ana Sayfa Yazarlar Bu Dünyadan Bir De Yaşar Kemal Geçti…

Bu Dünyadan Bir De Yaşar Kemal Geçti…

62
PAYLAŞ

Geçenlerde, Fransa’da yaşayan oğlum Doğuş ile torunlarımdan Heloise’yi karşılamak için, yaşam yoldaşım ile Esenboğa Havaalanına yol alırken, “radyo-tiyatrosu”na rast geldik. Yayın bizde bir geçmişi anımsama ve iç hesaplaşmaya neden oldu. Yaşam yoldaşıma dönerek“ biz çok politize ve bu nedenle de tek boyutlu insanlar olduk, varsa-yoksa politik it dalaşlarının edilgen izleyicileri olurken, yaşama ve insana anlam katan, onu güzelleştiren sanatla, kültürle, doğa ile bağımızı giderek koparttık” yakınmasında bulundum. Gençler, nasıl ki yaşamlarını üç ekrana (akıllı-akılsız telefon, bilgisayar, TV) bağlarken, biz orta ve ileri yaştakiler de, medyada süregiden politik it-dalaşından öteye gitmeyen programların tutsağına dönüşmüş durumdayız ve hemen hepimiz manyaklaşmanın uç noktalarına gelmiş bulunmaktayız. Tam bunları düşünürken, Yaşar Kemal’in kırk günlük direnişinin son durağına geldiğini öğrendik. Yaşar Kemal, ölümü ile bize, başka bir dünyanın, güzelliklerin var olduğunu yeniden düşünmemiz olanağını verdi. Yaşar Kemal’in, Ocak ortalarında başlayıp da, 28 Şubat’ta sonlanan yoğun bakımdaki sağaltımı çabaları, yüzümüzü
yeniden bizler için gezen, bizler için araştıran, bizler için yüreği çarpan, bizleri bizlere yazan ozanlara, yazarımıza-çizerimize döndürdü. Ve Yaşar Kemal’in sonsuzluğa göçmesi, birden elimizden kayıp gidenin geçmişimizde, yaşamımızda, bizi insan yapan değerlerimizin oluşumunda ne denli önemli ve iz bırakan biri olduğunun ayırdına varmamıza neden oldu. Yaşar Kemal, öyle bir çınardı ki, şimdiye dek hakkında tek satır yazmamış, tam tersine toplumca O’na yaşattığımız kimi haksızlıklara alkış tutanlara “timsahın gözyaşlarını” döktürmüştür. “Bu Dünyadan Nazım Geçti” başlığı,
Vala Nurettin (Va-Nu) tarafından, Büyük Ozan Nazım Hikmet’in ardından yazılan bir anı-belgesel kitapta başlık olarak kullanılmıştı. Va-Nu, bu yapıtında, elimizden kayıp giden ve “en yakın arkadaşım” dediği Nazım Hikmet’i tanımamıza aracılık etmişti. Ben de bu başlığı, Cumhuriyet ile yaşıt olan bir değerin, bizde yaratacağı boşluğu ve neyi yitirdiğimizin ayırdına varmamız için seçtim. Yaşar Kemal Cumhuriyet’in ilan edildiği 1923’de bir “göçmen oğlu” olarak doğdu. 92 yıllık ömrü boyunca, röportajları, öyküleri, romanları ile toplumsal belleğimizin ve belgeliğimizin başlıca biçemleyicisi oldu. Yansıra O, barış, insan hakları, özgürlükler ve demokrasi aktivisti olarak da, özellikle siyasal muktedirlerin korkusu olmuştur. Toplumuna ve insanlığa verdikleri ile
bir dokunulmazlık kazanmıştı Burada Yaşar Kemal’in sonsuzluğa göç etmesinin kimler açısından nasıl bir kayıp olduğunu en güzel biçimde anlatan Can Dündar’dan alıntıyı sizlerle paylaşacağım : “Bir yanardağ söndü. Devrildi bir çınar; ışığın türküsü öldü. Sadece Çukurova değil, ölüm orucundaki tutsak, tarladaki ırgat, gecekondudaki Roman, ayazda sabahlayan çocuk, dağdaki eşkıya da yetim kaldı. Kütüphanelerimize bir kara bulut indi…” Bir de Sabahattin Eyüpoğlu’dan Yaşar Kemal; “İnsan var / Karartır ak gündüzü/ İnsan var? Ağartır gecemizi” . Sen yalnız gecemizi
değil, yüzümüzü de ağarttın. O’na, sevgili eşi ve çevirmeni Tilda’ya veda ederken söylediği sözleri çağrıştıran bir biçimde seslenmek isterim: “Sevgili Yaşar Kemal, bizlere yaşattıklarınız, belleğimize ve belgeliklerimize katkılarınız için size teşekkür ederiz. Korkmana neden yok koca adam, siz namuslu bir yaşam sürdürdünüz. Haklarını bağışla bizlere. Sen, yaşam öykünle, yapıtlarınla hep yaşayacak ve toplumuzun yolunu aydınlatacaksın. Güle güle git. Işıklar ve çiçekler içinde sonsuz uykuna yat”. Sen çok yaşa…

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam