Britanya Parlamentosu’nda Rohingya’da toplantısı

0
17

Ciddi karşılık verilmeli

Britanya Parlamentosu’nda düzenlenen “Rohingya Krizi” başlıklı toplantıda, Müslüman azınlık olan Rohingyalılara karşı yapılanlar “soykırım” diye nitelendirildi ve Britanya dahil tüm devletler ve uluslararası kuruluşlar “daha ciddi karşılık vermeye” çağrıldı.

Türkiye Araştırmalar Merkezi (Centre for Turkey Studies – CEFTUS) tarafından Britanya Parlamentosu’nda organize edilen İşçi Partili Gölge Adalet Bakanı Yasmin Qureshi’nin evsahipliğini yaptığı programda “Rohingya Krizi” hakkında konuşmak üzere siyasetçiler, akademisyenler ve düşünce kuruluşları bir araya geldiler.

Bolton South East bölgesi Milletvekili Qureshi Rohingya krizinin 1970lerden beri süre geldiğini ve kendisinin ilk kez 5 yıl kadar önce bölgesindeki bir vatandaşın durum konusunda yardım istemesiyle haberdar olduğunu söyledi.

Qureshi Rohingyalıların erkek kadın çocuk demeden öldürüldüğünü, kitlesel tecavüzlerin olduğunu ve gıda/sağlık yardımlarının kesildiğini söylerken Myanmar / Burma askeri hükümetinin soykırım düzeyinde bir operasyon yaptığını söyledi.

Birleşmiş Milletlerin ve Britanya’nın yapabileceği çok şey olduğunu söyleyen Qureshi Dışişleri Bakanı Boris Johson’un yaşananları soykırım olarak dile getirmediğini belirtti. Jeremy Corbyn’in ise bu konuyu gündemde tutacağını sözlerine ekledi.

Diğer konuşmacılar arasında bulunan Queen Mary Üniversitesi Hukuk ve Küreselleşme Profesörü ve International State Crime İnitiative (Uluslararası Devlet Suçları Girişimi) Direktörü Penny Green ve Ceza Hukuku Avukatı Thomas McMannus Rohingyalılara yapılanları 2000li yılların başından beri incelediklerini ve son dönemde Bangladeş’teki kampları ziyaret ettiklerini söylediler.

Profesör Green kamplardaki durumun vehametini açıklarken diğer yandan da yaşananların bir devlet suçu yani bir soykırım olduğunu savundu. Soykırım teorisinde çeşitli aşamaların olduğunu ötekileştirme, vatandaşlık haklarını inkar etme ve devlet tarafından gruplar arası şiddetin teşvik edilmesi gibi aşamaların çoktan geçildiğini Burma ordusunun sistematik bir şekilde katliam ve yerinden etme yaptıklarını söyledi.

İslamafobiye karşı çalışmalar yapan Müslim Engagement and Development kuruluşunun kurucusu Sufyan İsmail de dünya kamuoyunun bu vahşete sessiz kalmasını anlayamadığını ve Srebrenitsa’da olduğu gibi vahşetin çok geç durdurulmasından korktuklarını söyledi. 288 köyün tümden yok edildiğini ve Rohingyalıların var olduğuna dair tüm izlerin silinme çabasının olduğunu söyleyen İsmail Burma’nın 1948’den beri Birleşmiş Milletler üyesi olduğunu ve BM’nin Burma’yı durdurmamasını anlayamadığını belirtti.

Konuşmacılar bu vahşetin durdurulmasının en hızlı ve en etkli yolunun yapılanların soykırım olarak tanımlanması gerektiğini savundular. Zira soykırım yapıldığı kabul edilirse ülkeler uluslararası anlaşmalar gereği Birleşmiş Milletlerle gerekli koruma ve kurtarma desteğini göndermekle mükellef olacaklardır diyen Profesör Green Rohingyalıların gelişmekte olan bir ülke olan Bangladeş’te de uzun dönemde rahata eremeyeceğini düşündüğünü söyledi.

Program sonrası CEFTUS Direktörü İbrahim Doğuş ise Türkiye’nin bu zulme karşı insanı yardımda liderlik yapması ile bu krizin son durumu ve gelecek adımların tartışılması gerektiğine inandıkları için Miletvekilleri, düşünce kuruluşları ve akademisyenlerle bir araya geldiklerini söyledi.