Ana Sayfa Yazarlar Bozok Sempozyumu’nun ardından

Bozok Sempozyumu’nun ardından

285
PAYLAŞ

2016 yılı Bozok Üniversitesi’nin 10. kuruluş yıldönümü. Bozok Üniversitesi bu önemli yıldönümünü dev bir sempozyumla 5-7 Mayıs 2016 tarihinde ölümsüzleştirdi.

Sempozyum Başkanlığı görevini Bozok Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Karacabey üstlendi. Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kadir Özköse idi. Sempozyum Onur Kurulunda yer alan Yozgat Valisini ise Sempozyum boyunca göremedik. Buna karşılık Sempozyum Koordinatörü olarak görev yapan Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Taha Niyazi Karaca, Sempozyumun her aşamasında büyük bir özveri ile çalıştı. Sempozyuma katılan pek çok tarihçi onun nazik davetini kıramayarak sempozyuma katılmıştı. Sempozyum boyunca da yakın ilgisini görmekten memnun oldu. Akademik Sekreteryayı yürüten Yrd. Doç. Dr. Hatice Mumyakmaz ve doktora öğrencimiz Ar. Gör. Serkan Polat ile birlikte Ulaşım ve Konaklama Komitesi’nde yer alan öğretim elemanları da görevlerini bi-hakkın yerine getirdiler.

yılmaz hoca1Uluslararası Bozok Sempozyumu 5 Mayıs 2016 Perşembe günü saat 09.00’da şehir merkezinde Yozgat Belediyesi tarafından Kültür Merkezi’ne döndürülen tarihi sinema salonunda açılış konuşmaları ile başladı. Kültürel bir organizasyonda siyasilerin ön planda olmayışları elbette alkışlanacak bir olaydı. Ancak Yozgat Valisinin bu organizasyonun içerisinde daha aktif rol almasını ve şehre gelen yüzlerce bilim insanına “hoş geldiniz” demesini beklerdik. Sayın Rektör Salih Karacabey de sempozyuma destek sağlayanlara tek tek teşekkür ettiği halde sempozyumun en büyük paydaşı, temel rüknü öğretim elemanlarına sanki çok düşük frekansta bir teşekkür lütfetti. Belki de ben yoğun çalışmanın verdiği yorgunluktan dolayı yeterince duyamadım. Bir öğretim üyesi, bir sempozyuma hazırlanmanın, ciddi bir tebliğ hazırlamanın ne olduğunu en iyi bilen kimsedir. Bu yüzden rektörümüzün daha yüksek frekanstan ve daha içten teşekkür etmesini bekledik.
Açılış Konferansı’nı veren Yozgat’ın yetiştirdiği değerli bilim insanı Prof. Dr. Öcal Oğuz oldu. UNESCO Milli Komitesi Başkanı olan Sayın Öcal Oğuz, “Yozgat: Kültürel Miras, Kimlik ve Koruma” başlıklı konuşmasında UNUSCO’nun kültürel miras politikası içerisinde Yozgat’ın durumunu değerlendirdi. Konuşması özel olarak bu sempozyum için hazırlanmamış olsa bile ilgi çekici idi ve kendisini zevkle dinledik.
Açılış Oturumu’nda Fırat Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Orhan Kılıç Bozok Sancağı’nın idari yapısı hakkında belgelere dayalı olarak doyurucu ve önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Güngör Karauğuz ise bizi Hititler dönemine kadar götürerek Yozgat yöresinin Eskiçağ Tarihi’nden canlı bir sunum aktardı. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Açıkel ise eğitim tarihimizde önemli bir yer tutan II. Abdülhamid devrinde Yozgat’taki kültürel gelişmeleri anlattı. Prof. Dr. Ergün Laflı ise geçirdiği bir trafik kazası sebebiyle toplantıdaki konuşmasını yapamamıştı. Kendisine buradan geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz.
YÖK’ün yeni uygulamaya koyduğu öğretim üyesi verimlilik kriterleri çerçevesinde sempozyumlara katılmak ve bildiri sunmak artık öğretim elemanına maddi anlamda getiri sağlıyor. Bu yüzden Bilim Kurullarında en az 5 yabancı uyruklu bilim adamı bulunuyor ve sempozyumlar da ister istemez “Uluslararası” oluyor. Sempozyum düzenleyicisi konumundaki üniversite yöneticileri kendi düzenledikleri sempozyumlarda daha çok elemanını “millî yapmak” için özel bir çaba gösteriyor.

yılmazhoca6Bozok Üniversitesi de kuruluşunun 10. Yılı dolayısıyla düzenlediği bu sempozyumun “uluslararası” olmasına ve “çok katılımcılı” görkemli bir sempozyum olmasına özen göstermiş. Bu sefer de bu kadar çok konuşmacıyı 2 günde konuşturmak problem olacaktı. Bunun da çaresi düşünülmüş: Sempozyumun öğleden sonraki oturumu Bozok Üniversitesi kampüsü içerisindeki yeni yapılmış olan Kültür ve Kongre Merkezi’nde saat 14.00’de tam tamına 10 (on) ayrı salonda aynı anda başladı.
Bizim Dr. Öğrencimiz Ümit Katırancı ile hazırladığımız “1845 Yılında Yozgatlılar” isimli tebliğimiz Bozok Salonu’nda saat 14.00’de idi. Oturum Başkanlığını değerli dostumuz Yozgat’ın vefakâr evlatlarından Prof. Dr. Yunus Koç yaptı. Yunus Bey benim 35 yıldan beri tanıdığım son derece kibar, saygılı bir kardeşimdir. Bu fakîr 32 yıldır sempozyumlara, panellere katılırım. Ancak bu kadar dakîk, bu kadar sert bir başkan görmediğimi belirtmek zorundayım. Benden önce tebliğ sunan eski öğrencimiz yeni meslektaşımız Doç. Dr. Rafet Metin sanırım bundan sonra süre konusunda çok daha hassas olacaktır. Emir demiri kesermiş. Sayın Başkan, “süreniz” der demez ben “hemân ol anda hatm-i kelâm edip nefsimi halâs eyledim”! Allah rahmet eylesin Hacettepe Ekolü’nün kurucusu Prof. Dr. Ercüment Kuran hocamızın öğrencisi olmak böyle bir şey olmalı.

yılmazhoca3Dinleyicilerimiz arasında Atatürk, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu eski başkanlarından kadim dostumuz, ağabeyimiz Prof. Dr. Reşat Genç’in de bulunması ve oturum sonunda katkı sağlaması bizleri onurlandırdı. Sempozyumun yükünü taşıyanlardan değerli dostumuz Prof. Dr. Taha Niyazi Karaca da öğrencileri ile birlikte Bozok Salonu’nda idi. Bu yüzden de görevliler salona sürekli olarak sandalye takviyesi yapmak zorunda kaldılar. Bunda bir başka önemli bir etken de Doç. Dr. Yunus Özger’in ilgi çekici tebliği idi. Oturum sonunda dinleyicilerden 10 şanslı öğrenciye kitap hediye edilmesi de güzel anılara vesile oldu.
Demirli Medrese Salonu’nda saat 15.50’de başlayan oturumda Prof. Dr. Faruk Söylemez, Prof. Dr. Fahrettin Tızlak konuşma yaptılar. Allaha şükür ki “süre” krizi yaşanmadı. Aslında konuşmaların 20’şer dakika olması çok olumlu bir karardı. Konuşmaların 10 ayrı salonda yapılmasının dezavantajını bir ölçüde ortadan kaldırdı. Sayın Qiyas Şükürov’un Tâcü’t-tevârîh’i Solakzâde Tarihi gibi kolay okunabilen kitaplar arasında görmesi ise Şeyh Celal Vak’ası’na ayrı bir boyut kazandırmış oldu. Yalçın Bazna’nın Pehlivan aşireti konusundaki önerisi elbette ki tarihçiler tarafından değerlendirilmesi gereken güzel bir öneridir.
Sempozyuma katılan bilim insanlarından sadece bir kısmının ismini burada aktarabileceğim için diğer meslektaşlarım lütfen alınmasınlar. Prof. Dr. Haluk Selvi, İbrahim Ethem Atnur, Muhittin Eliaçık bunlardan sadece bir kaçıdır.
Akşam üzeri Kültür Merkezi’nin merdivenlerinde çekilen hatıra fotoğrafından sonra “Nohudlu Tepesi”nde bulunan Yozgat Belediyesi’nin Sosyal Tesisleri’nden Yozgat’ı seyir etmek ve hatıra fotoğrafları çektirmek güzeldi. Yemekte Yozgat’ın ünlü “Testi Kebabı”nın ikram edilmesi ise ayrı bir incelikti.
Sempozyum ikinci gün de aynı şekilde 10 ayrı salonda devam etti. 3. Gün Sosyal Program ile sona erdi. Biz Ankara’da Dışişleri Bakanlığı Arşivi projesindeki görevimiz sebebiyle sempozyumun ikinci ve üçüncü gün etkinliklerine ne yazık ki katılamadık.
Sempozyuma katılan bütün bilim adamlarını tebrik ediyor ve sempozyumu düzenleyenlere, emek verenlere gönülden teşekkürlerimi iletiyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikKuraklık tehlikesi endişelendirdi
Sonraki İçerikBM’den insan hakları uyarısı
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.