Dört mevsimi seslendiren âşık Nurşah şöyle demekte :”Sevgi pınarından damlayan ırmak/ Göklerde şerefin koruyan bayrak/Tabiatın kalbi yeşeren toprak/ Dört mevsimin özü,gülüdür

Yeşeren toprak insana ve doğaya hayat vermekte ve yeşermeyen toprak ise çile çektirmekte. toprağının kaderi insanın kaderi ve alın yazısı sayılmakta. Bozlaklara, Yozgat sürmelisine , ağıtlara, ninnilere ve destanlara yansımaktadır. Bozkırın ezgileri yürekleri yakmakta, gözleri yaşartmakta ve gönülleri sızlatmakta; sazlarda nağme, sözlerde ağıt, şiirlerde ve öykülerde yaşam öyküleri olmakta. Halk kültürünün bütün unsurları toplumsal olarak, geleneğine ayak uydurmakta ve onunla bütünleşmektedir. yaşama damgasını vurmakta.Ferhat ile Şirin, Aslı ile Kerem,. Karacaoğlan, Köroğlu, Dadaloğlu ve Veysel gibi ozanlar ve halk kahramanları kekik kokan ve keklik öten bozkırın simgeleri olmuşlardır.

Yaz ayları boyunca uzun bir süre susuzluğa dayanarak , çöl özelliği taşıyan bozkırın dikenli otları ile beslenen develer, tarihi ipek yolu bozkılarında kaleden kaleye ulaşarak bozkır ticaretine damgalarını vurmuşlar.

Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ın dizelerinde,Cengiz Aytmatov’un ” Al Yazmalım” ve Yaşar Kemal’in ” İnce Memed, Bozok’un içli kalemi Abbas Sayar’ın “Yılkı Atı” eserlerinde , gönlünü çobanlara yayla yapan Kemalettin Kamu’unun “Bingöl Çabanları’nda ,Kansu’nun ” Handuvarları’nda ,bozkırın çiçeği kraliçe Semiramis’in öykülerinde, halk hikâyelerinde ve daha nice ağıt, türkü ve destan gibi kaynakta bozkırın renkli, yanık, içten ve sıcak yaşam öyküleri anlatılır.
Bozkırda aşk, sevgi, tutku ve umut romanlara heyecan katan en güçlü konular olmuştur.Bozkırı yaşamak, yaşatmaK, anlamak , anlatmak ,bozkırın tezenesi ve bozkırın kalemi olmak zordur. Halk müziğimizin,halk kültürümüzün büyük ustası ‘bozkırın tezenesi’ rahmetli Neşet Ertaş’ı rahmetle anıyorum.
Duyarlı ve duygulu yürek sesiyle, büyük önder Atatürk’ün huzurunda, bozkırın çucuğu yanık ÖMER’in şahsında Anadolu insanının yaşam öyksüsünü anlatan ” YANIK ÖMER” türküsünü seslendiren ve onu duygulandıran ünlü sanatçı Safiye Ayla’yı rahmet ve minnetle anıyorum. Bozkırın cefalı, vefalı ve çilekeş inasanlarını yürekten selamlıyorum.

“Yanık Ömer,her savaştan bir yara taşıyor/ Yanık Ömer,yiğit Ömer övünmeden yaşıyor/ Kurtuluş Savaşı’nda yirmi sekiz yaşında/ Mangasınının başında,taşıyor/Yanık Ömer,Yanık Ömer, siperleri aşıyor…”

Bozkırın yanık çehreli, çelik yürekli, toprağı koklayarak ve koruyarak , dişiyle ve tırnağı ile işleyerek vatan yapan , cefalı ve vefalı “YANIK ÖMERLERİ’ni yürekten sevgi ve saygı ile selamlamak ve hatırlamak en kutsal bir vatan borcudur.
Sıcak ve kurak bir iklimin hüküm sürdüğü bozkırlarda yaşam doğanın etkisindedir.Bozkırın iç dünyasını aydınlatacak bilgi, belge ve yazıtlar henüz tam çözülememiştir. Mancurya’dan Macaristan’a uzanan çoğrafyada elde edilen runik harfli yazılı kaynaklar tarihi meşgul etmeye devam etmektedir.
Bozkırda yaşayan insanların en yakın arkadaşı, yoldaşı ve can dostu atlar, beslenme kaynakları olaran koyun ve kuzuları, büyük baş hayvanlar, buğday, arpa ve çavdar gibi tahıllar özlü,özel ve bir başka güzeldir. Bozkırın ürünleri insanları gibidir. İçli,özlü,farklı,yanık, donuk,bereketli ve benlidir. “İnsanlar biraz da yedikleridir” sözünün anlamını ve derinliğini en özgün olarak bozkırda görebiliriz. Bozkırın havası, suyu, rüzgârı , ürünleri, kurdu ve kuşu , toplum yaşamında özgün, özel ve güzel bir yere sahiptir.

Arkeolojik kazılarda elde edilen kültür varlıkları ile etnoğrafik ürünler arasında tam bir uyum bulunur. Yaşamın her alanına zengin ve özgün halk kültürü ürünleri damgalarını vururlar.

Orta Asya ,Orta Doğu ve Anadolu bozkırları, tarih boyunca buralarda kurulan tüm uygarlıklara,inançlara, geleneklere şekil ve ruh vermiştir. Uygarlıklar, toprakla, ahşapla , taşla ve insanla bütünleşerek derin ve güçlü bir anlam kazanarak sanat tarihini yüceltmiştir.. Bozkır sanatları, bütün yönleri ve şekilleriyle toplumun yaşam öyküsünü ve felsefesini yansıtan semboller olarak tarihteki yerini almıştır.
Çöller ve bozkırlar, tarihi, kültürel ve sosyo-ekonomik değerleri ile tarihe kendine özgü yön vermiştir. Bozkır tarihi, bozkır coğrafyası bozkır insanı ve bozkır kültürü, tarih ve coğrafyada özgün yerini alarak ” yaylak ve kışlak” olarak, üzerinde yaşayan toplumların yaşam öykülerine damgalarını vurmuştur.

PAYLAŞ
Önceki İçerikEvde kaçak kuaförlük yapanlara uyarı
Sonraki İçerikÇılgın patronlar, Saray’ı kandırmayın!
Yahya Aksoy
Yozgat Boğazlıyan'da doğdu. İlk ve orta öğrenimi takiben iki ayrı fakülteden ve Askeri Akademiden mezun oldu. MEB , Kültür ve Turizm Bakanlığında üst düzey yönetici ve genel müdür olarak görev yaptı. İngilizce bilen, şair ve "Tarihi İpek Yolu" kitabı yazarı, evli ve üç çocuğu bulunan Aksoy, Ankara'da yaşamaktadır.