Vatandaş çaresiz, geliri gideri karşılamayınca çözümü borçlanmada buluyor. Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi açıklamış, bankalardan kullanılan krediler kişi başına ortalama 18 bin liraya çıkmış.

Rakamları biraz daha açalım; Mart 2018 sonu itibarıyla
Bankalar ve diğer finans kurulularınca kullandırılan nakdi krediler, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 21 artarak 2 trilyon 345 milyar liraya yükselmiş. Demek yüksek faizlere rağmen borç alınmış.
Bireysel nitelikli ürünü olan kişi sayısı, takipteki krediler hariç, son bir yılda 1,8 milyon artarak 30,3 milyon kişi, ortalama kredi bakiyesi ise 18 bin lira düzeyinde. Başka bir deyişle, en az bu kadar kişi borçlu ve kişi başına düşen borç tutarı kişi başına 4 bin dolar.
Tasfiye olunacak alacaklar 72 milyar liraya çıkmış. Neyse ki şimdilik, bugün için büyük bir “alacak tehdidi” yok. Hatırlatalım, geçen yılbaşlarında vatandaşlara kara listeden çıkmaları için yapılandırma getirilmişti. Eğer bu olmasaydı gerisi siz düşünün. Buradaki sıkıntıyı gelecek yıl daha net görürüz.
Tüzel ve gerçek müşterilere kullandırılan ticari krediler yüzde 22 artarak 1 trilyon 800 milyar lira olmuş. Demek ki bankalar iyi para satıyor.
İmalat sanayi yüzde 25’le ticari krediler içinde en yüksek paya sahip sektör. Demek ki sermaye bitmiş, tut bankanın yolunu.
Gerçek kişilere kullandırılan bireysel 16 artarak 545 milyar liraya ulaşmış. Yani vatandaş almış parayı, günü kurtarmaya çalışmış.
Tüm kredilerde, kredi kartı dahil, en çok borcu olan il Ankara. Ne de olsa memur şehri, düzenli gelir var, borçlan gitsin.
Şu rakamlar vatandaşın ne kadar zorda olduğunu gösteriyor. Nereye kadar gider bu iş bilinmez. Dahası, eskiden devlet borca batardı, şimdi vatandaş da borç içinde yüzüyor. Şunu da belirtelim, bu rakamlara göre, vatandaş, yemese, içmese, gelirinin en az altı ayını borcuna ayıracak demek.
Yine bu tabloya bakıp, vatandaşlardan vergi ödemelerini isteyin, olmadı, konut araba almalarını tavsiye edin.
Üç gün sonra bu kurlar ve enflasyon karşısında geri ödemelerin de sıkıntıya gireceği kesin. Zaten bir ay kredi ödemesini yapmayın, borcunuz anında katlanarak artıyor. Sonrası malum, gelsin icralar, hacizler, kara listeler.
Vatandaş niye bu kadar borçlanıyor, neden sermayesi, geliri yetersiz kalıyor cevabını sandık başında birileri verir artık.

KONUT KAMPANYASI TUTMAZ

Yine alıştık, her yıl bir sektörde vergi ve ya kredi indirimleri uygulanıyor. Geçen yıl beyaz eşya, bu yıl konut sektör seçildi. Verilere göre, inanmak çok güç, 3,5 milyon konut satılmayı bekliyormuş. Bu, Her biri ortalama 20 daireden olsa neredeyse 175 bin apartman demek. Ne zaman yapıldı, niye yapıldı, kim bunlara izin verdi ayrı bir soru ve sorun.
Şimdi efendim, bankaya gideceksin, yarın ne olacağını bilmiyoruz, beş yıl için kredi alacaksın, sonra öde Allah öde.
Buraya yazalım, bu konut sektörü hem devletin, hem bankaların, hem de vatandaşın başına bela olacak. Sonucu da söyleyelim, aynı İspanya’daki gibi, bankalar yakın gelecekte gayrimenkul zengini olacaklar.
Arkadaş, vatandaş yemiyor, içmiyor borca çalışıyor, borcunu borçla kapatıyor, bir de üstüne gidip kredi alacağız, neymiş konut sektörü zordaymış.
Dağa taşa ev yaparken bize mi soruldu?