“Bölünmek” mi dediniz?

0
69

Şu günlerde Türkiye’nin ikiye bölündüğünden şikâyet edenlere hayretle bakıyorum… Bir referandum bizi beklerken, “hayır ve evet diyenler” olarak ikiye bölünmek daha doğal bir şey olamazdı ki…

1940’lerın ortalarından başlayarak. Türkiye; önce ikiye, sonra sayılması pek kolay olmayacak kadar çok bölünmeyi yaşadı zaten…
Bugün karşımıza çıkan sorunların tamamının kaynağı bu bölünmelerdi zaten…
Cumhuriyet’in devrimlerini; nesillerden beri yaşamaya alıştıkları düzene ters bulan, ama karşı çıkmaya pek cesaret edemeyen toprak ağaları ve din tüccarları vardı… Bunlar “aradıkları fırsatı Atatürk’ün ölümünden sonra bulduklarını” düşünerek, kendi karşı devrimleri için çalışmaya başladılar… Dedelerinden, babalarından kalan düzenin kendilerine devrolması gerektiğine inanıyorlardı…
Ama bunun için, o düzenin vazgeçilmezi olan eğitimsiz kitleler gerekiyordu…
Karşı devrimin ilk başarısı, Köy Enstitüleri’nin kapatılması oldu. Onlar belki farkında değildi ama, bu konudaki en büyük yardımı batılı emperyalist ülkelerden almışlardı… O günlerde Dünya, iki kutuplu bir düzenin ve yıllarca sürecek soğuk savaşın ilk adımlarını yaşıyordu… Emperyalistler, Sovyet Rusya’yla sınır komşusu olan Türkiye’nin önemini biliyordu…
…Ve her iki tarafın da en çok korktuğu, “bireyleri eğitildiği için kandırılması zor olan” olan bir Türkiye’ydi…
Emperyalistler maden bulmuşlardı toprak ağaları ve din tüccarlarında…
1950’de Demokrat Parti’nin iktidara gelmesiyle sonuçlandı karşı devrimin ilk adamı… Sonra Amerikan askerlerinin “Lojistik Organize Grubu (TUSLOG)” adıyla Türkiye’ye yerleştirilmesi dönemi başladı… Kısa sürede Amerikan üsleri ve hatta bu üslere konuşlanan nükleer bombalarda doldu Türkiye… Amerikalı askerler, büyük şehirlerdeki gece hayatının vazgeçilmesi oldular… Bir Amerikalı Onbaşının aldığı “denizaşırı” statüsündeki maaş, Türkiye’de milletvekillerin maaşından bile fazlaydı…
Bunlar, toprak ağaları ve din tüccarlarının karşısına emperyalizm karşıtı solcu grupların; onların karşısına da anti-komünist sağcı grupların çıkmasına neden oldu… Böylece büyük bir bölünme daha gerçekleşti. Neredeyse bir iç savaşı yaşadı Türkiye, 1970’lerde…
Sonra birilerinin “bizim çocuklar” diye tanımladıklarının eseri olan 12 Eylül’ü gördük… Emperyalizm Türkiye için en iyisinin ılımlı İslam oluğuna karar vermişti çünkü…
Ama bu da işe yaramadı ve ılımlı İslam’ın karşısına radikal İslam çıkınca, bir bölünme daha yaşandı…
Bölünmelerin yalnızca Türkiye’nin aleyhine olduğunu kavramamız gerek… Hem de hiç vakit kaybetmeden…
Emperyalizm ise Türkiye’de meydana gelen her bölünmeyi mutlulukla karşılıyor… Çünkü onlar “bölerek parçalamayı” iyi biliyor… Arada AB ülkelerinin arasından sıyrılan birilerin Türkiye’nin önemini vurgulayan söylemlerde bulunmalarının da önemi yok… Çünkü onlar, emperyal deneyimi en az olanlar..!