Bizi ancak “biz” yıkarız!

44

Halkın refah içinde yaşadığı ülkelerin, bulundukları noktaya nasıl geldiğini araştırmak isteyenler, her şeyden önce en önemsiz konuyu bulmak zorundadır…

Sonraki sırada da, diğer önemsiz konuları bulmak gelir… Böylece, “önemsizleri eleyerek, asıl önemlilere ulaşmak” mümkün olur…

…Ve ülkeler ve milletler arasındaki düşmanlıkların nedenini anlamak için de, aynı yöntemi kullanmak gerekir…

Örneğin ulaştığı refahı dini nedeniyle bulmuş hiç bir ülke yoktur… Ama din nedeniyle birbirine düşman olmuş çok ülke vardır…

Çünkü din, ülkeleri yönetenlerin halkı kolaylıkla dolduruşa getirebileceği bir silah olmuştur… Bugün bile öyle…

Batı dünyasının hala sürmekte olan Türk düşmanlığının asıl kaynağı da din farkı değildir… Araştırılınca, düşmanlığın Hıristiyanlık ve İslam öncesinde de olduğunu ve gerçek nedenin Türkî kavimlerin Orta Asya’dan batıya göçü sırasında başladığı çıkar ortaya…

İsteyenler “İmparator Atilla’dan söz ettikleri bir Avrupalının tepkisini görerek” bunun hala geçerli bir düşmanlık olduğunu görebilir…

Tabii Avrupalıların “resmi yazışmalar dışında” Osmanlı değil Türk demeyi tercih ettiğini de unutmamak gerek…

“Sözü edilenin bir düşman olduğunu hatırlatmak” için…

Batı’nın tam da “Yaşasın, bu sefer Türkleri yok edeceğiz” diye sevindiği bir dönemde ortaya çıkan bir liderin yaptıklarını hiçbir zaman unutmadılar…

Adı Türkiye Cumhuriyeti olan laik bir devlet kurmuştu… Halkı eğitiyordu… Kadınlara, onlardan önce seçme ve seçilme hakkı vermişti…

Öldükten sonra bile etkisi sürmüştü liderin… Türkiye Cumhuriyeti 2’nci Dünya Savaşı’nda tarafsız kalabilmişti…

Savaşın bitmesinden sonra 2 kutuplu bir dünya kurulmuş ve uzun sürecek bir soğuk savaş dönemi başlamıştı… Stalin yönetiminde Sovyetler Birliği’nin Türkiye’den toprak istemesi aslında rakibi ABD’ye yaradı… NATO üyesi yapılan Türkiye’nin her tarafı Amerikan üsleriyle doldu…

Ama şu sıralarda ABD–Türkiye ilişkileri koptu kopuyor…

Diğer süper güç Rusya’ya da pek güvenemediğimiz anlaşıyor…

Asıl tehlikenin dışta olduğunu görmek ve içe dönük siyasi yatırımların, sadece zaman ve kaynak kaybı olduğunu acilen kavramak gerek…