Bize öfke değil,itidal yakışır!

0
70

Hollanda’nın iki bakanımıza yönelik tavrı kabul edilemez. Her platformda ayıplanmalıdır. Ancak bunu yaparken öfkemize yenilmemek, itidal içinde davranmak, uluslararası hukukun ve diplomasinin kurallarından ayrılmamak zorundayız.

Sonuç olarak karşımızda Hollanda ulusu değil, onları temsil ettiğini söyleyen birkaç kifayetsiz muhteris siyasetçi vardır. Çarşamba günü yapılacak seçimde radikal seçmenden oy alabilmek için Türk ve İslam düşmanlığına sığınmışlar, iki bakanımızı bu nedenle hedef seçmişlerdir.
++
Hollanda’yla NATO’da müttefik olduğumuzu, OECD’de aynı masada oturduğumuzu unutmamalıyız.
Bu açıdan bakıldığında, “Nazi”, “Faşist”, “Irkçı” gibi suçlamaların rastgele yapılması yanlıştır.
Yine, “Bunun bedelini ödeyeceksin… Benim vatandaşlarımın üzerine at, it sürersen hesabını vereceksin… Avrupa’dan ses çıkıyor mu? Çıkmıyor. Niye? Bunlar birbirini ısırmaz, aynıdırlar” şeklindeki sözler de, sade vatandaşın duygularına tercüman olsa da sağduyulu bir yaklaşım olarak kabul edilemez.
Öfkemize yenilmemek zorundayız.
Köklü ve büyük bir devlet olmanın gereği budur.
++
Yaşanan krizde medya da iyi bir sınav veremiyor, yangına körükle gidiyor.
Dün, Takvim, “Hoştlanda”, Akşam, “Nazi köpekleri”, Güneş, “Hollanda köpekleri”, Posta, “Avrupa’nın köpeği” manşetleriyle çıktı.
Çoğu televizyon ve radyonun dili de siyaset adamlarımızın ve gazetelerin dili kadar sertti.
Peki, ne yapılabilir?
Hollanda’nın iki bakanımıza yaptığı saygısızlığın karşılıksız kalmaması, devletin itibarını korumak açısından gereklidir. Doğru olan, diplomatik ilişkileri ilk etapta ikinci katip düzeyine indirip bir süre beklemektir.Ve, tabii, siyaset adamlarımız, Hollanda konusunu daha fazla kaşıyarak referandumda kendileri açısından daha iyi bir sonuç alma peşinde de olmamalıdır.