Bize “işe yarayacak” yöntemler gerek!

0
19

Türkiye’de başarıyla(?) kullanılan bir “üste çıkma” yönteminin, başka bir ülkede de işe yarayıp yaramayacağı; söz konusu ülkenin toplumsal yapısına, değerlerine, yasalarına ve demokratik düzenin işleyip işlemediğine bağlıdır…

Hele bu “üste çıkma” yöntemi Türkiye’de bile herkes tarafından haklı bulunmamışsa…

Artık “Zarrab Davası” diye tanımlayarak “bizi ırgalamaz” havası basmaya çalıştığımız bir sorun vardı… Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Hakan Atilla’nın tutuklanıp davaya dâhil edilmesi, bunun o kadar da kolay olmadığını gösterdi…

“Kol saati” dendiğinde hemen akıllara gelen eski bir Ekonomi Bakanı’nın gıyabında tutuklanmasına karar verilmesi ise bir tür “kırmızı alarm” etkisi yaptı… Çünkü başka isimlerin de soruşturulmakta olduğu haberleri sızıyordu…

Sonra Zarrab’ın itirafçı olmaya kabul ettiği söylenmeye başladı…

Çare olarak savcılığın elinde bulunan delillerin “yasa dışı biçimde elde edilmiş olduğu” söylendi ve TC Adalet Bakanlığı. Davanın eski ve şimdiki savcıları hakkında soruşturma açtı… Bu delillerin FETÖ örgütünden temin edildiğine yönelik varsayım yapılıyordu…

Birbiriyle savaşan iki örgütün ellerinde bulunan birbiriyle ilgili delillerin ele geçilmesi halinde, bunun “yasa dışı” sayılacağı diye bir kural var mıydı peki..?

Nitekim New York Güney Bölgesi Başsavcı Joon H. Kim da, soruşturmayı başlatan Preet Bharara ile kendisi hakkında soruşturma açılması ile ilgili olarak, “Duyunca şaka sandım, bu çok komik” diye tepki gösterdi…

Son olarak da davaya bakan yargıcının “Fetöcü olduğu” bombası bir Bakan tarafından ortaya atıldı…

Bütün bunların, davaya bakan mahkemeyi etkileyeceği umuduyla yapıldığına inanmak gelmiyor içimden… Bunların alında imzası olanlar, yaptıklarının “boşuna bir uğraş” olduğunu bilmemesi ihtimalini de, aklımdan bile geçirmemek istiyorum…

Eğer öyleyse, gerçekten battık demektir…

Bence her şey, en geç 2019’daki yapılacak seçimleri garantiye almak için yapılan canhıraş hamlelerden ibaret…

Başka bir yolu yok mu peki..?

Mutlaka vardır… Ama Türkiye yönetenlerin başında, çoğuna bizzat kendilerinin neden olduğu yığınla dert varken, bulamıyorlar işte…

Kendi dışlarından gelen önerilerin önüne, bir tür kale duvarı çektikleri için, duymuyorlar bile… Unutmayın; bu memleket hepimizin..!

Paylaş
Önceki İçerikAsla olmaz deme…
Sonraki İçerikAbluka ve bağımsız Türkiye
Mehmet Ali Yula

Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.