Yıl 1328. Tam 46 yıldan beri Bizans tahtında oturan İmparator tahttan indiriliyor ve çok sevdiği torunu, adaşı imparator yapılıyor.

Bu sırada Osmanlı Sultanı Orhan Bursa’yı zabt etmiş ve İznik’i kuşatmış bulunuyordu. Genç İmparator Andronikos, Pelekanon denilen yerde Sultan Orhan’ın karşısına çıkmış ve yenilmişti (1329). Genç Andronikos 1341 yılında 1341 yılında ölünce, oğlu çok küçük yaşta olduğu için Grand Domestik Kantakuzen hükümet işlerini eline aldı. Kantakuzen’in bu vekil imparatorluğu Edirne ve İstanbul’da bulunan rakipleri tarafından kabul edilmedi. Edirneliler Bulgar kıralı Aleksandr’ı yardıma çağırdılar. Kantakuzen ise Sırplardan istediği yardımı alamayınca Aydınoğlu Umur Bey’den yardım istemek zorunda kaldı.

Aydınoğlu Umur Bey, Kantakuzen’in yardımına 32 gemi ve 29.000 Türk askeri ile geldi. Dimetoka’ya kadar gelen Bulgarları kovdu. Ertesi yıl Umur Bey, tekrar Rumeli topraklarına geçerek Kantakuzen’e yardım etmiş ve Kantakuzen bu sayede tacını ve tahtını koruyabilmişti.

Umur Bey’in donanması Papa ve Venedik ortak donanması tarafından yakılınca Kantakuzen’in yardımı işin Sultan Orhan’a düşmüştü.

Orhan Gazi ilk olarak 5.000 kişilik bir orduyu Kantakuzen’e yardıma gönderdi. Kantakuzen Edirne’yi ele geçirince 1346 Mayıs’ında kızı Teodora’yı Orhan Gazi’ye eş olarak verdi. 1347 yılında yine Orhan Gazi’nin verdiği kuvvetlerin yardımıyla İstanbul’a girerek küçük İmparator Yuannis’le birlikte tahta oturdu. 1347 yılında Sultan Orhan Üsküdar’a gelerek kayınpederi Kantakuzen ile görüştü. Sırplara karşı savaşmak üzere 6.000 kişilik bir Türk ordusunu Bizans imparatorunun emrine verdi.

Kantakuzen, Türklerden asker alarak Bizans tahtına oturmak hayalini gerçekleştirmişti. 1341 yılında Aydınoğlu Umur Bey’in yardımı 1345’den sonra Osmanlılarla devam etti. Osmanlılar bu yardımlarına karşılık 1353 yılında Kantakuzen’den Çimpe kalesini almışlar ve Rumeli topraklarına doğru akmaya başlamışlardı. Türkler, 1354 yılında Gelibolu’yu ve arkasından Bolayır ve Tekirdağı (Tekfurdağı)’na kadar bütün Marmara kıyılarını ele geçirmişlerdi.

Kantakuzen, gerçek İmparator Yuannidis’i tahttan indirerek Bozcada’ya sürgüne gönderdi. Türklerin Rumeli topraklarına ayak basmaları ve süratle yayılmaya başlamaları Kantakuzen’in uykularını kaçırmaktaydı. Çimpe kalesini 10.000 altına satın almak istediğini bildirdi. İmparator Türklerin Gelibolu’yu hemen boşaltmalarını da istemekteydi. İzmit’e kadar gelerek damadı ile görüşmek istediyse de Orhan Gazi rahatsız olduğunu bildirerek görüşmeyi kabul etmedi. Bu sefer Kantakuzen tekrar Sırplar ve Bulgarlardan yardım istemek zorunda kaldı. Ama cevap olumsuzdu.

Kıssadan hisse:

Şimdi ben bu olayı sizlere anlatırken kendimi Orhan Gazi tarafından Bizans’ın emrine verilen 6.000 askerden birisi olarak düşünmekteyim. Hem benim gibi yüzlerce gazi asker birkaç yıl önce Pelekanon’da Bizans ordusuna karşı savaşmış, birçokları şehit olmuştu. Şimdi aynı düşmanın ordusunda, onun yanında savaşmak için gönderiliyorduk. Bizans bizim düşmanımız değil miydi? Şimdi gazilerimiz niçin kâfir ordusunun emrine gönderiliyordu?

Gerçekten 6.000 Osmanlı gazisi gemilerle Rumeliye doğru açıldıklarında akıllarından ne geçiyordu? Komutanları onlara görevlerini ne şekilde anlatmışlardı? Bu gaziler evlerinden ayrılırken anneleriyle, babalarıyla, yavukluları ile nasıl helalleşmişlerdi?

Anayasa halk oylaması TBMM’nde tartışmalı geçti. Şimdi tartışma sırası halkta. Her zaman olduğu gibi marjinal tipler konuyu sıcak çatışmalara, kırgınlıklara sürüklemek isteyecekler. Bunu daha önceki örneklerinden çok iyi tahmin edebiliyoruz.

AKP ve CHP arasındaki iktidar ve velayet kavgasına MHP daha önce CHP saflarında katılmış ve “Hayır” kampanyası yürütmüştü. Bu sefer MHP başka bir safta AKP safında mücadeleye katıldı. Başka türlü olsa bu sefer de vebadan kaçar gibi kaçtığı HDP ile aynı safta mücadeleye katılmış olacaktı.

Şimdi Orhan Gazi’nin askerleri Orhan Gazi’yi eleştiriyorlar. Biz yıllardan beri Bizans’a karşı cihat yaptık. Şimdi onun ordusunda, onun askerleri ile birlikte katılacağız. Bu bize ters geliyor!! Orhan’ın askerlerinden bir kısmı da “Kızılelma, liderimizin emr ettiği yerdir” diyorlar. Başka bir şey de demiyorlar. Şimdi hangisi doğru?

Özün özü: Devlet Bahçeli ve ekibi, son derece hızlı ve karışık olaylar zinciri içinde gerçekten çok büyük, çok değişik bir karar verdiler. Bunun doğru veya yanlışlığını tartışmıyorum. Onların bu ani değişikliği yapmakta elbette ki kendilerine göre haklı sebepleri vardır. Ama asıl mesele bu “haklı sebepleri” tabandaki gazilere anlatmakta ne derece başarı gösterebilecekler?

Kendilerinin bindiği Mercedes’in tekniği ile bu ani değişiklik mümkün oldu. Ama esas merak konusu arkadan gelen taban, Hacı Muratlarla, Toros 12’lerle bu manevrayı yapabilecekler mi?
Dileğimiz yapabilmeleri ve MHP tabanının bu olaydan başarı ve büyüme ile çıkmalarıdır.

PAYLAŞ
Önceki İçerikEkonomi…
Sonraki İçerikMülteci çocuklar eğlendi
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.