Ana Sayfa Yazarlar Biriz, beraberiz, iriyiz, diriyiz, öyle miyiz..?

Biriz, beraberiz, iriyiz, diriyiz, öyle miyiz..?

93
PAYLAŞ

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ak Partililere her mitinginde vurguladığı bir sloganı vardı.

Biriz, beraberiz, iriyiz, diriyiz.
Güzel bir söylem.
Ancak bu söylem, ülkemizin tüm vatandaşları için olsaydı daha da güzel olurdu.
Eğer Cumhurbaşkanlığı yeminine sadık kalarak, bu söylemi ülke sathında tüm partilere oy veren vatandaşları da kucaklasaydı tarihe geçerdi.
Ancak bir türlü uygulayamadı ve bu güzel söylem, hep AK Partililerle sınırlı kaldı. Bir adım öteye geçemedi.
PEKİ, BAŞARABİLİR MİYDİ?
Bence tarafsızlığını elden bırakmasaydı, çok güzel atmosferle, Türkiye’yi daha iyi yerlerde taşıyabilirdi.
Geçen yazımda, yüzde 50’nin üzerindeki başarılarıyla şu anki siyasiler içerisinde en güçlüsü olduğunu vurguladım.
Hem de öyle bir iki yıl değil 14 yıldır ezici çoğunlukla partisini tek başına iktidara taşıyan bir liderdir Erdoğan.
Beğensek de beğenmesek de bu olgu Recep Tayyip Erdoğan gerçeğidir.
Tek eksiği, Cumhurun başı olduğunda, bu şansını kaçırmasıdır.
Derler ya her işin bir finali vardır. İşte Recep Tayyip Erdoğan tüm vatandaşları kucaklama şansını iyi kullanmadı.
ÇOĞULCU DEMOKRASİ BİR SİNDİREMEDİK
İşte Avrupa’yı Avrupa yapan değerlerin başında, çoğulcu demokrasi geliyor. İnsanlar, demokrasiyi o ülkede yaşayanı ile siyasetçisi ile Kral’ı ile bir bütün olarak yaşıyorlar. İnsanlar üzüm yemenin peşinde, bağcıyı dövmenin peşinde değil. Bizimkiler ise maalesef, çoğulcu demokrasiye geçmemize rağmen bunu sindiremedikleri için bugün başımıza gelenler ondandır.
Hep bencilik var ya işte, onda başımız dertten kurtulamıyor. Ne varsa, bencilikte.
İSVEÇ 1990 LARDA EKONOMİK KRİZDEN NASIL KURTULDU DERSİNİZ
1990’ların başında İsveç ekonomisi büyük bir ekonomik krize girdi. İş Bulma Kurumlarının önünde, Rusya’daki gibi uzun kuyruklar oluştu. İşsiz kalan insanlar sabahın köründe işsizlik kasasına yazılmak için kuyruğa girdi.
İşte bu durum İsveç’i yönetenlerin utanç oldu.
Ancak bu utanç onları, bir araya getirdi. Sağı ile solu ile bir odaya kapanarak, ülkeyi düştüğü bu  bunalımdan kurtardılar. Yani herkes elini taşın altına soktu. İktidara tam destek verdi. Muhalefet krizden çıkana kadar, bundan faydalanmadı. Grup toplantılarında olsun, parlamentodaki konuşmalarda olsun, kimse iktidarı yermedi. Hep yanında oldu. Bir özveri olursa, bunun başında da birlik altından kalkılmayacak, bir şey yoktur. İşte bugün Türkiye’nin en büyük eksiği budur.
CUMHURİYET’İN İLK YILLARINDA BU VARDI
Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna bakacak olursak, bunu daha iyi anlarız. 1950’lerden sonra ne olduysa oluyor ve Türkiye bencil bir siyasete gömülüyor. Sonra her şey ”ben ve partim için” sloganı haline dönüşüyor.
Ülke çıkarları ise bir tarafa itiliyor. Oysa ilk önce ülke ve millet olması en anlamlıdır.
Türkiye aslında 1950’den sonra hep kaybetti. Hep bölünerek bugünlere geldi. Çoğulcu demokrasiyi, çok partili sistemin hep kötü tarafını aldık maalesef.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam