Gazeteciliği “olması gerektiği gibi” yapmak isteyenlerin işi çok zor…

Artık sadece Ortadoğu’nun değil, tüm dünyanın fokur fokur kaynamakta olması; işi “gündemi takip edip, okuyucularına duyurmak” olan gazetecileri şaşırtıyor…

Haber peşinde koşan muhabirlerden bunları değerlendiren yöneticilere kadar herkes dikkatli olmak zorunda… Örneğin bir muhabir haberini yazdıktan sonra da, pür dikkat konuyu takip etmek zorunda… Çünkü gün içinde o konuyla ilgili peş peşe değişiklikler oluyor ve haber bambaşka şekle bürünebiliyor…

Yöneticiler ise o haberde “gazetenin başını belaya sokacak” unsurlar olmamasına dikkat etmek zorunda…

Gelin Çarşamba günü, yani tek bir gün içinde meydana gelen ve hepsinin haber olması gereken olaylara, şöyle bir bakalım
Gün; Türkiye açısından büyük önemi olan 3’lü Zirve ile başlayacaktı ama önceden çok önemli ikili görüşmeler oldu… Sonra bir “Mutabakat Metni” yayınlanıp Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne vurgu yapıldı…

Aynı anda Erdoğan’la birlikte cephe hattına giden ünlülere yönelik eleştiriler ayyuka çıkmıştı… Hemen peyinden de, ünlülerin karşı tepkisi geldi ve eleştirenler hakkında suç duyuru yapıldı…

Beyaz Saray Sözcüsü, Amerika’nın Suriye’den çekilmekte kararlı olduğunu vurgularken, askeri kanattan “görevimiz daha bitmedi” mesajları geldi…

Sınırlarımızda Fransız askerlerinin devriye gezmeye başladığı da, fotoğraflarla doğrulandı…
Çin, Trump’ın başlattığı ticaret savaşına, “Amerikan mallarına vergi koyarak ve bu savaşın kazananı olmaz diyerek” karşılık verdi…

Türkiye’de bir erken seçime gidileceği söylentileri yayılmaya başladı… Sonra da Hükümet’te değişiklikler beklendiği haberleri…

Gün biterken “Mehmet Şimşek’in istifa ettiği” bombası patladı ama “Başbakan’ın bu kabul etmediği ve vazgeçirdiği” söylenmeye başladı…

Aynı saatlerde New York’tan gelen bir haber ise bir süredir unuttuğumuz bir sorunu, yeniden hatırlattı bize…

Başsavcılık mahkemeden, “jüri tarafından suçlu bulunan Halk Bankası eski Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla için en az 15 yıl hapis, 500 bin dolar da para cezası verilmesini” istemişti… Buna karşılık Atilla’nın avukatları da, bir dilekçe verip Mahkeme Yargıcı Berman’dan “merhamet” talep etmişti…

“Olması gerektiği gibi” gazeteci olanlar, bunların hiç birini atlamak istemez…
Tıpkı bunlarla birlikte; diğer polisiye, sağlık, eğitim, ekonomi, sanat ve magazin haberlerini de atlamak istemediği gibi…

Ne yazık ki, günümüzde böyle olmuyor, olamıyor…
Ne demek istediğimi anlamak isteyenler; gazeteleriyle ve televizyonlarıyla Türk medyasına bakabilirler…

Ufuktaki seçimin gölgesi öylesine düşmüş ki üstümüze, olup biteni göremiyoruz… Silkinip kendimize gelmek zorundayız… Yoksa herkes pişman olacak..!