Ana Sayfa Yazarlar Birbirimizi ne zaman dinler ve anlar olacağız?

Birbirimizi ne zaman dinler ve anlar olacağız?

47
PAYLAŞ

Birbirimizi dinlemek, anlamak ve empati yapmak, gerek bireysel ve gerekse toplumsal anlaşmazlıklarımızın sonlanmasını mümkün kılacakken, bunların tam tersine bir yönelim içinde olmamız, evde de, işyerinde de, siyasette de,ülkede de çoğu sorunların daha da karmaşıklaşmasına ve içinden çıkılmaz olmasına neden olmaktadır.
Bunlardan en yakıcı olanı ise, siyaset sahnesinde yaşanmakta. Dün tartışılmasına, irdelenmesine ve toplumsallaşmasına katkıda bulunulan kimi kavramlar, çatışmanın ve kopuşun nedeni olarak önümüze çıkmaktadır. Bunlardan birisi de, “demokratik özerklik” kavramıdır.
Demokratik özerklik, siyasal-yönetim modellerinden birisidir. Siyasal yönetim, toplumsal yaşamın onsuz olunmaz bir gereği olarak karşımıza çıkan, sosyo-siyasal bir kavramdır.
Yönetim, toplumsal yeniden üretimin süre gitmesi için gereken tüm ilişkileri içerir. Yönetim, yön verme ve düzenleme işi olup, planlama, işleyiş ve denetimi de içerir.
Dar anlamda ev-içi ilişkilerden başlayan yönetim, geniş anlamda devlet erkinde somutlaşır. Dünden bugüne her devlet oluşumu, yön verme ve düzenleme işlevine sahiptir. Yönetim olgusu, değişen koşullara uyarak farklılık göstermekte olup, tarihsel gelişimi, merkezileşme doğrultusunda olmuştur.
Başlangıçtan bu yana, kendi öz çıkarlarını düşünsel olarak en iyi sistematize eden, buna politik içerik kazandırarak, örgütlü zor gücüne kavuşturan, yönetimin de egemeni olmuştur. Kendi öz çıkarlarını sağlam bir düşünsel temele, politik çizgiye, örgüt ve eylem gücüne kavuşturan, buna süreklilik kazandıran ulusal, sınıfsal egemenler, yönetimin öznesi olurken, bunu başaramayanlar yönetimin nesnesi konumundan kurtulamamışlardır.
Sosyo-tarihsel temel üzerinde biçimlenen yönetim biçim ve anlayışları, her toplumun özgürlüklerine göre farklılıklar gösterse de, temelde “merkezden yönetim” ve “yerinden yönetim” olarak ikiye ayrılır.
Günümüz demokrasilerinde halka özgülenen egemenlik, yasama, yürütme ve yargı erki ile kullanılır. Yönetimin merkezden ya da yerinden olması, yasama ve yargı erkinin tek yada birden fazla olmasına bağlıdır. Tek bir yasama organının ve tek bir yargı sisteminin bulunması ve yasaların tüm ülkede uygulanması, merkezi yönetim anlamına gelir.Buna “tekçi”,”üniter” sistem denir.
Buna karşın, siyasal sınırlar içinde birden fazla yasama ve yargı uygulaması var ise, yönetim “yerinden, özerk ya da federal” olarak adlandırılır.
Ulus devlet ve yurttaş kavramının yer tutması öncesinde, örneğin feodal dönemde “derebeylikler, beylikler” göreceli özerk yönetim olarak alınabilir. Bunları günümüzdeki özerk yönetimden ayıran halkın, bu yönetimi belirleme gücünün olmaması, tebaa’dan öteye geçmemesidir.
Günümüzdeki demokratik, özerk yerel yönetim biçeminin yer tutması, halkın iktidarı paylaşma savaşımlarının ürünüdür Gerçekte, yerel yönetimlere meşruiyet kazandıran ve istenilir yönetim biçemi kılan da budur. Bu nedenle demokratik, özerk yerel yada bölgesel yöntemler, kitlelerin öz-yönetim gücünü açığa çıkarabildikleri, demokrasinin beşiği ve okulu olabildikleri gerçek tanımlara ulaşırlar. Bu yönetimlerin uygulamalarından çıkan olumlu sonuçlarını şu biçimde sıralayabiliriz;
Yönetimde yabancılaşmayı ortadan kaldırmak, halkın siyasi istencini geliştirmek,
Bürokratik, hantal,masraflı, anti-demokratik işleyişin aşılmasını sağlamak,
Denge gelir ve kaynak kullanımına yol açarak, daha verimli hizmet üretme olanağını sağlamak,
Militarist, ırkçı, baskıcı merkezi yapıların ortaya çıkmasına engel olmak.
Bu konuyu sürdüreceğim.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam