Bir zamanlar modaydı MODA…

0
115

İstanbul ahalisi “karşıda çok mutena bir yer var” diyerek kulaktan kulağa sosyete fısıltısıyla semtin adını Moda’ya çıkarmışlar. O kadar kim İstanbulludur kim değil yazdıktan sonra doğup büyüdüğüm İstanbul’un yüzük taşından bahsetmesem olmaz. İzel Rozanti kitabı üzerinden girelim konuya.

Sanki birisi İzel beye “yediğin içtiğin seni olsun bana gördüklerini, yaşadıklarını anlat” demiş. Yaşdaşım, lise komşumda karikatürist alışkanlığıyla karakalem çizer gibi çalakalem Moda’sını yazmış. O Saint Joseph’de ben Kadıköy Maarifte okumuştuk. Anlattıkları, daha doğrusu yaşattıkları her yerinden anılarıma, yaşanmışlıklarıma dokundu. Rozanti’nin MODA SEVGİLİM YENİDEN kitabını okurken Yandex sokaklar arası 3D programında gibi oldum. Teker teker Moda semt ikonları; eski Koço Rum Lokantası, ağabeyimin de mezunu olduğu freré’ler okulu Saint Joseph, Mimar Vedat Tek’in iskelesi, Emin Onat’ın evi, Mustafa’nın çayırı vb. kent mobilyaları gözümde canlanıverdiler. Rozanti’de kadınlar hamamından “Annene söyle de babanı da getirsin” diye kovulduğunda ergen kıvamına geldiğini anlayan her Modalı delikanlının geçtiği Arnavut kaldırımı yollardan geçmişti. Levent Yüksel’in günümüze taşıdığı Orhan Veli’nin “hani o Mualla’yı sandala atıp…”şarkısı kıvamında delikanlı coşkusuyla tahtalardan her yaz baştan kurulan Moda Kadınlar Hamamı önüne demir atıp röntgene yatmış. Rum kızlarıyla ”cicini göreyim” teranesiyle evcilik oynamış. Sandal sefaları akşamlarında Moda Deniz Kulübü’nden gelen müzik ruhunun gıdası olmuş. Rol modeli, matematikle başım hoş olmadığı için benimde ekstra ders aldığım Mösyö Matalon’u Moda Deniz ve Lozan Kulübü briç dersleri özelinde anlatırken dönemin yüksek sosyete yaşamının karikatürünü ustalıkla çiziveriyor.

MODALI OLMAK AYRICALIKTIR

Cemil Cem karikatürü

Kitap kapak fotoğrafında ki gibi kule trampleninden Jumping jack çekmişliğim olduğundan bana çok hitap etti o ayrı ama, her okuyana İstanbul’un en MODA semti özelinde dönemsel toplum kabul ve değerleri arasında nostaljik anlar yaşatıyor. Neler anlatmıyor neler; Yıllardır ninelerimizin adak adadıklarını sandığımız Koço Lokantası altında ki gizemli Aya Ekaterini ayazmasın da “aşka” yer olmadığını öğreniyoruz. Meğerse burası Telli Baba’ya benzemez aşka dair hiçbir dilek tutmazmış. Çünkü insanlardan bir kısmının inandığı ve dilden dile aktardığı efsanede ki aziz Katerina aslında sevdiğine kavuşamamış. Ruhu hala oralarda gezermiş.

Eğer sevgiliye kavuşmakla ilgili bir dilekte bulunursanız asla kabul olmaz. Ama işle parayla ilgili dileklerinizin hemen kabul edilmesini sağlarmış.
60 sonlarında “laz kalfa kat karşılığı yap sat” furyasında anneannemin Mektep Sokak’ta ki canım ahşap kaplamalı kagir evi betonlaştırılırken geçici oturduğumuz Cem Sokağın adını ilk Türk karikatürünün mimarı olarak bilinen Cemil Cem’den aldığını ve bugün evinin cafe olduğunu yeni öğrendim.

Modalının aykırılığına örnek olarak üstat Cem’e bir parantez açayım; Onu benzersiz yapan en önemli özelliği karşısında kim olursa olsun kalemini eğmemiş olmasıdır;

Cemil Cem, istibdat döneminin yıkılmasına karşın padişahlığını koruyan 2. Abdülhamit’in korkulu düşü olur. gerici 31 mart olayı (1909) nedeniyle Selanik’e sürüldükten sonra bile onun peşini bırakmaz. Dönemin bütün siyasal yaşamı karikatürlerinde yerini alır. devrimi gerçekleştiren İttihat ve Terakki’yi, daha sonra kurulan muhalif Hürriyet ve İtilaf Partisi’ni bütün dostlukları bir kenara iterek acımasızca eleştirir. karikatürlerindeki kararlı tavrını şu sözleri kanıtlamaktadır; ” bakınız biraz evvel size Hakkı Paşa’yı çok sevdiğimi söylemiştim. Bu sevgim, sadrazam olduktan sonra Hakkı Paşa’ya dair karikatür yapmama mani olmadı. Bunları belki hislerime rağmen yaptım. Başka türlü hareket etmek, elimden gelmezdi. Çünkü iş başında idi. İşleri yapan o idi. İcraatını sessiz geçemezdim. ”Kitabın son sayfalarına gelirken Modalı olmanın katmerli İstanbulluluk ve ayrıcalık olduğunun ayırdına vardım. Hani nasıl derler “Modalı olmak üstüne siner insanın”. Modalı her şeyin farkındadır.
Mesela günümüze çıkarım yapacak olursak; “Modalıyı asla kandıramazsınız”. Modayı abarttığımı sanmayın, bütün zamanların en Modalısı, kitapta yaşamından kesitler okuduğumuz Haldun Taner bugün yazabilse böyle güzel ve epik anlatırdı. Keşke bir başka has Modalı Ömür ağabey(Göksel) Moda’da yaşadıklarını notalara dökse de şarkısını dinlesek MODA’nın. İstanbullu olmak Modalı olmak yaşamakla öğrenilir. Kolayı yok mu? VAR. İndirirsiniz “PİRİ” aplikasyonunu, basarsınız 7TL’yi o size PERA’yı merayı görsel anlatır. Ha koyma akıl mı oyma akıl mı derseniz. Yaşamın her kesitinde koyma akla HAYIR.