Kukla’ya değil, Kuklacı’ya bakmamız gereken bir çağda yaşıyoruz… Dünyada birkaç Kuklacı ve birçok ülkede de kuklalar var… Ne yazık ki, uzunca bir süre için değiştirilmesi mümkün olmayacak bir katı gerçek bu…

Bu yazının konusu kuklalar değil, Kuklacılar olacak… Çünkü önce onların yok olması gerek, insanca yaşayabilmemiz için…
Kuklacı için en zor olan, “başarılı olacak” bir kukla” seçmektir…
Mutlaka hırslı, kendine hayran, her konuda son sözü söylemek isteyen biri olmasına dikkat edilmelidir…
Normalde, bu vasıflara sahip birinin “kukla olmayı” kabul etmemesi gerekir…
…Ve bu noktada çok önemli bir sorun daha çıkar Kuklacı’nın karşısına…
O da, kukla adayının “cahil olduğunu bilmeyecek kadar cahil biri olması” şartıdır…
Çünkü cahil birini kandırmak kolaydır…
Bu koşullara uygun bir aday bulmayı, tek başına çözemez Kuklacı… Özel danışmanları olması, bu danışmanların altında çalışan “aday bulma ve bilgi toplama ordusu ve onlara yardım etmeye hazır ‘gönüllüler’ gerekir…
Kukla adayıyla aynı ülkeden gelen bu son kesim, sadece kendi çıkarlarının peşindedir… Bir kısmı istediğini aldıktan sonra, hata yapan bir kısmı ise hemen devreden çıkarılır…
Bu çalışmalar bitip uygun bir kukla adayı bulunduğunda, ikinci evreye geçmenin, yani onunla yüz yüze konuşmanın zamanı gelmiştir… El altından haber yollanıp davet edilir…
Ama Kuklacı’dan önce başkalarıyla yüz yüze konuşması gerekir… Sivil toplum kuruluşları, dini cemaatler, forumlar gibi… Hatta eğer varsa, adayın geldiği ülkenin vatandaşları tarafından kurulmuş gruplar gibi… Bunlar bittikten sonra da, sıra siyasilere ve giderek resmi görevlilere gelir…
Kukla adayının Kuklacı ile yüz yüze konuşabilmesi, son kademedir…
İş oraya kadar geldiğinde zaten seçilmiş demektir…
Onunla ilgili tüm bilgilere sahip olan Kuklacı’nın, “çoğu ileriye yönelik göz kamaştıran vaatlerini” dinler…
Ayrılıp ülkesine dönerken mutludur… Artık tüm dünya öğrenecektir onun nasıl biri olduğunu…
Ama tüm bunlar, Kuklacı’nın başarılı olduğu anlamına gelmiyor… Çünkü bazı kuklalar sapıtıyor…
En yaygın olan sapıtma da, Kukla’nın “ben neymişim be ağbi” demesi…
Geçmişte böyle yapan kuklaların acı sonralarına tanık olduk… Aralarında Saddam gibi Kuklacı’nın emirleri yerine getirip “Kuveyt’i işgal ettiği için” yok edilenler bile oldu…
Son numara ise “gelen emirlere ve tavsiyelere uymaya” alışmış Kukla’yı bundan mahrum bırakmak… Böylece de hata üstüne hata yapmaya zorlamak…
Aslında bir tür “kendini yok et” emri vermek gibi…
Sakın Kukla’ya “kendin yaptın, kendin buldun” demeyin…
Çünkü Kuklacı, onun yerini alacak yeni bir kukla arayışına başlamıştır bile..!