Ana Sayfa Yazarlar Bir Padişahı Tahttan, Genel Başkanı koltuktan indirmek mi zor?

Bir Padişahı Tahttan, Genel Başkanı koltuktan indirmek mi zor?

277
PAYLAŞ

Sultan İbrahim, nam-ı diğer Deli İbrahim. IV. Murad’ın erkek çocuğu olmadığı için hayatta kalabilen ve 25 yaşında iken Osmanlı tahtına sorunsuzca oturabilen bir padişah.
Sultan I. Ahmed’in oğullarından. Saray’da ağabeylerinin birer birer boğdurulduğunu görmüş, kafes arkasında her gece ölmüş, her gece dirilmiş bir zavallı.
IV. Murad 1640 yılında 29 yaşında ölmüş ve İbrahim kafes arkasından çıkarılarak tahta davet olunmuştu. Ancak bunun ağabeyinin bir oyunu olmasından korkan İbrahim, cenazeye dokunup öldüğüne kesin olarak inandıktan sonra tahta oturmaya razı olmuştu1.
Osmanlı tahtının tek erkek üyesi idi ve kendisinin oğlu yoktu. Tahtın vârissiz kalacağından korkan devlet adamları onun bir an önce erkek çocuk sahibi olmasına çalışıyorlardı. Ancak Sultan İbrahim kadınlardan cüzzamdan kaçarcasına kaçıyor, saray doktorlarının yaptıkları kuvvet macunları bir işe yaramıyordu.
Safranbolulu Cinci Hüseyin adıyla meşhur olan kişi padişahın derdine deva buldu ve kendi cebini de altınla doldurdu. Padişahın Mehmed adı verilen şehzadesi dünyaya geldi.
Önce kadınlara karşı soğuk davranan Sultan İbrahim, şimdi de aşırı kadın düşkünü bir kimse olmuştu. İpşir Paşa’nın Sivas’ta bulunan, güzelliğiyle meşhur karısının boşattırılması ve saraya gönderilmesini isteyecek kadar azıtmıştı.
Beşinci, altıncı hasekilere Şam gibi ünlü şehirlerin vergi gelirlerini bağışlamaktan çekinmiyordu. En büyük merakı ise gördüğü her yeri samurlarla döşetmekti.
Yeniçeri ağalarından ve vezirlerden samur ve akça istekleri bardağı taşıran son damla oldu. Kara Murad Ağa kendisine gelen tahsil memuruna şunları söyledi:
“Var Defterdar Efendiye söyle. Ben Girid’den geldim, ince perdaht barut ile yağlı kurşundan gayrı nesnem yoktur…”
Sadrazam Ahmed Paşa’nın Yeniçeri ağalarını öldürtmek için tertibat yaptığı haber alınınca asker, Sadrazamın kellesini istedi ve Sofu Mehmed Paşa’yı sadrazamlığa teklif ettiler. Padişah mührü istemeye istemeye Sofu Mehmed Paşa’ya teslim ederken onu tehdit etmekten kaçınmadı. Bunun üzerine Yeniçeri Ağaları Padişahın tahttan indirilmesine karar verdiler2.
Bir padişahın tahttan indirilmesi için bilginlerin de askerin yanında olması şarttı. Şeyhülislam bulunan Abdurrahim Efendi durumu onaylayarak bütün ulemayı Fatih Camii’ne davet etti. Kazaskerler ve bütün ulema, yeniçeriler, sipahiler taht değişikliği (hal) konusunda hemfikir idiler.
Oğlu İbrahim’e biraz da kırgın bulunan Kösem Sultan, “ 7 yaşındaki bir sabinin” padişahlığının mümkün olup olmayacağını sordu. Kendisine Kazasker Hanefi Efendi cevap verdi: “ Akılsız büyüğün saltanatı caiz değildir fakat akıllı sabinin saltanatı caizdir”.
Topkapı Sarayı’nda Babü’s-saâde (Akağalar Kapısı) önüne taht kuruldu ve 7 yaşındaki şehzadeye ilk biat eden kişiler Şeyhülislâm ve 70 yaşındaki Sadrazam Sofu Mehmed Paşa oldu. Sonra diğer vezirler biat ettiler. Ancak çocuk yaştaki padişahın ürkmemesi için diğer devlet erkanı biat merasimine katılmadı.
IV. Mehmed, nam-ı diğer Avcı Mehmed böylece padişah oldu3.
Sözün özü, bir Osmanlı padişahı askerin ve ulemanın ortak kararı ile tahttan uzaklaştırılıyor ve 7 yaşındaki bir çocuk tahta oturtuluyordu.
XXX
Çok partili dönemdeki siyasi yapıya baktığımızda siyasi liderlerin çoğu oturdukları koltuğu ölmeden terk etmek niyetinde olmadıklarını görürüz.
Ayakta duramayacak kadar yaşlı ve hasta olan liderler bile koltuktan kopamamışlardı.
Bugün 3 ayrı muhalefet lideri başarısızlıkla suçlanarak istifa etmeye çağırılmakta. Ama hepsi de “istifa etmemek” için kendi kendilerine haklı gerekçeler bulmakta, istifa etmeye yanaşmamaktadırlar.
Hatta kendilerini istifaya davet eden tabanı gafletle, satılmışlıkla suçlayarak makamlarını korumaya çalışmaları demokrasi tarihimiz için bir leke sayılsa yeridir.
Liderlerin bu hırsını tahrik eden etmenlerden birisi de elbette etrafındaki kurmaylarıdır. Çünkü onlar da liderin başarısızlığında sorumluluk sahibidirler. Liderleri gidince doğal olarak onlar da gideceklerdir. Bu yüzden kurmay heyete dahil bu kitle, liderlerini “direnmek” konusunda zorlamaktadır.
Hem de iki gün önce fırça yiyen, kızağa çekilenler bile lidere sadakat yarışında geriye düşmekten kaçınmaktadırlar. Çünkü o hala “liderdir” ve ağzından çıkacak bir kelimenin kendisini kapı dışı edebileceğini bilmektedir.
Buna karşılık duruma müdahale etmesi arzu edilen lider adayları ise biraz uzakta durarak “eşref saat”in gelmesini beklemeyi tercih etmektedirler. Burada yaşanılan sıkıntı ise “ikinci adam” yetişmesine izin vermeyen liderlerin sebep olduğu kaht-ı ricâl sıkıntısıdır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

5 Yorumlar

  1. Türkmendağı’nda katliam var.
    Türk isen tepki ver.
    Müslüman isen tepki ver.
    İnsan isen tepki ver.

  2. #StopGenocideOfTurkmen Türkmendağı’nda Müslümanlık yok ediliyor. Eğer Müslüman isen tepki ver.

  3. Buna karşılık duruma müdahale etmesi arzu edilen lider adayları ise biraz uzakta durarak “eşref saat”in gelmesini beklemeyi tercih etmektedirler. Burada yaşanılan sıkıntı ise “ikinci adam” yetişmesine izin vermeyen liderlerin sebep olduğu kaht-ı ricâl sıkıntısıdır.

  4. Topkapı Sarayı’nda Babü’s-saâde (Akağalar Kapısı) önüne taht kuruldu ve 7 yaşındaki şehzadeye ilk biat eden kişiler Şeyhülislâm ve 70 yaşındaki Sadrazam Sofu Mehmed Paşa oldu. Sonra diğer vezirler biat ettiler. Ancak çocuk yaştaki padişahın ürkmemesi için diğer devlet erkanı biat merasimine katılmadı.

  5. Siyasi partiler kanununda bir değişikliğe gidilse bu sorun bir nebze olsa çözüm bulur diye düşünmekteyim. Siyasi parti liderini “diktatör” kıvamına getiren parti iç tüzüklerinde de yenilenme yapılması şart olmalıdır. Sadece muhalefet için değil tüm partiler için modern, demokrat ve katılımcı yönergeler olması gerekir. Demokrasiyi, herşeyden önce, bize demokrasi var ede siyasi partilerin özümsemesi ve uygulaması zarurettir.

    Yazınız yine aydınlatıcıydı. Saygılar hocam.

Comments are closed.