Yediden yetmişe herkese, iş, teşvik, kredi, promosyon kampanyaları arasında çiftçilerinin de desteklenmesi de unutulmadı. Her kıtadan çiftler, şimdi Türkiye’den gelecek müjdeli haberleri bekliyorlar.

Nohut ve arpadan sonra dünyada ne kadar pirinç, fasulye, kırmızı mercimek hatta buğday üreticisi varsa, “Türkiye ne zaman sıfır gümrükle ithalâta başlayacak?” diye her gün bizim Resmi Gazete’yi takip ediyorlar.

İlk destek Kanada, Meksika ve Hindistan nohut çiftçilerine verildi. Sonra da arpada Arjantin, Rusya ve Ukrayna çiftçileri, “yeni ekim mevsimi öncesinde elde, depoda, siloda ne kadar stok varsa Türkiye alacak” haberleriyle sevinç gösterileri yapmaya başladılar. Şimdi sırada bilumum diğer bakliyat var. Her ülkede çiftçiler, “bize de piyango çıkar mı?” misali bekliyorlar.
İşin daha ilginç yani biz aldıkça, dünya genelinde bu ürünlerin fiyatı artıyor. Artıkça içeride zam geliyor, zam geldikçe enflasyon zıplıyor. Yesek de yemesek de gaz yapan cinsinden bir arz-talep meselesi.

Ne hazin değil mi? Yakın geçmişte tahıl ürün ve üretiminde kendine yetebilen yedi ülkeden biri olan, tarım ürünlerini “harp olur darp olur” mantığıyla sadece askeri ve stratejik amaçlı ithal tahıl stoklayan ülkemizin gözü kulağı şimdi limanlarda, nohut, arpa gemilerini bekliyor. Buğday gemileri de yakında sıraya girer.
İşin şu boyutu her zaman dikkat çeker: Acaba birileri bu anî sıfır gümrüklerden zengin edilmeye mi çalışılıyor? Çünkü geçmişte gece yarısı kararlarla bazı ürünlerin “gemiciklerle” ithalâtına geçici sürelerle, örneğin mısır gibi, izin verildiğini biliniyor.

“Efendim ülke içinde birileri stoklama yoluyla kara borsa yapıyor, fiyatları yukarı çekiyor, terbiye için” deseler, anlarız. Ancak geçmişte et ürünlerinde de sık sık “fiyat terbiyesi” amaçlı ithalât izinleri verildi ama bir şey değişmedi. Vatandaş Arjantin bizonunu, Avusturya koyununu yerli et fiyatından yemeye devam ediyor.
“Bu defa yok öyle bir şey, memlekette yetersiz üretim, plân, program, teşvik, destek ve de hatta kıtlık, kuraklık var, bu nedenle” deniliyorsa o zaman iş tamamen başka yönlere gider ki yorumlar ve tepkiler referandum öncesi “manidar” karşılanır.

Şimdi el âlemin çiftçisini zengin ederken sıfır gümrüklerin bizim piyasalarda en fazla yüzde 20 ucuzlama yaratacağı söyleniyor. Ucuzlamayı bırakın, “dolar, nakliyat, ithal bakliyat” deriz, daha yüksek fiyattan satarız.
En yerinde tespit ise şu: Deniliyor ki; 2016 sonbaharında yerli bakliyat üretiminin yetersiz olduğu biliniyordu. O zaman önlem alınsaydı fiyatlar bu hale gelmezdi. Doğrudur, o tarihlerde dolar da lirayı ezip geçiyordu, bir şey yapılmadı. Şimdi hem para hem bakliyat piyasalarını kontrol almaya çalışıyoruz. Bedelini de boş cüzdanıyla, tenceresi boş vatandaş ödüyor.
Memleketi iki nohuda muhtaç getirenler hayırlara vesile olsun.

PAYLAŞ
Önceki İçerikBizim siyasetçimiz argoyu çok sever!
Sonraki İçerikKıyamet’e 5 kala!
İsmet Hazardağlı
1984 yılında çalışmaya başladığı gazetecilik mesleğinde, çeşitli haber ajansları, dergiler, gazeteler ve televizyon kanallarında muhabir ve üst düzey yönetici olarak görev yaptı. Sonsöz'de ekonomi yazıları ile sizlerle!