Kadınlar Günü’nü kutlamak, bana biraz ters geliyor… “Ne yani, yılda yalnızca bir gün mü kadınların olacak?” sorusu kafama takılıyor…

Peşinden de, “tüm canlıların dişi ve erkek olanları varken ve bunları, örneğin “dişi geyik-erkek geyik” diye ayırmazken; insanları kadın-erkek diye ikiye bölmek neden?” demek geliyor içimden…

Adı ne olursa olsun, bir canlı türünün yaşayabilmesi için dişiler ve erkekler gerekir… Doğa’nın kuralı bu… Cinslere göre bazı farklılıklar gösterse de, tüm canlılar yaşamını devam ettirirken iş bölümü yaparlar…

Doğurmak ya da döllemekten bahsetmiyorum. Maksadım, günlük ve olağan hayatta görülen “iş bölümünden” söz etmek… Örneğin aslanlarda avlanma işinin yalnızca dişilere düşmesi gibi. Onlar avlanıyor ve tüm sürüyü besliyor… Erkeklere ise “döllemek” görevi düşüyor…

Her aslan sürüsünün “erkek” olan bir lideri var. Lider olabilmesi için diğer bütün erkeklerden daha güçlü olması gerekiyor ki, görevini yapabilsin… Ama sonunda ihtiyarlıyor ve onun yerine geçmek isteyen genç erkeklerden birinin saldırısına uğruyor, ama öldürülmüyor… Yalnıza sürüden kovuluyor…

Bundan sonra onu bekleyen şey çok korkunç… Avlanamadığı için aç kalıyor ve giderek daha güçsüzleşiyor ve en sonunda da sırtlanlara yem oluyor…

İlgi çekici bir şey de, pek çok canlı türünde erkeklerin “cinsel obje” olması… Güçlü beden yapıları ve göz alıcılıklarıyla göze batanlar erkekler… Erkek aslan gibi, tavus kuşu, ördek, hatta horoz gibi… İnsanlarda da; ilk başta durumun böyle olduğunu, tarihten edindiğimiz bulgulara dayanarak biliyoruz… En azından “Anaerkil” düzen değişene kadar…

Ve düzen değiştirme çabalarının; uzun bir süreyle insanları “evde ve dışarıda” diye bölünen ikili bir yaşam sürdürmek zorunda kaldıklarını hatırlıyoruz… Erkekleri evde “kuzu” dışarıda “aslan” rolünde oldukları bir tiyatro gibiydiler…

Asıl darbe, insanların “cinsel obje” değiştirmesiyle geldi… Baskılara dayanamayan kadınların kurtuluş çabası olarak başladı ve kaş yapma yerine göz çıkartma sonucunu getirdi… Süslenerek, makyaj yaparak, saç rengini değiştirerek başlayan çabalar; estetik operasyonların, silikonların katılımıyla sektöre dönüştü… İşin içine para da girmişti artık…

İnsanoğlunun doğayı mahvetme girişimleri, nedense dur durak bilmiyor. Kendini kadın-erkek diye bölmek, bunları en tehlikelilerinden biri… Ama çare, yılın 1 gününü kadınlara vermek değil ki…

Bu; kirlenen havaya karşı bir “nefes alma günü” belirleyerek mücadele etmek gibi bir şey oluyor…

Çare kafaları değiştirmek… Başvuru adresi de Cumhuriyet ilkeleri ile nefes alma günleri..!