Bir dilek tut ve ona tutun…

0
73

Hayatı içime dokunan bir kadından bahsetmiştim dünkü yazımda. Kadınlar günü vesilesiyle haberi yapılan. Futbol ve Fenerbahçe hayranı 49 yaşındaki Azize Ay’ı anlatmak istiyorum size.

Ay, Diyarbakır’ın Karaçalı köyünde dünyaya gelmiş. Acılarla geçen bir yaşamı var, ne kadar belli etmek istemese de. Daha üç aylık bebekken babası ölmüş. Annesini amcası ile evlendirmişler hiç bekletmeden. Amcasından kardeşleri olmuş. Azize, amcasını baba olarak bilmiş. Oysa babalık yapması gereken amca Azize’nin bütün isteklerine set olmuş. O bunu dillendirmiyor ama öyle görünüyor. Çünkü istemesine rağmen okuyamamış.

“İlkokula kadar okuyabildim” diyor, o da küçük kardeşlerine koruma görevi yapması için onlarla ilkokula gönderilmiş. Sonrasını okumasına izin verilmemiş. Oysa o yaşlarda okula gidebilseydi daha başka bir hayat olabilirdi.

On yedi yaşlarındayken Ankara Sitespor ve Adana Dostlukspor’dan kuzeni aracılığıyla kendine teklif gelmiş ama amcası buna da engel olmuş. Futbolcu kuzenine istemişler, ama futbol oynamasına izin verilir diye, amca bu evliliğe de karşı çıkmış.
Azize Ay erkenden evlenmeyerek, belki de içten içe, ailesini protesto etmiş ve 40 yaşında evlenmiş.
Hacı olduğunu söylediği kocası, ailesinden daha şefkatli yaklaşmış ona. Onun bu futbol aşkını kendisine daha önce söylemediği için üzülmüş. Kocasından oldukça memnun. Çocukları yok ama belli ki sorun da olmamış.

Evlendikten sekiz sene sonra, üçüncü ligde mücadele eden Diyarbakırspor kapısını çalmış.
“Kız ister gibi, beni istediler takımlarına” diyor, kendi ifadesiyle. Öyle mutlu olmuş ki çocukluk hayalleri, sonunda karşılık bulmuş tam 48 yaşındayken.
Yeşil sahalarda 49’una basmış. Genç kızlar ona, “abla sen yorulma” diyorlarmış, ama kim tutar Azize’yi? Futbol oynarken kendini çok daha genç hissediyormuş çünkü.
Hatta yıllardır hayran olduğu futbol takımı Fenerbahçe’nin başkanı, Aziz Yıldırım’la tanışmak ta nasip olmuş.
Kısacası, geç te olsa mutluluk kapısını çalmış. Sanki “bir dilek tut” der gibi…
Sonunda bugüne dek hiç olmadığı kadar mutlu olmuş.

Kendi seçmediği ama ona iyi davranan bir kocası var. Sevdiği işi yapıyor, daha ne kadar yapabilirim diye düşünmeden.
Bütün Türkiye hikâyesini duydu ve onu kalbinde hissetti.
Bazı yerlerde kadın olmak böyle zordur işte.
Ertelenen hayatlardan bir tanesi, onun hayatı.

O bunları ne kadar normal bir şey gibi anlatsa da, içinde, kıramadığı zincirlerin acısını hissettiğine eminim.
Ama ne kadar büyük bir azim ve aşkmış ki yaklaşık yarım asırlık ömründe bu tutkudan hiç vazgeçmemiş.
Ancak her zaman hikâyeler böyle mutlu sonla bitmiyor.
Beni etkileyen pek çok şeyden bir tanesi de bu ya.
Hayatı 48 yaşına kadar geldiği gibi devam etseydi ne olurdu?

Paylaş
Önceki İçerikKemal Karacehennem’i son yolculuğuna uğurladık
Sonraki İçerikTek adam için çırpınan MHP
Rana Elik

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6’ya geçti,6 ay sonra Amerika’ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.