Bir bombanın hikayesi

0
218

Evvelki akşam eve dönerken yolun polisler tarafından kapatıldığını gördüm.Bütün trafiği başka bir yola yönlendiriyorlardı. Mecburen o yola girdim ve alternatif yoldan eve gitmeye çalıştım.

O sırada aklıma terör alarmı geldi, işte dedim Almanya’ya geldi terör korkusu o yüzden sıkı denetlemeye başladılar.
Çünkü bugüne dek bu kadar sıkı polis çevirmesi hiç görmemiştim.

Fransa ve Belçika’dan sonra Almanya’da da böyle yaşama geçiyoruz diye düşünmeye başladım.
Yaklaşık yarım saat dolandım, evime giden tüm yolları polis çevirmişti. Paranoyak bir şekilde, acaba benim evime bir şey mi oldu demeye başladım.
Hatta acaba evdeki çocuğumun başına bir kaza mı geldi, dışarı çıktı mı, kayboldu mu, ne oldu diye kafamı yemekle meşgulken bir açık aralıktan evimin arkasındaki kiliseye çıktım ve nefesimi tutarak eve girdim.

Her şey normaldi. Haberlere baktım, ne var diye.
Meğer Mercedes fabrikasının 1940’lardan kalma eski binasını yıkarlarken 1940 yılından kalma patlamamış bir bomba bulmuşlar saat 17.00 de ve 5 dakikada şehri kontrol altına alıp civardaki iki 500 kişiyi binalardan çıkartmışlar ve uzmanları bekliyorlarmış. Sıfır kaos ortamında.
Bu kadar organizasyon yetenekleri ve ciddiyetleri hayran bıraktırıyor insanı.

Bu arada Mercedes fabrikası evime 900 metre uzakta, bomba da öyle. Neyse uzmanlar halletti de normal hayata döndük.
Telefonda konuştuğum bir arkadaş, Mercedes fabrikasının o yıllarda savaşa panzer, mühimmat, araç gereç ürettiğini söyledi.
O yüzden orayı yok etmek için uçaklar alçaktan uçup bomba bırakırlarmış. Çocuklar o sırada ellerini başlarına koyup sığınaklara koşarlarmış. Büyükannesi o bombanın bulunduğu yere yakın otururmuş ve sonunda taşınmışlar.

Sonunda Fransız ordusu girmiş şehre. Amerikalılar, İngilizler hepsi birlikte sivilleri kontrol ediyormuş.
Gün boyunca kapıları açık bırakmak zorundalarmış, askerler kolayca kontrol etsin diye.
En çok da Fransız ordusundaki Faslı askerlerden çekmişler. Bütün evleri talan edip, para ve mücevher istiyor, bazen de kadınlara sataşıyorlarmış.
Son cümlesine hiç şaşırmadım, daha geçen ay Fas’ta yabancı kadın olmanın tehlikesini gördüğüm için.
Kısaca savaş çok kötü. Savaşı yaşayanlar sağ kalsa bile yıllarca travmayı atlatamıyorlar.
Her an ölüm kalım meselesi…
O yüzden, yurtta sulh, cihanda sulh sözü çok değerli olmalı hepimiz için.

Paylaş
Önceki İçerikAtasözleri,halkın ortak değer yargısıdır
Sonraki İçerikMigren ağrılarına akupunktur çözümü
Rana Elik

Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi-Müzik Eğitimi bölümünü bitirdi. İki yıl TRT de spikerlik yaptıktan sonra Türkiye’nin ilk özel televizyonu Star 1 tv ye transfer oldu. 1998 yılında Kanal 6’ya geçti,6 ay sonra Amerika’ya gitti ve bir yıl süresince mesleki eğitimler ve kurslara katıldı. Daha sonra tv8, ETV, Kral TV, Kanal T, Kanal 34 televizyonlarında ana haber bültenlerini sundu, haber programlarını hazırladı ve yöneticilik yaptı.