Ana Sayfa Yazarlar Bir Anı: Tatar Dostlarımla Bir Cuma Namazı

Bir Anı: Tatar Dostlarımla Bir Cuma Namazı

134
PAYLAŞ

1993 yılının Mayıs ayı. Kayseri’de Milletlerarası Hoca Ahmet Yesevi Sempozyumu’ndayız. Kıymetli dostlarım Abdülkadir Yuvalı ve Ali Aktan henüz genç birer Doçentler. Bu fakir de Doktorasını yeni bitirmiş bir Osmanlıca okutmanı.

1993 yılı Pir Ahmet Yesevi’nin doğumunun 900 yılı olarak bütün Türkiye’de coşku ile kutlanıyor. Erciyes Üniversitesi de büyük bir Uluslararası Sempozyumla bu coşkuya katılmış. 26-29 Mayıs tarihleri arasında devam eden bu sempozyumun ilk gününde 2 Tatar Türkü ile tanıştım. Sempozyum boyunca bu 2 Tatar Türkünden hiç ayrı kalmadık. Bunlardan Prof. Dr. Ebrar Kerümullin Gibadullaviç ile yollarımızı ecel ayırdı. Ebrar, 2000 yılında 75 yaşında iken Hakk’ın rahmetine kavuştu. Aziz dostum Prof. Dr. Mir Fatih Zekiyev ise ilerlemiş yaşına rağmen hala bir Tatar delikanlısı gibi yıllara meydan okuyor1. Kazan’da bulunan Tataristan Bilimler Akademisi’nin başkanlığından ayrıldı ama bilim dünyasından hiçbir zaman kopmadı.

Tatar dostlarımla ilk gün anlaşmakta biraz zorluk çektim. Daha sonra bize göre fazladan gelmiş olan “g”leri yok sayınca daha kolay anlamaya başladım. Onlar, “Kazanga gidiyoruz” deyince, ben “g”yi çıkararak “Kazan’a gidiyoruz” diyordum. Sabah kahvaltısında, çay aralarında, yemeklerde hep bir arada oturduk. Ve Cuma günü öğle saatlerinde kapanış oturumu ile sempozyum sona erdi. Herkes Cuma namazına hazırlanıyordu. Ben bu tatlı telaşa Kazan dostlarımı da ortak etmek istedim. Onları da Cuma namazına davet ettim. Cevapları çok ilginçti:

bce4e485-2268-4f07-b71f-89d1e16d358cBiz de gelmek isteriz ama bizler Cuma namazı nasıl kılınır hiç bilmiyoruz, dediler. Ben de kendilerine:
Önemli olan niyettir, gelin biz nasıl yapıyorsak siz de öyle yaparsınız, böylece “ilk Cuma namazınızı” kılmış olursunuz, dedim. Kabul ettiler. Hep birlikte Üniversite yerleşkesindeki çifte minareli, o güzel camiye gittik.
Abdest almak için aşağıya indik. Millet kuyruk olmuş, abdest almak için sıra bekliyor. Bir delikanlı abdestini aldı ve kalktı. Ben Ebrar’ı buyur ettim. Abdest alınacak yere oturdu. Ben bekliyorum. Biraz sonra Ebrar, sol ayakkabısını ve çorabını çıkardı, sol ayağını yıkadı ve tekrar çorabını giymeye başladı.

Ne oldu Ebrar, dedim.
Tamam, abdestimi aldım, dedi.
Ben o an ne olduğunu anlayamamıştım. Ebrar abdest almayı hiç, ama hiç bilmiyordu. Biz girdiğimizde bir önceki delikanlı sol ayağını yıkıyordu. Ebrar da bunu gördü ve abdestin “sol ayağı yıkamak” olduğunu zannetti. O yüzden sol ayağını yıkayıp kalktı. Ben durumu anlattım. Yanına oturdum ve benimle beraber o da abdest aldı. Sonra Camiye girdik. Minik çocukların yaptığı gibi göz ucuyla bakarak birlikte Cuma namazını kılmış olduk. Allah kabul etsin. Benim için çok mutlu bir an idi. Buruk bir sevinç. Sonra Mir Fatih, durumu özetledi:

Yılmaz Agay, bizi kınamayınız. Biz 150 yıl Rus boyunduruğunda kaldık. Siz olsaydınız belki adınızı bile unuturdunuz, dedi.
Bu sözü hep düşündüm. Gerçekten biz Anadolu Türkleri, 150 yılda adımızı bile unutur muyduk? Sonra Suriye Türkmenlerini düşündüm. Halep Türkmenlerinden bu gün ne kadarı Türkçe konuşabiliyor? Ne kadarı Türk olduğunu biliyor? Belki de Mir Fatih haklıydı.
O gün akşam Tatar dostlarımla Ankara’ya birlikte döndük. Onları fakirhanede konuk etmekten büyük onur duydum. Kurban Bayramı, kurbanımızı birlikte kestik. Onları Esenboğa’ya bırakırken birer ağabeyden ayrılmanın burukluğunu yaşadım. Ama dostluğumuz hep devam etti. Abdullah Tukayev Sempozyumu için Kazan’a davet ettiklerinde Tatar konukseverliğini bütün cömertliği ile gösterdiler.
Bu vesile ile Aziz Dostum Mir Fatih Zekiyev’e uzun ömürler, Ebrar Kerümüllin Gibadullaviç’e da binlerce rahmet diliyorum. Allah’ım o güzel Cuma namazı hatırına bütün günahlarını af ve mağfiret buyurur inşallah.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam
PAYLAŞ
Önceki İçerikCennetkuşu’nda kebap keyfi
Sonraki İçerikMamak’ın yeni yüzü Artgarden oldu
Prof. Dr. Yılmaz Kurt
1949'da Osmaniye'de doğdu. Ankara Üniversitesi DTCF Tarih Bölümü Öğretim Üyesi, Yeniçağ Tarihi Anabilim Dalı Başkanlığı, Tarih Bölümü Başkanlığı, OTAM Müdürlüğü görevlerinde bulundu.