Bilmeyenler için PKK (2)

0
102

 

Evet, biraz daha kulak verelim Reşad’ın anlattıklarına. Ama isterseniz önce kim bu Reşad, biraz anlatayım…

Gerçek adının bu olduğunu sanmıyorum… Bir gün gazetenin Avrupa Ofisi’nin kapısını çalmış ve elinde Olof Palme suikastıyla ilgili belgeler olduğunu söyleyip, para karşılığı bize satabileceğini anlatmıştı. Hayatım birkaç ay boyunca, neredeyse onunla yaşayarak geçti. Birlikte yalnızca Almanya’yı değil, İsviçre, Fransa, Belçika ve Hollanda’yı dolaştık. Kimliği bile yoktu. Ama ülkeden ülkeye geçmek için, bir tür “kaçak yolları kullanma uzmanı” olmuştu. Sonunda örgüt tarafından feci şekilde öldürülene kadar, her fırsatta sohbet etmiştik ve bunların çoğu gazeteye manşetten yansımıştı.

Dünkü yazımın sonunda bugünkü yazımın konusunun “PKK’nın eroin ticareti” olacağını söylemiştim. İşte Reşad’la bu konudaki sohbetimizden bir bölüm…

+++++++++++++++

“Bir şey soracağım Reşad, sen katilsin değil mi?”

“Ağbi ben elimi eroin işine hiç bulaştırmadım.”

“Onu söylemiyorum. Sen katil değil misin derken, ‘sen adam öldürmedin mi?’ demek istiyorum.”

“Oldu işte bir şeyler. Ama benimki farklıydı. Nedenlerim vardı benim. Şerefsiz eroincilerin ise hem nedenleri yok, hem de aslında kimi öldürdüklerini bile bilmiyorlar. Yalnızca öldürüyorlar işte.”

“Tam anlamadım Reşad…”

“Yani demek istiyorum ki, tarladaki afyonu yetiştirip eroin imalatçısına satandan başlayarak hepsi katil. Çünkü eroin insanları öldürüyor. Çünkü eroin bağımlılık yapıyor. Çünkü eroin bağımlısı olan, ölene kadar kopamıyor bundan. Çok da uzun sürmüyor ölmesi zaten. İşin en garibi, eroin işi yapanların bu ölenlerin kim olduklarına hiç aldırmamaları. Yalnızca para önemli bu şerefsizler için. Parayı bastırıp alan son kullanıcıyı, tanısa tanısa ona malı satan tanır. Geriye gittiğinde, hiç kimse tanımaz onu. Kadın mıdır, erkek midir, onu bile bilmez. Kimdir bu ölecek olan, iyi biri midir, Türk müdür, Fransız mıdır, Kızılderili midir bilmez. Eroinci ölümü ellerine verdiği kişiyi yalnızca para olarak görür. O kadar işte.”

“Doğru söylüyorsun Reşad. Öteki uyuşturuculardan çok farklı eroin.”

“Evet ağbi… Bak Hollanda’da esrar filan serbest zaten. Adamlar tehlikeyi görmüşler ve eroine savaş açmışlar hâlbuki.”

“Peki, PKK nasıl bulaştı bu işlere?”

“Cevap para ağbi. Sadece para. Hem de çok büyük para. Örgüt bunu fark ettiği anda, burnuna kadar gömüldü eroin işine. Yardım edecek insanlar bulmak da kolay oldu bu arada. Çok büyük para dedim ya. Herkesin gözü döner. Bulgarlar, Sırplar, İspanyollar ve hatta malın PKK’ya ait olduğunu bile bile işe katılıp payını alan Türkler.”

“Bu kadar çok adam mı gerekiyordu yani?”

“İlk başlarda gerekiyordu tabii ağbi. Pakistan’dan, İran’dan başlıyordu iş. Bir kısmı eroin haline dönüştürülmüş, bir kısmı baz morfin ve hatta afyon sakızı olarak buralardan yola çıkıyordu mallar. Bunlar genelde Van üzerinden Türkiye’ye giriyordu sonra da. Baz morfin ve afyon sakızı Van’daki imalathanelerde eroine çevriliyordu. Buradan da İstanbul’a aktarılıyordu. Bir kısmı TIR kamyonlarının zulalarına yükleniyordu İstanbul’da, bir kısmı da yük gemilerine. Daha çok karayolu kullanılıyordu, çünkü gemi ile nakliyat pahalı geliyordu. Genellikle yabancı bandıralı gemiler böyle bir yükü kabul edip risk alıyordu ve bu riskin karşılığında da büyük paralar istiyorlardı tabii. Sırf bu nedenle yol üzerinde yardımcı olacak Bulgarlar, Sırplar falan gerekiyordu senin anlayacağın.”

“İlk başlarda diye başladın söze Reşad. Sonra ne oldu peki, sonra değişti mi durum?”

“Değişti ağbi… Bir gün bir duyduk ki, örgüt 3 tane yük gemisi satın almış. Her biri dünyanın başka bir yerindeki limanlarda kayıtlı 3 yük gemisi. Şimdi araştırsan, bu gemilerin PKK’ya ait olduğuyla ilgili hiç bir şey kanıtlayamazsın tabii. Eroinin büyük kısmını bu gemilerle taşımaya başladılar o zaman. Deniz nakliyatı bedavaya geliyordu artık. Çok daha güvenliydi üstelik. Bir yığın gümrükten geçmek zorunda kalınmıyordu artık. Bu başka bir kolaylık daha sağlamıştı aynı zamanda. Malın önemli bir bölümü Lübnan’dan yükleniyordu. En azından bitmiş eroinler artık Türkiye’den geçirilmiyordu. Bu hem masrafları ciddi şekilde azaltıyordu hem de yükleme işi, örgütün ciddi fiziki varlığa sahip olduğu bir ülkenin limanlarından yapılabiliyordu. Çok daha garantiliydi.”

++++++++++++++

Umarım biraz fikir verebilmişimdir PKK hakkında..!

Paylaş
Önceki İçerikRobogait cihazı umut oluyor
Sonraki İçerikÇocuklara terör olayları nasıl anlatılmalı?
Mehmet Ali Yula

Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.