Biliyorum, kafanız iyice karıştı!

0
153

Bir konuda çok çeşitli haberler yaymanın net amacı, merak edenlerin kafasını karıştırmak ve endişeye kapılmasına sağlamaktır… Tıpkı, yerleşmiş adıyla Zarrab Davası’nda olduğu gibi…

İlk başta sadece Zarrab gözaltına alınıp tutuklanmış ve “asıl hedefe” mesaj verilmek istenmişti… Bir çeşit “kulak çekme” operasyonuydu bu… Pek işe yaramadığı görüldüğünde, Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tutuklanıp, davaya eklendi…
Bu da fayda etmedi ama… Çünkü “Asıl Hedef” pes etmiyor, kendisine yapılan şantaja karşı direnmek için de, başka konularda sorunlar çıkartmaya yönelik hamleler yapıyordu… O zaman eski bakan, Zafer Çağlayan’la birlikte başka Halkbank çalışanları hakkında inceleme başlatıldı… Türkiye Cumhuriyeti’nin eski bakanının gıyabında tutuklanmasına ve hakkında kırmızı bülten çıkarılması, bir tür “son uyarı” gibiydi… Hemen peşinden de, “Zarrab’ın itirafçı olmayı kabul ettiği” haberleri yayılmaya başladı…

Uzun lafın kısası, asıl hedefe yönelik bir “son mesaj demesi” yapılıyordu… Son birkaç gün içinde ise bu “son mesaja” eklemeler yapıldığını görmeye başladık…
Önce Zarrab’ın nerede olduğunun bilinmediği söylentileri çıktı yeniden ve böylece “itirafçı olmayı kabul ettiği” tezi, yeniden ön plana çıktı… Davanın önceki gün yapılan duruşmasına Zarrab’ın ve avukatlarının katılmaması da, bunu pekiştirdi…
Oturum biterken Hakan Atilla’nın avukatı Victor Rocco, mahkemenin hâkimine “Müvekkilim tek başına mı yargılanacak, Zarrab’la mı?” içeriğinde bir soru yöneltti…
Hâkim Berman verdiği cevap da çok ilginç oldu bu arada…

“Ben bu tip sorulara cevap veremem. Bunu davanın günlük kayıtlarından takip edip öğrenin…” Önemli bir ayrıntı da “17-25 Aralık tapelerinin mahkemede jüriye dinletilmesine” de karar verilmiş olması… Ayrıca, FBI’ın 2014 yılından itibaren yapmış olduğu kendi teknik takipleri de kanıt olarak kullanılacak ve FBI teknik takiplerini yapan kişi de mahkemede “tanık” olarak dinlenecek…
Gördüğünüz gibi işler karışık… Çünkü karışıklık işe yarıyor…

Tamam da, “bu işlerle hiç ilgisi bulamayan Türk kamuoyunun da olan biteni şaşkınlıkla ve hiçbir şey anlamadan izlemesine neden oluyor” bu…
Bunun tek nedeni olabilir… O da asıl hedefe bir şans daha vermek ve onu başka konulardaki uyumsuz tavrından vazgeçirmek için ikna etmektir…
Vah Türkiye vah… Bindin bir alamete, gidiyorsun kıyamete..!

Paylaş
Önceki İçerikİttifak mucize yaratmaz!
Sonraki İçerikDerviş kıyafeti…
Mehmet Ali Yula

Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.