Bezeme sanatı !

0
15

“Tarihçinin görevi geçmişi sevmek ya da geçmişten kurtulmak değil, bugünü anlamanın anahtarı olarak onu öğrenip anlamaktır.” E.H. Carr, What is History?
Mimari yapıların dış ve iç alanlarında tekdüzeliği ve yalınlığı giderici bir takım bezeme türleri hep var olmuştur.

Yapının genel görünümüne farklılık ve estetik sağlayan bezeme sanatı, mimarlık sanatına,insanlığın duygu ve düşüncelerine ve sanat tarihine ışık tutmuştur.
Mimari bezemelerde üç yöntem uygulanmakta: 1- Malzemenin doğal renk ve dokusu ile yüzeyler üzerinde bezeme.2- Yapım öğelerini başka malzeme ve biçimlerle süsleme,3- Yapının işlevine uygun olarak yüzeylerde bezeme amacıyla yontma, oyma ve kabartma…
Mimari tasarımda,ölçü,oran,ritim,uyum,denge, geometrik şekiller,çeşitli figürler,birlik.simetri ve renkler etkin ve yaygın bir şekilde yerlerini almışlardır.Yapılarda kullanılan taş, tuğla, metal, maden, ahşap ve diğer malzemeler bezemelerle anlam ve estetik kazanırlar. Görsel zenginlik, insanların ve toplumun göz ve gönül zenginliğini yansıtırlar.

Taşlar, renkler ve ışıklarla mozayiklere yansıtılan motifler, şekiller, figürler ve kültür değerleri, nadide taş takıları,el işleri halk kültürünün zenginliğini, renkliliğini ve çeşitliliğini yansıtırlar. Tarihe ışık tutan anlamları ile geçmişi geleceğe aktararak müzeleri donatırlar.
Kervansaraylar,hamamlar, kümbetler,camiler, medreseler,türbeler,tarikat yapıları,çeşmeler,saraylar,surlar,kaleler,köprüler ve sivil mimarlık örneklerinde yer alan bezemeler,çeşitli yöntem ve türlerle insanlık tarihinin başlangıcından günümüze uzanan çizgide gelişen bilim, sanat ve teknolojilerle beslenerek büyük bir gelişme göstermeye devam ederek gelece uzanmaktadır.

Toplumun ekonomik, sosyal,kültürel ve inanç yapısı ile değer yargıları tüm yaşam tarzı ile birlikte uygarlık tarihe yansımıştır.Bütün bunların izlerini mimari yapılarda bezemelerde ve geleneksel sanatlar ile el sanatlarında, işleme ve dokumalarda gerçek anlamıyla görebilmekteyiz.
Orta Asya steplerinden batıya yönelen ve Anadolu’yu yurt edinen Türkler, geniş bir coğrafi alanda kendi değerlerini yerel verilerle ve çevresel ilişkilerle besleyerek kültür ve sanat tarihine katkılar sağlamışlardır.
9.yüzyılda Samarra kentine yerleşen Türkler,Orta Asya tiplerine ait yüz ve giysi biçimleri ile birlikte değer verdikleri hayvan figürlerini ve inançlarını bezemelerle Cevsak-ül Hakani Sarayı’na aktarmışlar.

Kaşgar,Semerkant, Buhara, Talas,Bişkek,Aşkabat, Belh,Horasan,Merv,Burana,Herat,İsfahan, Bakü ve diğer tarihi kentlerde, mimarlık ve sanat tarihine ışık tutan ve anlam katan yapıların bezemelerini, Anadolu’da, Suriye’de, Irak’ta, Kafkaslar ve Balkanlar’da görmek ve karşılaştırmak mümkündür. Yapılarda kalker taşlar ve beyaz mermer kullanılmış.

Diyarbakır,Siirt, Gazi Antep, Utfa, Kahraman Maraş,İznik,Manisa,İzmir, Ankara,İstanbul Bursa,Bitlis,Niğde,Kayseri,Aksaray,Konya,Kars, Erzurum,Malatya,Trabzon, Amasya, Tokat, gibi tarihi kentlerde ulu camilerde,Anadolu kervansarayları ve kent surlar ile kalelerinde, kemerli taş köprüler,kümbetler ve hamamlarında taş ve ahşap işleme ve bezeme sanatının zirveye taşındığına tanık olursunuz. Ünlü seyahatnâmelerde hep anlatılmışlardır.
Halı,kilim, yastık yüzü,divan örtüsü,oyalar,giysiler ve diğer donanım ve çadır gibi kullanım malzemelerinde yer alan işlemeler,figürler,geometrik şekiller,motifler,renkler ve kompozisyonlar yanında hat,tezhip,minyatür,el yazmazı gibi geçmişten geleceğe yansıyan geleneksel sanatlar el sanatlarında görülen ritim, uyum, ahenk , renk ve ışık düzeni, toplumun sosyo-kültürel yaşam felsefesinin derin izlerini taşırlar
Yöresellikten evrenselliğe ulaşan mimari tasarımlar ve bezemeler, teknolojinin gelişmesi ile büyük bir atılım içersine girmektedirler.Sanatsal ve estetik değerler motiflere yansıtılırken, Toplumun geleneklerini ,yaşam tarzını ve felsefesini içeren ruh ve beğeni de figürlere yansıtılır.
İsa’dan önce Mısır’da ,Mezopotamya’da,Orta Asaya’da ve İndüs Vadisi gibi bölgelerde görülen sırlı tuğla tekniği ve Samarra kazılarında ortaya çıkan sırlı, koyu renkli, kırmızı, yeşil, sarı ve turuncu renkte perdahlı çiniler yanında zigzag’lı tuğla dizilmeleri ve renkli geometrik, figürlü ve bitkisel örgeler ve figürlerle anlatılmak istenen düşünce ve duygu zenginliğini anlatmaya sayfalar yetersiz kalmaktadır.

!992-1997 yıları arasında “ Tarihi İpek Yolu Araştırmaları”nda gördüğüm, 3500 yıl öncesine ait yerleşim yeri olan Hoço,Mezardağ’da , Uygurlara ait hayvan desenli (at) bir el yazması,Bin budha mağarası duvar süslemeleri, Semerkant Şah-ı Zinde mezar yapıları topluluğu’nda, Burana Kale ve Balasagun minaresi’nde,Semerkant , Buhara,Talas ve Merv gibi tarihi kentlerdeki yapılarda gördüğüm bezemelerde yer alan motif ve şekillerin ülkemizdeki Selçuklu ve Osmanlı eserlerine yansımış olduklarını gözlemledik.
Taşa,tahtaya, mermere,metale ve dokumalar ile yazmalara anlam ve ruh katan bezemeler,süslemeler,işlemeler yöresel halk kültürünün derin izlerini yansıtırlar.
1954 yılında resmen kurulan ve Nurullah Berk’in girişimleriyle Beşinci Kongresini İstanbulda yapan “ Sanat Temkitçileri Cemiyeti “ ve daha sonra kurulan “Uluslararası Sanat Tenkitçileri birliği” bu alanda önemli çalışmalara imza atmıştır.

Sivas Gökmedrese ‘de hayvan başları, Konya Kalesi’nde çift başlı kartal,Erzurum Çifte Minareli Medrese kapısında çift başlı kartal,palmiye ağacı ve ejder kabartması,Kubadâbat Sarayı duvarlarındaki figürlü çiniler,Konya Alaettin Camisi mimberi,Karatay Medresesi taç kapısı,İnce minareli Medrese , Sivas Çifte Minare taçkapısı, Buruciye Medrese taç kapısı ve Sultan Han dış kapısı gibi görülmeye değer tarihi yapılara değer katan kabartmalar, oymalar, boyalı, çinili,alçılı taş işçiliğini ve ahşap bezemeleri zirveye taşıyarak sanat tarihini taçlandırmaktadır.
Araştırmacı Santayana (Life of Reason) şöyle demekte :”Geçmişi hatırlayamayanlar onu tekrarlamaya mahkûmdurlar.”