Yılın ilk günlerinde ham petrol fiyatları varilde 80 dolara dayandı. Çoğu kişiye sürpriz gibi gelse de bu beklenen bir süreç. Petrol üreticisi ülkeler geçen Kasım ayında üretimi kısarak fiyatların 70–80 dolar düzeyine çıkarılmasını planlamışlardı.

Ancak İran, S. Arabistan, Venezüella olmak üzere çoğu petrol üreticisi ülkelerde yaşanan iç karışıklıkların fiyatları 100 dolara çıkarma ihtimali yüksek. Bunları bırakalım artışlar bugün için bize nasıl yansır?
Doların ve petrol fiyatlarındaki en küçük oynamalara karşı sürekli neredeyse otomatik zam yapılıyor. Bu mantıkla gidersek petrol 50-55 dolar bandında seyrederken benzinin litresi bize 5 liranın üzerinde yansımıştı. Şimdi varili 80 dolar olduğuna göre benzinin litresinin en az 7 lira ya da 2 dolar karşılığı olması gerekir.
Ham petrol fiyat artışlarını pompaya yansıtmamak için yapılacak sübvansiyonlara para bütçede yok. Ya zam yapıp maliyeti vatandaşa çıkaracaksınız ya da bir yerden kısıp artışları ekonomiye yansıtmayacaksınız. Buna birde döviz kurlarındaki yükselişler eklenirse seyredin enflasyonu. İşimiz zor.

YAĞDIR MEVLAM SU!

Türkiye ortalama her on yılda bir kuraklık döngüsü yaşar. Tahminlere göre, bu yıl bu döngünün zirve yaptığı yıllardan biri olacak. Rastlantımıdır bilinmez ama bu kuraklık memleket ekonomisinin hep en kötü olduğu yıllara denk düşer. On yıl önce de 2008 yılında kuraklığın yanı sıra dünyada emlak finansmanı krizi patlamıştı.
Susuzluk tüm hayatı olumsuz etkiler, başta enerji fiyatları olmak üzere her şeyin maliyeti zincirleme artar, enflasyon uçuşa geçer, üzerine bir de döviz sıkıntısı ve ham petrol fiyat artışları da eklendi mi gelsin krizler, acı reçeteler. Gözüken bu defa 2008 yılındaki gibi “teğet” geçmeyecek.
Ancak biraz iyimser olabiliriz. Türkiye’de yağışların ekonomiye katkısı 15 Şubat–15 Mayıs tarihleri arasında olur. Diğer tarihlerde yağan yağışların hiçbir ekonomik değeri yoktur. Geldiği gibi gider, buharlaşır, ne toprağı besler ne de su rezervlerini.
Bahsettiğimiz tarihler arasındaki yağışlar ister kar, ister yağmur olsun, toprağın altına iner, dereleri nehirleri coşturur, barajları doldurur, berekete dönüşür, sıkıntılar azalır. Dua edelim bahar yağışları bol olsun. Yağdır Mevlam su!

BAY BİNALİ’NİN OTOBÜSÜNE BİNMEYİN

Siyaset dünyasında eleştiriler ve yakıştırmalar ulaşım araçları üzerinden devam ediyor. Bu tanımları ilk Cumhurbaşkanı Erdoğan, AKP kökenli muhaliflere yönelik eleştirisinde CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nu kastederek “Bay Kemal’in kayığına binmeyin” şeklinde kullanmıştı. Kılıçdaroğlu da buna cevaben “bindiğimiz kayık değil Bandırma gemisidir” demişti.

İki üç gün sonra Erdoğan bu defa “tren” konusuna girdi ve muhalif AKP’liler için “trenden düşenler düştükleri yerde kalır” dedi.
En son CHP’lilerin kara yolu taşımacılığındaki sorunlara ilişkin TIR” araştırmaları konuşuluyor. Erdoğan, buna kara yolu ulaşımında yaptıkları işlerle cevap verdi, konu tekrar açıldığında “Bay Kemal’in kamyonuna binmeyin” diyebilir.
Gelecekte gündeme bağlı olarak “Bay Kemal’in uçağına, Ferrari’sine, jet skisine binmeyin” gibi benzetmeler siyasetimize renk katabilir.
Bu arada Başbakan Binali Yıldırım da bir TV programı için otobüs sürmüş. CHP’liler de “Bay Binali’nin otobüsüne binmeyin” derlerse iş daha eğlenceli hal alır. Maksat polemik olsun torba dolsun.