Sizi, 20. Yüzyılın ilk yarısındaki fotoğrafıyla baş başa bırakmak istiyorum. Bugünkü halimizi mukayese imkânı verir diye, düşünüyorum.

William Shirer’in, “Nazi İmparatorluğu” adlı kitabından birkaç kesiti dikkatinize sunuyorum:

“…Hitlerin Adalet Müşaviri Dr. Hans Frank, yargıçlara sesleniyor: “Nasyonal sosyalizm karşısında hukuk bağımsızlığı yoktur. Vereceğiniz her kararda önce kendinize şunu sorunuz: “Benim yerimde olsa nasıl karar verirdi?” O dönemde ideal yargıç, kendisini ’in yerine koyarak karar veren, yargıçtı…”
Bazı yargıçlar yine de hukuktan tamamen vazgeçmemişti. Mesela, 1934 Mart’ında Reichstag yangınının dört komünist sanığından üçünü, Reichsgericht, yani Alman Yüksek Mahkemesi beraat ettirmişti. Bu olay Hitleri o kadar öfkelendirmiş ki… Vatana ihanet davaları yüksek mahkemeden alınmış, “halk mahkemesi” adı verilen yeni bir mahkemeye verilmişti…

“Yeni mahkeme kısa sürede ülkenin en korkunç mahkemesi oldu. Mahkemede meslekten gelme dört yargıç vardı; öteki beş yargıç partiden, S.S’lerden ve ordudan seçilmişlerdi. Böylece çoğunluk meslekten gelmeyen yargıçlardan oluşuyordu.”

“Bu korkunç halk mahkemesinden bir süre önce kurulmuş olan, bir başka mahkeme daha vardı; Sondergericht, yani Özel Mahkeme…
Siyasi davalara bu mahkemeler bakardı. Özel mahkemelerin amacı, 21 Mart 1933 tarihli kuruluş kanununa göre, ‘hükümete karşı girişilen gizli saldırı olaylarına’ bakmaktı. Özel mahkemelerde üç yargıç vardı ve bu yargıçlar her zaman güvenilir parti üyelerinden seçilirdi…”
Nazi iktidarında mahkemelerin tek görevi, rejim aleyhtarlarını cezalandırıp, muhalefeti sindirmekti. Nazi Partisi üyesi yargıçlarla doldurulmuş mahkemeler, bu konuda iktidarın istediklerini genellikle layıkıyla yerine getirirdi.

Ancak Naziler, mahkemelerin “tutuk” kalacağı durumları da düşünmüştü. Bunun da önlemini almaktan kaçınmadılar.
Hitler ve Goering’in ceza davalarını iptal etme hakları vardı. Hitler’in yardımcısı Rudolf Hess ise dünyada çok az insanın sahip olabileceği bir yetkiye sahipti: “Merhametsizlik Yetkisi” Hess, ceza davalarının sonuçlarını izler, sanıkların az bir cezayla kurtulduklarına kanaat getirirse, “Merhametsizlik Yetkisini” kullanarak, cezayı artırabilirdi. Hess, bu yetkiyi kullandığında, sanıklar ya toplama kampına gönderilir ya da idam edilirdi.
Ezcümle;
Hitler Almanya’sını hatırlamış olmaktan ve o döneme ait hakikatleri önünüze getirmekten mutlu değilim, lakin süreç sürerken aklıma geliverdi.

PAYLAŞ
Önceki İçerikYaz saati uygulamasına tepkiler artıyor
Sonraki İçerikMerkez şaşırma faizleri artırma
Gürcan Dağdaş
54. Cumhuriyet Hükümeti'nde Devlet Bakanı olarak görev yaptı. 22 Temmuz 2007 Genel Seçimlerinde, MHP'den Kars Milletvekili seçilerek Türkiye Büyük Millet Meclisinin 23'üncü dönem üyesi oldu. Aralık 2013 yılında, MHP'den istifa etti. Toplumsal Çözülme, Kağıda Düşenler, Düşünceye Davet ve Fetret Dönemi Yazıları ismiyle yayınlanmış, dört kitabı var.