Korku Nedir?
Herkesin  yaşayabileceği bir duygudur. Korku, aniden ortaya çıkan bir tehlikeye karşı gösterilen bir reaksiyondur. Bu tehlike gerçek ya da kişinin algıladığı bir tehlikedir. Söz konusu bu tehlike kişide savaş ya da kaç tepkisini ortaya çıkartır. Çünkü kişiler bir korku duyduklarında bütün içsel kaynaklarını kullanarak, bu tehlikeye karşı kendilerini savunmaya çalışıyorlar ya da söz konusu bu tehlikeden kaçıp kurtulmaya, oradan uzaklaşmaya çabalarlar.
Bugün ki yazımda korkularımı seslendirmeye çalışacağım. Siyaset ideoloji etnik veya dinsel mensubiyetimi merkeze koyan bir bakış açısından uzak, bir vatandaş olarak  niye korktuğumu anlatmak istiyorum.
Ben niye korkuyorum?
Sokakta gördüğüm her Suriyeli, beni neden korkutuyor? Onun varlığı mı, yoksa Suriye’de olup biten mi?
Bu sorunun cevabını: Suriye’de olup biten diye verdiğimde, korku beni kuşatıyor…
Türkiye Suriye olur mu?
Irak’ın; parçalanma sürecinde ki trajik fotoğrafını her gördüğümde, korku  başını uzatıyor…
Türkiye Irak olur mu?
Mısır’da demokrasinin ve kardeşliğin katlediliş sürecini, demokrasinin katledilmesine gerekçe oluşturan İHVAN’ı düşündüğümde, korku yine yüzünü gösteriyor…
Türkiye Mısır olur mu?
AFRİN’e girileceğini, yetkili yetkisiz birçok insandan duyduğum da, bu sefer korku var gücüyle gırtlağıma çöküyor…
Acaba bir tuzağa mı çekiliyoruz?
Memleketin geleceği açısından Afrin’in ne anlama geldiğini, Emperyalizmin Türkiye’yi kuşatma hamlesinde Afrin’in önemini, bu kuşatmaya asla izin vermemiz gerektiğini biliyorum, ancak bu konunun diplomasi üzerinden çözülmesi için mücadele edilmesinin daha hayrımıza olacağını düşünüyorum!
Aklıma her nedense Saddam’ın Kuveyt hamlesi ve bir milyondan fazla insanın ölümüne sebep olan Irak-İran savaşı geliyor! Savaşla beraber Kuzey Irak’ın kademe kademe nasıl Irak’tan koparıldığını hatırlıyorum! Kuzey Irakta ki bir etnik yapının “Kürtler” Irak’a dışardan müdahaleye nasıl davetiye çıkardığını, Çekiç gücün nasıl konuşlandığını, uçuşa yasak bölge ilanını, nihayetinde bağımsızlık referandumu noktasına gelişi…
Nedense her Afrin’e gireceğiz lafını duyduğumda, bunları hatırlıyor ve soruyorum…
Acaba, Afrin’e giderken, Güneydoğu ve Doğumuz enfekte edilir mi?
Acaba, Türkiye’ye bir dış müdahalenin kapısını mı açtırmak istiyorlar?
Acaba, bölgemizde olup bitenden en büyük hisseyi alan Rusya ve ABD’nin, rekabet maskesi arkasında danışıklı bir ortaklıkları mı var?
Acaba, İran gerçekten bölgede olup bitenden rahatsızlık duyuyor mu? Irak’ta ve Suriye’de ortaya çıkan pastadan fazlasıyla hisse almış ve PJK ile kuzu sarması olan bir İran’a, ne kadar güvenilir?
Acaba, ekonomisi dibe vurmuş bir Türkiye, örtülü silah ambargosu muhatabı bir Türkiye, uzun sürecek bir kara savaşını taşıyabilir mi?
Acaba, kendi içinde çeşitli sebeplerden cepheleşmiş bir millet dışardan gelen tehditlere karşı caydırıcı olabilir mi, bir arada kalabilir mi?
Acaba, bireysel silahlanma ve milisleşme arayışları; muhtemel bir çatışma beklentisinden mi kaynaklanıyor?
Acaba, içerde ve dışarda sıkışan iktidar, savaşı kendi adına çıkış kapısı olarak mı görüyor?
Sorular sorular sorular…
Evet, ben korkuyorum!
Benim korkum gereksiz bir kuruntu olabilir mi diye, kendimi ne kadar zorlarsam zorlayayım, korkum başımdan bir türlü gitmiyor.