Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Hollandalı parlamenter Kati Piri tarafından kaleme alınan Raporda, “16 Nisan anayasa değişikliği paketinin mevcut haliyle yürürlüğe girmesi halinde, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin derhal ve resmen askıya alınması için” çağrı yapılmıştı…

Rapordaki en önemli husus “Anayasa değişikliği paketinin kuvvetler ayrılığı ilkesi ve Kopenhag kriterleriyle uyumlu olmaması” gerekçe olarak gösterilmesiydi…
…Ve bu Rapor; 638 kişi katıldığı bir oturumda 477 oyla kabul edildi…
Gerçeği konuşmak gerekirse, hiçbir zaman AB’nin Türkiye’yi içine alacağına inanamadım… Bunun nedeni, uzun yıllar çeşitli Avrupa ülkelerinde görev yapmış olmam ve bundan kaynaklanan deneyimlerim…
Ama bir taraftan da çok mutluydum, bu AB macerasının başlamasından… Çünkü Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulduğu anda başlayan ama 1940’ın ortasından başlayan bir karşı devrim hareketi ile durdurulmaya çalışılan “muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefi” için bir şans olacaktı bu durum…
Uyum Yasaları dönemi, ne kadar haklı olduğumu kanıtlamıştı bana…
Ne yazık k, çok sürmedi mutluluğum…
Karşı Devrim pes etmemekte kararlıydı… Üstelik 1940’lara göre daha da güçlenmişti artık…
Geçen yıllar, Türklere alerjiyle bakan Avrupalıların elini güçlendirecek hatalar dolu geçti… Ülke yönetiminde giderek daha etkili olan karşı devrimciler, sanki onlara çalışıyor gibiydi…
Şimdi AB Bakanı ve Baş Müzakereci Ömer Çelik’in gösterdiği ““Müzakere başlıklarının açılması Türkiye – AB müzakerelerinin doğası, omurgasıdır. Fasıllar Sorun alanı gördüğümüz bazı konularda beraber çalışmak için vardır. Örneğin Türkiye’de yargı, basın hürriyeti ile ilgili eleştirilerde bulunuyor AB çevreleri. O zaman bunu nasıl konuşacaksınız?” şeklindeki tepki de havada kalıyor bu durumda…
Ya da artık tekerleme haline gelen “Türkiye AB için kilit önem taşıyan stratejik bir ortaktır. Türkiye için de AB önemli tabi…” sözü gibi…
Şu andaki siyasi durum; AB Üyesi olmaya değil, muasır medeniyetler seviyesine ulaşmaya şans vermeyecek gibi görünüyor… Üstelik uzunca bir süre de, böyle olmaya devam edecek gibi…
Yapabileceğimiz tek şey; “Dünyayı şekillendirmeye çalışan” kuklacıların devreye girmemesi için çaba sarf etmek… Özenle, canla başla, durmadan çalışarak..!…

PAYLAŞ
Önceki İçerikYazlık sorunlar
Sonraki İçerikKıbrısın genetiğine aykırı
Mehmet Ali Yula
Gazeteciliğe 1965 yılında Ankara’da başladı. 1970’de Hürriyet’e geçti. 1977’da ek görev olarak İsveç Devlet Radyosu. 1991’de Nokta Dergisi. 1993’da Akis Dergisi. 1994’de Inter Star Televizyonu. 1998’de mesleği terketti. 2006’da emekli oldu.