Bayramlar

0
86

Modern araştırmacılar, dünya üzerinde ilk hayatın bir buçuk milyar yıldan öncelere dayandığını kabul etmişler. Yer yüzünde elli milyondan fazla tür içerisinde insan ön plana çıkmakta ve düne, bugüne damgasını vurmakta ve geleceğe de vuracağını göstermekte.

Aklı, dili, eli ve gönlüyle farklı olan insanoğlu için sayısız araştırma ve eser ortaya konmuş durumda.
Bilim adamları ilkel atmosferin günümüz atmosferine oranla hayat için durumlarını araştırmakta ve bu alanda Nobel ödülü almaktalar. Bir yandan da insanlığı yeni gezenlere nasıl taşırız araştırmaları yapmaktalar. Gelişen bilim ve teknoloji insanlığı yeni arayışlara sürüklemektedir.
Bütün bunlara rağmen sosyal bir canlı olan insanlar,tarihi süreçte yaşamları içerisinde gelenek ve görenekler ile sosyal, kültürel, ekonomik ve sınai gelişmelerin etkisi altında kalmaktalar.

Hz.Mevlanâ’nın dediği gibi “ İnsan, akıl, ruh ve sevgi üçgeninden ibarettir.” Ruhunu huzura kavuşturmak için akıl ve şuur ile ve sevgi ile bağlandığı inançları vardır.
Kutsal değerleri vardır.Bu manevi değerleri her şeyin üzerinde tutarlar. Tarih boyunca inaçlar olan insanoğlu,zamanla gelişen bilgiler ışığında ve hak kitapların ve insanlığın doğruyu bulması için en son Allah tarafından Hz.peygamberimize gönderilen Kur’an’ı Kerim’in ifade ettiği ilahi buyruklarla gönlünü donatmıştır.

İnsan ,insanlar ve hayat üçlemi içinde dinî, örfî,sosyal ve siyasi etkilerle birlikte kendisine bir yaşam yolu çizen insanoğlunun tek başına değil ,birlikte, yan yana ve toplu olarak yaşaması doğal bir zorunluluk olarak ortaya çıkmakta. İnsan tek başına yaşayamaz.Issız adaya çıkan Robinson bile “ Cuma “ adını verdiği bir ada keçisini arkadaş edinmiş ve bir takım söylemler ve hareketler öğreterek hayata katılmasını ve birlikte boş zamanlarını sıkılmadan geçirmelerini sağlamıştır.
“Komşu komşunun külüne muhtaçtır.komşuda pişer bize de düşer, komşusu açken tok yatan bizden değildir,iyilik et ki iyilik bulasın,dilinle ve elinle kimseyi incitme,kırma insan kalbini yapacak ustası yok” gibi binlerce halk sözünde ifadesini bulan felsefe hayatın özünü teşkil etmektedir.
Sosyal, siyasal,kültürel ,tarihi ve dini gerçeklerden doğan gelenekler,görenekler ve bayramlar incelendiğinde karşımıza geleneksel bayramlar, dini bayramlar, ulusal bayram çıkmaktadır.

Toplumun sosyal ve kültürel ihtiyaçlarını gideren Nevrûz, Hıdrellez,Çiğdem ,Hasat Bayramı Vb.bayramlar geleneksel bayramlar olarak halk kültürünün bütün içeriğini kapsayacak şekilde kutlanırken, Ulusal –Milli Bayramlar bir milletin hayatında dönüm noktaları olarak kutlanmaktadır. !9 Mayıs Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı,30 Ağustos Zafer Bayramı,23 Nisan Milli Egemenlik Bayramı, 29 Ekim cumhuriyet Bayramı.
Dini Bayramlar,Ramazan ve Kurban Bayramı olarak değerlendirilir. Bereket, sevgi, saygı, paylaşma, yardımlaşma bayramlarıdır. Dini bayramlar , insani ilişkilerin en geniş bir şekilde geliştiği ve manevi hazzın zirveye taşındığı günlerdir. Mutluluğun ve huzurun sevgi ve saygı ile paylaşıldığı anlardır.
İnsanları kurtuluş yoluna götüren, doğruyu yanlıştan ayıran kutsal kitabımız Kur’an’ın indiği ay olan on bir ayın sultanı bereket ve fazilet ayı Ramazan’da tutulan oruçların, edilen duaların, kılınan namazların ve yapılan iyiliklerin kabul olması dileğiyle Ramazan Bayram kutlanır.
Ramazan Bayramı’nın ,tüm insanlığa,ülkemize ve dünyaya huzur , güvenlik ve barış getirmesi dilek ve temennisi ile İslâm âleminin bayramını kutluyorum.