Bayramlar kuşku yok ki bir sevinç ve neşe günüdür. Dini bayramlarımız ise güzel duyguların coştuğu, sevgi ve saygı, hislerinin Müslüman vatandaşlar arasında alabildiğine canlandığı güzel günlerdir.

Bayram günlerinde yardımlaşma ve kaynaşma son sınırına varır. Bayramlar insanları kaynaştırıp bir araya getiren en güzel vesilelerden biridir.
Öyle ki, bayramda zirve yapan yardımlaşma ve hediyeleşme ruhu yalnızca hayatta olanlara bağlı kalmaz, kabristanlara gidip kabirlerinde bir Fatiha okumaya kadar uzanır.
Ramazan Bayramının toplumda ayrı bir yeri vardır. Çünkü Ramazan Bayramı, her gün tutulan orucun iftar vaktindeki sevinci gibi, tutulan bir aylık orucun toplu bir iftar sevincini ifade eder.
Bir ay gibi uzun bir süreyle, özellikle Ramazan’ın yaz mevsimine denk geldiğinde bu sıcak günlerde oruç tutan vatandaşlar, sabır imtihanını vererek manevi sorumluluktan kurtulmanın sevincini Ramazan Bayramında yaşama imkânına kavuşurlar.
Ramazan Bayramı Müslüman âleminin en önemli iki büyük bayramından biridir ve şu özellikleri taşır:
Bir aylık oruçtan sonra yeme-içmenin ve her türlü helal nimetten yararlanmanın serbest olduğu;
Müslümanların eğlenip birbirlerini ziyaret ettikleri, hediyeleştikleri;
Çocukların, fakirlerin ve kimsesizlerin sadaka verilerek sevindirildiği;
Kardeşliğin toplumun her kesiminde canlı olarak yaşandığı;
Allah’a karşı da sorumluluklarının bilinciyle topluca bayram namaz kılma mutluluğudur.
Bayramın canlılığını hissetmek, diğer günlerden farklı bir gün olduğunu görmek, güzel elbiseler giymek, birbirimize karşı diğer günlerden daha fazla güler yüzlü davranmak önemlidir.
Yakın akrabaların, komşuların birbirini ziyaret edip bayramlaşmak toplumsal dayanışma açısından olduğu kadar birlik ve beraberliğimiz için de önemlidir.
Ramazan Bayramımıza az bir süre kala hatırlatmak istedim.