Dini bayramlarımızın en güzel bir özelliği de aile, eş dost ahbap ziyaretlerdir, onlarla bir araya gelmektir. Bu gibi ortamlarda havadan sudan sonra konuşulacak bazı konuları size, önerelim. Hoş, “millet tatile kaçtı, ziyarete gidecek kimse kalmadı, kimle konuşacağız bunları” deseniz bile, örneğin:

ABD Başkanı , göçmen ve kaçak işçi sorununa karşı Meksika sınırına inşa edeceği duvar projesine yeni bir boyut getirdi ve yapılacak duvarlara güneş panelleri yerleştirileceğini, elde edilecek elektrik üretiminden sağlanacak gelirle duvarın maliyetinin çıkarılacağını söyledi.
Şimdi biz de Suriye sınırına ördüğümüz duvarlara güneş panelleri yerleştirsek, oradan elektrik üretsek, nasıl olur? Bu duvarların tüketeceği aydınlanma, gözetleme kulübelerinin ısınması en azıdan bu sistemle bedavaya gelir. Üstelik Suriye sınırı gibi her mevsim güneş alan topraklarda sıkıntı yaşanmaz. Trump’un fikrini çalalım, gerçekleştirelim, sonra bunu onlara satalım. Klâsik “Suriyeli çoban, mülteci, terör” sohbetinize yeni bir enerji verir.

Başka bir bayramlık konu: Yine yüce bir proje üretildi. Sosyal yardım alan yoksullara devlet üç iş önerecekmiş. Bu iş önerilerini beğenmeyenlere yapılan sosyal yarım kesilecekmiş. Yoksulu işe alanlara da bildiğimiz prim, vergi teşviki gelecekmiş. Güzel de şu soruyu da sormak lazım: Türkiye’nin nitelikli mi niteliksiz mi iş gücüne ihtiyacı var. Ayrıca bu sosyal yardım alanlar arasında ne kadar çalışabilen, eli iş tutan vatandaş var? Bilgileri, becerileri, eğitimleri ne düzeyde? Zaten bunlar olsaydı bu vatandaşların iyi kötü bir işleri olurdu, sosyal yardıma muhtaç kalmazlardı. Ayrıca istihdam milli seferberliğinin sonuçların yetersizliği ortadayken bir de bu kesime iş bulmak ve yaratmak nasıl bir sonuç verir? Bu sohbet, bir annenin “bizim oğlan da kaç aydır iş arıyor, bulamıyor” sözüyle derin bir sessizliğe bürünecektir ama yapacak bir şey yok.

Buradan lafı, CHP’nin, dere tepe aşarak sürdürdüğü adalet yürüyüşüne ve bayramlardaki geleneksel parti ziyaretlerine getirebilirsiniz. Yürüyüşü sağlık, zindelik açısından ele alıp “esasında biz de böyle yürüsek ne iyi olur” gibi laflarla süsleyip dikkatleri Ankara’da nöbetçi kalan parti yetkilileri birbirlerine yapacağı ziyaretlere getirisiniz. Biliyorsunuz, güya memlekette siyasi gerginliği düşürmek için partililer bayramlarda birbirlerine giderler ama kahve içerken iğneli laflar da ederler. Bu bayramda işler biraz zor. AKP, CHP’ye gitse, bir sürü lâf, CHP, AKP’ye gitse, fırsat bu fırsat, ver eleştiriyi. Ya MHP? AKP, kapılarda karşılar ama CHP yarım ağız “ne iyi ettiniz de geldiniz” der. Yeni saçma sapan gerginlikleri önlemek için en iyisi Ankara’daki CHP’lilerin tümünün “yürüyüşe gidiyoruz” diyerek partiyi odacıya ve sekretere bırakmaları. AKP- MHP ziyareti önemli değil, onlar zaten aynı evde ama ayrı odalarda oturuyorlar. Bu konu da “seçimler ne zamandı?” cümlesiyle biter.

ziyaretinde illaki dolardan, faizden bahsedecekseniz, “eylül ayına dikkat, FED piyasadaki dolarları çekecekmiş, olan yine bize olacak” dersiniz, sohbet “dolar kaç lira olur” soruru etrafında döner durur.
Futbol, transfer, Kocaman, Tudor, Güneş, Katar, emekliye zam, zaten herkesin bildiği konular, ağız açmaya değmez. Hele şortlu kız, saldırı, tacizi unutun.
En iyisi bu konulara hiç girmeyin, metal ve mental yorgunluklarınızı giderecek işlerle meşgul olun. Sevgiden, dostluktan, anılardan, bu yazın düğünlerinden, hayallerden konuşun, ölmüşlerinizi yad edin.
Burası Türkiye, iş olacağına varır. Musa Eroğlu’nun dediği gibi “ne de olsa yolun sonu gözüküyor”. İyi bayramlar.