Ana Sayfa Ekonomi Bayraktar: Bizi doyuran çiftçilerimize çok şey borçluyuz

Bayraktar: Bizi doyuran çiftçilerimize çok şey borçluyuz

45
PAYLAŞ

Genel Başkanı Bayraktar: Çiftçimizin üretimini sürdürülebilmesi için tarlasında kalmasını sağlamamız lazım. 2014 yılında olduğu gibi bu yıl da tabii afetlerden yakasını bir türlü kurtaramayan çiftçimize desteğin artırılarak sürdürülmesi gerekiyor

Ankara – Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, zor tabiat koşullarına rağmen, yağmur, çamur demeden gecesini gündüzüne katarak üretimi devam ettiren, en hayati ihtiyac olan gıdanın sofralara ulaşmasını sağlayan çiftçinin kıymetinin iyi bilinmesi gerektiğini belirterek, “Bizleri üç öğün doyuran çiftçilerimize çok şey borçluyuz” dedi.
Bayraktar, tüm dünyada, 1984 yılından buyana, her yıl 14 Mayıs gününün “Dünya Çiftçiler Günü” olarak kutlandığını belirtti.
Şemsi Bayraktar, 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, tarımın, enerji ile birlikte en stratejik sektör olduğunu, gıda güvencesinin, her zaman tüm dünyanın temel meselesi konumunu sürdürdüğünü belirtti.
Dünyada gıdaya erişimin çok büyük sorun olmaya devam ettiğini, yüz milyonlarca insan ekmek bile bulamazken, 1,5 milyara yakın insanın da ihtiyacının çok üzerinde gıda tükettiğini bildiren Bayraktar, şunları kaydetti:
“Birleşmiş Milletler, dünyada açlığın son yıllarda azalmasına rağmen, 805 milyon kişinin hala yetersiz beslenme problemi yaşadığını, bazı Afrika ülkelerinde 4 kişiden birinin kronik açlık çektiğini, Asya’da ise 526 milyon aç insanın bulunduğunu son raporunda açıkladı. Bütün bu veriler, dünyada hala gıda güvencesinin önemli bir sorun olduğunu ortaya koyuyor.
Buna karşın ülkemizde, çiftçimiz, zor tabiat koşullarına rağmen, yağmur, çamur demeden gecesini gündüzüne katarak üretimi devam ettiriyor. En hayati ihtiyac olan gıdanın sofralara ulaşmasını sağlayan çiftçimizin kıymetinin iyi bilinmesi gerekir. Çünkü onlar bizleri üç öğün doyuruyor. Çiftçilerimize çok şey borçluyuz. Onların binbir emekle ürettiği ürünleri israf etmeden tüketmeli, düzenli bir gelir elde etmelerini sağlamalıyız.”
Tabii afetlerin iki yıldır çiftçiyi çok olumsuz etkilediğine dikkati çeken Bayraktar, “Çiftçimizin üretimini sürdürebilmesi için tarlasında kalmasını sağlamamız lazım. 2014 yılında olduğu gibi bu yıl da tabii afetlerden yakasını bir türlü kurtaramayan çiftçimize desteğin artırılarak sürdürülmesi gerekiyor. Çiftçimiz, üretimi sürdüremez ve tarımdan koparsa ülkemizin gıda güvencesi de tehlikeye girer” dedi.
Tarım ekonomiye büyük
katkı sağlıyor
Tarımın, temel ihtiyaç maddelerinin üretildiği bir sektör olmasının yanı sıra, gıda sanayi ile tekstil ve konfeksiyon sanayisine hammadde temin ettiğini, ulaştırma, ticaret, finans, otel ve lokanta sektörlerine büyük katkı sağladığını bildiren Bayraktar, şöyle devam etti:
“Tarım, 2014 yılında, gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 7,1’ini karşıladı. Bunun yanı sıra diğer sektörlere kaynak aktarıyor. Ekonomiye katkısı yüzde 7,1’in çok üzerindedir. Yine 2014 yılında istihdamın yüzde 21,1’ini sağladı. İşsizliği 2,1 puan düşürdü. 18 milyar dolar ihracata zemin hazırladı. 12,4 milyar dolarlık ithalat yapıldı. Tarım 5,6 milyar dolarlık dış ticaret fazlasıyla kronik dış ticaret fazlası vererek ekonomimize büyük katkı yaptı. Buna rağmen, çiftçimiz bunun nimetlerinden yeterince yararlanamıyor. Kırsalda gelir, ülke gelir ortalamasının üçte birinde kalıyor. Bu adaletsizlik bir an önce düzeltilmelidir. Tarımdaki gelir düşüklüğünün en önemli sebebi yapısal sorunlardır. Parçalanmış tarım arazileri nedeniyle işletme büyüklükleri 61 dekara düşmüştür. Parsel büyüklüğü 5-6 dekara kadar inmiştir. Bu kadar küçük parsellerde verimli tarımsal faaliyet yürütmek imkanı yoktur. Arazi Kullanımı ve Toprak Koruma Kanunu parçalanmanın önüne geçecektir. Bunun yanı sıra toplulaştırma çalışmalarıyla parseller ve işletmeler büyütülmelidir. Buna müteakip sulama yatırımlarının tamamlanması, yüzde 60’a varan basınçlı sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması çok önemlidir. Halen 5,9 milyon hektar olan sulanan arazi miktarının 8,5 milyon hektara çıkarılması, hem verimi artıracak hem de sulu tarımın yapıldığı, Türkiye’nin arz açığı bulunan yağlı tohumlar başta olmak üzere üretimi artıracaktır.
Ekonomik örgütlenme eksikliğidir
Diğer önemli sorun, ekonomik örgütlenme eksikliğidir. Kooperatif ve üretici birlikleri idari ve mali açıdan güçlendirilmeli, fonksiyonel hale getirilmeli, profesyonel bir şekilde yönetilmelidir. Örgütlenme eksikliği dolayısıyla üretici pazarda yalnız kalmaktadır. Ürününü iyi bir şekilde pazarlayamamaktadır. Bundan dolayı tarla ile market arasında yüzde 400-500’lere varan farklar ortaya çıkmaktadır. Hem üretici yeterli gelir elde edememekte hem de tüketici uygun fiyata ürün tüketememektedir.
Tarımın, temel yapısal sorunları dışında, sermaye yetersizliği, pazarlama, ambalajlama, depolama, kırsaldan göç nedeniyle yaşlanan tarım nüfusu gibi sorunlarının da bulunduğunu belirten Bayraktar, gübre, mazot, elektrik, tohum, ilaç gibi girdilerdeki maliyetlerin de çiftçiye önemli bir yük getirdiğini bildirdi.
Bayraktar, şunları kaydetti:
“Ülkemizde tarım çok büyük potansiyel barındırmaktadır. 2023 yılında 150 milyar dolarlık hasılaya, 40 milyar dolarlık ihracata ulaşmak, 85 milyonluk ülke nüfusu, 50 milyon turisti doyurmak mümkün. Rusya, Kafkasya, Ortadoğu, Kuzey Afrika gibi gıda açığı olan ülkelerin gıda açığının önemli bölümünü de ülkemiz karşılayabilir. Yeter ki çiftçimiz, üreticimiz desteklenmeye devam etsin, yapısal sorunlar çözülsün.
Şartlar ne olursa olsun üretimden vazgeçmeyen, tarlasını, bahçesini, ağılını, ahırını terk etmeyen fedakar, cefakar, vefakar, kadın ve erkek bütün çiftçilerimizin Dünya Çiftçiler Gününü kutluyorum. Tabii afetlerden uzak, hasadı, bereketi, kazancı bol günler diliyorum.”
Soma’nın yıldönümü
Bayraktar, bugünün aynı zamanda Soma’daki maden faciasının yıldönümü olduğunu bildirerek, “faciada hayatını kaybeden madencilerin büyük bölümü çiftçi veya çiftçi çocukları. Geçen yıl, 19 Mayıs’ta bölgeye yaptığımız taziye ziyaretinde bunu gördük. 2014 yılında çiftçilerimiz sadece doğal afetlerde ürünlerini kaybetmedi, Soma, Ermenek gibi maden facialarında canlarını da kaybetti. Bu madenciler çiftçilikten yeterince para kazansa madenci olmayacaklardı. Kırsalı kalkındırmak, kırsal kalkınma desteklerini artırmak zorundayız. Bu vesileyle, Soma’da hayatını kaybeden 301 madencimizi bir kez daha saygıyla anıyor, Cenabı Allah’tan bir daha böyle bir acıyı ülkemize ve milletimize yaşatmamasını diliyorum”

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam