Bayır’dan ‘anayasa’ tepkisi

0
79

CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, Anayasa Komisyonu’nda görüşülen anayasa değişikliği teklifinin, 12 Eylül, 12 Mart darbecilerinin dahi vermedikleri yetkiyi, bir kişiye verme projesi olduğunu öne sürdü.

CHP Milletvekili Tacettin Bayır, yaptığı yazılı açıklamada, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası iktidarın, güçlü bir demokrasi ittifakı çıkarmak yerine, otoriter rejim fırsatçılığı yaptığını iddia etti. Bayır, “20 Temmuz darbesiyle olağanüstü hal rejimi kurulmuştur. Her darbede olduğu gibi 20 Temmuz darbesinde de kendi anayasasını yapmak üzere bu diktatörlük anayasası bize dayatılmaktadır. Yetkili ama sorumsuz, hesap vermeyen bir Cumhurbaşkanı olacak. Dayatılan bu anayasayla yürütme yetkisi doğrudan ve tamamen Cumhurbaşkanına veriliyor, Başbakanlık, bakanlar kurulu kalkıyor. Cumhurbaşkanı istediği bakanı istediği gibi atayacak veya azledecek. Hükümet, tamamen Cumhurbaşkanına bağlı olacak. Bakanlar ve hükümet için artık Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin güvenoyu vermesi gerekmiyor. Hükümeti denetleyecek gensoru kurumu kaldırılıyor. Bakanlar, sadece ve sadece Cumhurbaşkanına hesap verecek, ama Cumhurbaşkanı Meclise hesap vermeyecek. Ne Meclisin ne de başka bir kurumun hesap sorma hakkı olmayacak” dedi.

‘İTİBARSIZ BİR MECLİS HALİNE GETİRİLECEĞİZ’

TBMM’nin 1924’te Atatürk’e dahi vermediği fesih yetkisinin, Erdoğan’a verilmek istendiğini savunan Bayır, şöyle devam etti:

“Denge ve denetimin en önemli unsuru olan bağımsız yargı yok edilecek. Halkın seçtiği vekillerin yok sayıldığı, denetim yetkisi sıfırlanmış, itibarsız bir Meclis haline getirileceğiz. Gensoru ve güvenoyu kurumu yok. Meclisin, hükümet üzerine, ne kurulurken ne görevi sırasında ne de bakanlığın işlemlerini denetleme yetkisi de yok. Meclisi işlevsiz hale getirip ülkeyi Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle yönetecek. Bakanlıkları, kamu idaresinin tamamını, istediği gibi Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle düzenleyebilecek, bakanlıkları, devlet dairelerini, kurumları kuracak, kaldıracak, görevlerini belirleyecek, atayacak, azledecek, disiplin işlerini düzenleyecek, ne kadar devlet yetkisi varsa kullanacak ama kendisi hesap vermeyecek ve denetlenemeyecek. Cumhurbaşkanı, Başbakan ve hükümet yetkililerinin tamamını ve hatta fazlasını kullanabilecek ama yargılanması neredeyse imkansız hale gelecek. Hem Cumhurbaşkanlığı hem parti başkanlığı yapacaksınız, parti başkanı olarak hem bürokratları atayacak hem Milli Güvenlik Kurulu’na başkanlık yapacaksınız hem Hakimler Yüksek Kurulu üyelerini hem Anayasa Mahkemesi’ni, Danıştay üyeleriyle, Yargıtay başsavcı, başsavcı vekilini atayacaksınız hem milletvekillerini belirleyeceksiniz hem de devletin ve milletin birliğini temsil edeceksiniz. Hukuk olacak guguk. Hem tarafsızlık üzerine yemin edeceksiniz. Cumhurbaşkanının yemin etmesini düzenleyen 103’üncü madde oysa duruyor orada, aynen duruyor. Nasıl tarafsız olabileceksiniz?”

‘BÖLÜNMENİN ALTYAPISI HAZIRLANMIŞ OLUR’

Bu anayasanın adının ‘Diktatörlük Anayasası’ olarak değişmesi gerektiğini dile getiren Bayır’ın açıklaması şöyle devam etti:

“Bu anayasa Cumhurbaşkanına, kararname çıkararak merkezi idare kapsamında bölgesel yönetim birimleri, bölgesel yapılar, bölgesel kamu kurum ve kuruluşları oluşturabilme yetkisi veriyor. Bu, federasyona geçiş hazırlığıdır. Bu, bölünmenin yolunu açar. Peki, bu anayasa geçerse ne olur? Bu anayasayla yaratılsa yaratılsa bir diktatör yaratılır. Her şeye dokunan ama kendisine dokunulmayan bir diktatör ortaya çıkar. Demokratik rejimden tamamen ayrılıp otoriter bir rejim kurulur. Hiçbir vatandaşın can, mal ve hukuk güvenliği kalmaz. Her kişi, kurum ve kuruluş tek bir kişinin, bir diktatörün vicdanına terk edilir. Yönetenleri denetleyecek hiçbir üst kalmaz. Devlet yönetiminde ve ülkede zorbalık hakim olur. Bir kişi hem Hükümet hem Meclis hem mahkeme olur. Yasama, yürütme, yargı bir tek elde toplanır. Seçimlerde sınırsız örtülü ödeneğiyle istediği parayı harcar, kamu kurum ve kuruluşlarının başına bürokrat ve hamilerini partisinin il, ilçe başkanı gibi çalıştırır. Devletin bütün imkanlarını, uçağını, aracını seçimlere alet eder. Bunun adına da ‘Demokratik seçim yapıyorum’ der. Etkisiz, yetkisiz, aciz ve sembolik bir Meclis ortaya çıkar. Meclisi mezara, demokrasiyi tarihe gömeriz. Böylelikle bölünmenin altyapısı hazırlanmış olur.”