24 Haziran’a az bir süre kala gündüzleri meydan, geceleri ekran, kıyasıya mücadele sürüyor. Ama ortak payda, bu seçim döneminin yıldızı Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın deyişiyle Bay Muharrem İnce olduğudur.

Bay Recep (biz de onun üslubuyla devem edelim) ve kendisi de dahil, hiç kimse Bay Muharrem’den böylesine güçlü ve devamlılık gösteren bir performansı beklemiyordu. Beklenmeyen diğer bir konu da başta CHP’liler olmak üzere kitlelerin gösterdikleri ilgi.
Bay Muharrem, hitap platformlarını iyi kullanıyor, kısa, net, özet cümlelerle sohbet edercesine derdini anlatıyor, kendisini izleyenlerin ilgisini koparmamak için konu başlıklarında lafı uzatmıyor, hızlıca değiştiriyor, sıradan bir öğretmenin yükselişine göndermeler yapıyor. Dikkat çekmek istediği konuları vurgulamadaki ses kullanımları, konuşmasının sonuna kadar izlettiriyor,“garibanlık, Türkiye’nin zencisi” gibi tanımlarla özellikle yoksul kesimlere ulaşıyor. Boğaz köprülerindeki ücret polemiği ile AKP ekonomi anlayışını iyi özetliyor. Buna karşı konuşma içerikleri tekrara düşmeye başladı. Yeni konulara değinmesi ilgiyi artıracaktır.
Diğer Cumhurbaşkanlığı adaylarına gelince:
Bay Recep’in performansı her zamanki gibi değil ama meydanlardan ekrana, oradan Saray’daki sahurlara kadar her anı değerlendirmesindeki yüksek tempo takdire şayan. Konuşma içeriklerine bakarsanız, yerel konulara ağırlık veriyor, kimi zaman neredeyse “şu kadar kavşak, bu kadar kaldırım yaptık ayrıntısına kadar giriyor. Bu da TV başındakilerin ilgisini koparıyor. Bir de şu üzerinden 25 yıl geçmiş Kılıçdaroğlu’nun SSK (o dönem adı böyleydi) Genel Müdürlüğü’ne geri dönmesi ne kadar prim yapıyor bilemiyoruz.
Erdoğan nedense dış politikalara hiç değinmiyor, “eyy Amerika, eyy Almanya” diye başladığı seslenişlerinden sakınıyor, Kudüs konusuna da girmiyor. Faiz/enflasyon konularını uzun süredir gündeminden çıkarılmıştı, hiç değinmiyor, ekranlarda da sordurmuyor (galiba). Ancak r “tamam, devam, kıraathaneler” konularında rakiplerine verdiği kozları kendi lehine çevirmede zorlanıyor.
Ayrıca Bay Recep diğer adayları yok sayıyor, “Bayan Meral, Bay Temel” diye başlayan cümleler kurmuyor. Varsa yoksa Bay Muharrem. Geçmişte bu kadar çetin rakiplerle karşılaşmayan Bay Recep için son günlerde sık kullanmaya başladığı “işi ikinci tura bırakmayın” mesajı da bu çekişmeyi ve Bay Muharrem’in yakaladığı rüzgarı gösteriyor.
Bayan Meral Akşener de içeceği hep aynı konuşmaları yapıyor, sesi, vurgulamaları hep tekdüze gidiyor. Belli bir süre sonra kopuyorsunuz konuşmalarından. O da Bay Muharrem gibi konuşmalarına yeni unsurlar katmalı.
Bay Temel de her zamanki gibi sakin konuşmasıyla seçim çalışmalarını sürdürüyor. Özellikle eski siyaset arkadaşları olan AKP’ye yönelik eleştirilere girmemesi dikkat çekiyor. Ancak Bay Temel’in yıllar sonra Meclis’e geri dönme mutluluğu yüzüne yansıyor.
Partilere bakarsak;
AKP’de Bay Recep ve Bay Binali dışında genelde konuşan kimse yok. Ara sıra bazı bakanların açıklamalarına rastlanıyor. Bu da partinin seçim söylemlerindeki bütünlüğü bozmamak için olabilir.
Bay Binali’nin esprilerle süslediği açıklamaları kendinse sempatiyi artırıyor.
Bay Kemal, daha çok kapalı salonları kullanıyor, sesi sakin, içeriğinde partinin vaatleri var, Bay Muharrem’in çok önüne geçmek istemiyor, Diğerlerini izleme şansımız olmadığından yorum yapma imkanımız yok.
Öyle böyle derken kazasız, belasız, Bay Muharrem dışında sönük geçen seçim kampanya dönemini tamamlıyoruz. Sonsöz seçmenin olacak.