Ana Sayfa Yazarlar Batılı ve Türk siyasetçilerin farkı: Çok açık ara..!

Batılı ve Türk siyasetçilerin farkı: Çok açık ara..!

128
PAYLAŞ

Türkiye’de bir milletvekili seçimi ile Avrupa’daki milletvekili seçimlerinin hiç mukayesesi yapıldı mı acaba?

Batılı siyasetçi, Türkiye’deki gibi milyarlar harcayarak milletvekili olmak için mücadele etmiyor. Öyle partisine, ya da kendisinin kampanyası için büyük paralar harcamıyor. Lider ya da yakınları tarafından kayrılmıyor. Özel kontenjana tabii tutulmuyor. Batı ülkelerinin hiçbirinde yakın akraba aynı partiden aday gösterilip milletvekili seçilmiyor ve sonra Bakanlık verilmiyor.
BATI’DA GENÇLİK ÖRGÜTLERİ SİYASET OKULU
İsveç’te bugün çok üne kavuşmuş siyasetçilerin nerdeyse hepsi, gençlik yıllarında gönül verdikleri partilerinin gençlik örgütlerinde çalışmaya başlıyorlar. Particiliği oradan öğreniyorlar. İlk önce parti içerisinde kendilerini kanıtlıyorlar. Sonra parti kurulları onu bir şekilde öne çıkarıyor ve aynı zamanda siyaseti ve ülke sorunlarını öğreniyor. Öyle tepeden inmeden, futbolcu transferi gibi partiye alınarak, önce milletvekili sonra bakan yapılmıyor.
Çok siyasetçi hatırlarım, gençlik yıllarında girdikleri partilerinin bürolarında, partinin bildirileri hazırlayıp, fotokopi çekip zarfladıktan sonra postaya verdiklerini. İsveç Parlamentosuna değişik partilerden girip çok sayıda Türk siyasetçi şahsi 5 kuruşlarını daha harcamadan milletvekili de Bakan da oldular.
ASIL YANLIŞ BURADAN BAŞLIYOR
İnanın, Türk siyasetinin bermuda üçgeni burada başlıyor. Düşünün hep duymuşunuzdur. Türkiye’de adı sanı duyulmayan bir milletvekili adayı milletvekili olabilmek için dünyanın masraflarına giriyor diye. Hatta partilere bağış gibi yardımlardan da söz ediliyor. Böyle bir rezillik olabilir mi? Bugün kimse, kimseye bir kuruş vermiyorsa, bir milletvekili acaba neden böyle bir yatırıma girer. Böyle bir mantık, ister istemez doğal olarak “1 koy, 10 al” mantığını da hareket geçirmez mi?
Nitekim Türkiye’de benim tanıdığım anlattığım gibi milletvekili olabilmek için nerdeyse varını, yoğunu ortaya koyan milletvekillerini tanıdım. Daha sonra da verdiklerini kat kat geri aldılar. Milletvekili olmadan evvelki yaşantısı ile milletvekili olduktan sonraki standartları ve görünüşleri değişti. Yani bal tutan, parmağını yalar misali o da köşeye dönenler arasına katıldı.
TÜRKİYE’DEKİ PARTİLERİN GENÇLİK KOLLARINDAN KİM VAR?
Yaklaşık 30 yıldır İsveç’te yaşadığım için, Türkiye’deki siyasi partilerin B takımı yani Gençlik Kolları’ndan yetişen gençlerin kaçının A takımına geçtiğini doğrusu merak ediyorum. Belki ben önyargılı olabilirim. Ancak parmakla sayılacak kadar olduğunu tahmin ediyorum. Türkiye ile Avrupa siyasetçi karşılaştırmalarında işte böyle kıstasları da göz ardı etmemek gerekir.
İSVEÇ’TE NEDENSE SİYASETE ATILANLAR  KÖŞEYİ DÖNMÜYOR
İşte laf laf açıyor derler ya, İsveç’te beş kuruş harcamadan siyasete atılıp, milletvekili olan Bakan veya Başbakan olan insanlar arasında köşeyi dönenlere de tanık olmadım. Zaten böyle bir şey olsa İsveç medyası onları topa tutardı. Çünkü bu ülkede devletin kredi kartı ile bir paket çikolata alan, televizyonun yıllık bandrol vergisini ödemediği için siyasetten aforoz edilen siyasetçileri medya hiçbir baskı olmadan rahatlıkla yanıtladı.
ÇOK PARA KAZANMAK İSTEYENLER SİYASETE ATILMIYOR
İsveç için çok güzel bir örnek vermek istiyorum. Siyasette köşe dönemeyeceklerini bilen ve zengin olmak isteyen hırslı insanlar, siyasete atılmazlar. Onlar için siyaset zaman kaybı. Ya da kafası çalışmayanların yeridir. Onlar ticarete ya da bir kuruluşun üst düzeyi olmak için mücadele ederler.
Çünkü onların hedefinde para kazanmak ve köşe dönmek vardır. Siyasette ise maaşa talim edersin o kadar. İşte batılı siyasetçi ile Türk siyasetçi arasındaki bariz farkı da burada çıkıyor. Bugün Türkiye’de siyasete atılanların, siyasete başlamadan önceki mal varlıkları ile siyasete bıraktıktan sonraki servetleri bir karşılaştırılsa, akla kara da ortaya çıkar.
Ancak bunu yapacak adam gibi adam siyasetçiler, medya ve gazeteciler nerede?
Hadi bir şekilde bir ya da birkaç siyasetçinin yolsuzluk iddiaları duyuldu, yayınlandı, millet de öğrendi diyelim.
Meclis’te lider talimatları ile aklanmadı bu siyasetçiler?
İşte fark budur batı ile ülkemiz arasında. Ve öncelikle çözülmesi gereken kanayan büyük bir yaradır vicdanlarımızda.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam