Ana Sayfa Yazarlar Batılı da değiliz, olması gereken Müslüman da…!

Batılı da değiliz, olması gereken Müslüman da…!

110
PAYLAŞ

Her fırsatta Avrupalı olduğumuzu iddia ederiz. Bunu da gerçekten de, tarih kitaplarımıza geçmiş; ‘Avrupa’nın hasta adamı’ söylemine bağlar, dururuz. 1853-1856 arasında yaşanan Kırım Savaşı sırasında Rusya İmparatoru 1. Nikola’nın sözde etmiş bulunduğu bu söz, Batılı kültürlerde hala yerini koruduğu gibi, ülkemizde de genel gören tabirler arasındadır.

Peki, biz gerçekten  Avrupalı mıyız?
Bu sorunun cevabını vermek için ‘Avrupalılık’ kavramına bir göz atalım mı?
Her Avrupalı ülkesindeki yargı, yürütme ve yasama güçleri arasındaki bozulmayan ve birbirinden bağımsız anlayışa fikren bağlıdır. Dahası, ülke vatandaşlarının, ödedikleri vergilerin nereye harcandığını birey olarak sorgulamalarına da, iç ve dış politikanın nereye yöneldiğine cevap istemelerine de tamamen bağlıdırlar.
Yurt dışında görev yaptığım sırada belediye sınırları dışına çıktığında, o şehrin plakasını taşıdığı için bazı vatandaşların, vergileriyle ilgili sorularına muhatap kaldım.
Bunun yanı sıra, Batılı ülkeler vatandaşları, bırakın gönül verdiği partilerin; tüm partilerin kendilerine posta kutularına veya e-posta hesaplarına doyurucu bilgi bırakmalarını bekler. Bu beklenti, tabiatıyla o vatandaşın cebinden çıkacak parayı hedef almaktadır. Bunun da ötesinde, herkes yakından tanıdığı yerel bir politikacının başarılı olmasını bekler. Hâlbuki ülkemizdeki politikacılar parti genel merkezleri tarafından belirlenir!
Yukarıda belirttiğim beklentiler ülkemiz halkı açısından geçerli midir? Hangimiz, ödediğimiz verginin, hangi politik gerekçelerle harcanmakta olduğunu hiç sorguladık mı?
Birkaç cılız sesin dışında, yargı, yasama ve yürütme arasındaki sınırların bulandırılmasına kimler karşı çıkmadı? Bunun dışında, bizim adımıza bunun hesabını soracak Sayıştay’ın devre dışı bırakılması bizi zerre kadar ilgilendirmiyor aslında. Tüm halkımız ‘cebine dokunmayan yılan’ a teslim olmuş durumda.
Şimdi Avrupalılığı bir kenara koyalım ve Müslüman bir toplum olduğumuzu tartışalım!
Bugün, kültürümüzdeki bozulmanın bile farkında değiliz. Eskiden yardım yapan da, yardımı alan da etrafından çok çekinirdi, utanırdı! O nedenle her şey, etraftan gizli bir şekilde yapılırdı; ne yardımı alan, ne de yardımı yapan bilinmezdi.
Ancak günümüzde ne yazık ki tüm fakir vatandaşlarımızda ve bırakın hamiyetperver vatandaşlarımız ile yardım kuruluşlarında bu hassasiyet kalmadı. Ötesinde, tanımadığımız şahsiyetlerin sözde bizi temsil ettiği bir ortamda hala siyasal partilerimizi konuşur, dururuz!
Sadece bugünkü değil; 1950 yılından bu yana doludizgin, her istediğini yapagelen tüm iktidarların karşısında bir yaprak niteliği ve hassasiyeti taşıyan halkımıza karşı da hiç bir politikacımız kendisini bir açıklama borcu içinde hissetmemektedir vesselam!
Biz duygusu bol, kendisini Allah karşısında kul olarak kabul eden; buna mukabil başta kutsal kitabımız Kur’an’ı bile okumaktan öğrenmekten uzak bir toplumuz.
Kanaatimce ne batılıyız, ne de Müslüman!

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam