Ana Sayfa Yazarlar Başkanlık Uğruna Partisini ve Yoldaşlarını Harcayan Adam!

Başkanlık Uğruna Partisini ve Yoldaşlarını Harcayan Adam!

106
PAYLAŞ

Öncelikle tüm okurlarımdan özür dilerim; ama özrüm tüm memleketi ilgilendiren bir konudadır! Yani ülkemizi ilgilendirdiği için iç politikaya dair bir şeyler yazmam kimseleri lütfen kızdırmasın! Birkaç hafta önce iç politikayla ilgili her hangi bir konuyu kaleme almayacağımı yazmıştım buradan… Ama sizler gibi ben de artık ‘vay canına’ ve ‘yeter artık’ diyecek bir noktaya geldim!

Göbeğini kaşıyan kesimler merak etmesin… Başbakan Davutoğlu’nun Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşmesinin ardından verilen haberlere göre bir ‘olağan üstü kongre’ kararının çıkmış bulunması, memleketteki bu garip yönetimin değişeceği anlamına asla gelmeyecektir.  AKP’li trollerin zafer şarkılarına devam ettikleri izlenmektedir kahkahalarımızla. Bu kesimlerin zaten ülkemizin temel direklerinden birini teşkil eden ‘laiklik’ konusunda halkımıza aldırmayıp, kendilerine hoş gelmeyen söylemleri benimsemedikleri ortadadır.
Önümüzdeki dönemdeki gelişmeler tabiatıyla Erdoğan’ın tüm devlet teşkilatı içindeki gelişmeleri doğrudan yönlendirebileceği bir duruma yürümesini kuvvetlendirecek bir nitelik taşıyacaktır. Bu da esasen, içinde bulunduğumuz çağda gerçekten anlam taşıyan modern anlayışların reddi anlamına gelecektir sanırım. Anlaşılan AKP yönetimi, Körfez ülkeleri iktidarlarından gerekli dersleri çıkartmışlar!
Her ne kadar bu Arap ilkelliğini iç hukukumuza eklemeye çalışıp Anayasa’mızın yazılı kurallarının açıkça çiğnenmesi anlamına gelen bu süreçte tabiatıyla Davutoğlu’nun, aynen Erdoğan gibi kabahati olmuştur. Davutoğlu tek yönlü tarihi bilgisi, eksik hukuk anlayışı ve biatçı anlayışı ile Erdoğan’ın önünde diz çökmüş, başına gelenlere razı olmuştur. Gelecekte ülkemizde yaşanması muhakkak bir hesaplaşma döneminde tepeden aşağı tüm idarecilerin yargılanacak duruma gelmiş bulunduğu açıktır! Bu 14 yıllık iktidar boyunca kendilerine yasalara aykırı olarak verilen emirlere, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na aykırı olarak uymuş bulunan tüm bürokratlar da artık birinci derecede sorumlu durumdadır.
Bir kişinin ihtirasının ülkedeki yönetimi etkilemesi en azından ülkemizde görülen yeni bir gerçek değildir. Buna geçmişte Demokratik Parti döneminde şahit olmuştuk, keza darbe dönemlerinde de bunları yaşamıştık! Zihni zorlamak açısından; Kuzey Kore deneyimini (nazikâne) hatırlatmamıza izin veriniz; ya da Nazi Almanya’sının mimarlarını.
Unutulmasın ki bugün Türkiye Cumhuriyeti’nin adını, Atatürk’ümüzün mirasını ve Anayasa’mızın laiklik ve sosyal devlet başta olmak üzere temel ilkelerini tanımayan, insanların yaşadığı bir ülkede yaşıyoruz.
Bu durumun düzeltilip, ülkemizde telafisi en az otuz yıl süreceği tahmin olunan tahribatın giderilmesi için halkımızın harekete geçmesine kim öncülük edecektir?

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam