Uzun zamandır Türkiye’nin gündemini hep ’’BAŞKANLIK’’ sistemi belirliyor. Ağzı olan herkes konuşuyor.

Bilen, bilmeyen ahkâm kesiyor. Kamuoyu nitelik olarak bir Başkanlık başlığından başka bir şey bilmiyor.
Başkanlık sisteminin iyi tarafı, kötü tarafı, Türk toplumuna ve teamüllerine uygunluğu v.s gibi konular hiç ele alınmıyor.
Yani tek adamlı bir sistem.

Zamanında tek partili sistemden çok partili sisteme geçen ve hala bunun sancılarını çeken Türkiye, tekrar tek adama dönerse ne olur?

Onu irdelese daha iyi olmaz mı? Daha Başkanlık gelmeden, diktatörlük, padişahlık, hanedanlık diye kamuoyunda algı operasyonları da yapılmadı değil.

O nedenle bu işin tantanası çok oldu. Bu sisteme karşı olanlar ile bu sistemi savunanlar, bu çerçevede kamuoyunu aydınlatarak bir referanduma gitmeliler.
Sonra Türk milleti de neye oy atacağını bilerek ve bu sistemin getirdikleri ile götüreceklerini hesap etmelidir.
Öyle başlıkları ve köşe yazarlarının pof, poflaması ile bu iş gitmez.

TEK ADAMLI TÜRKİYE NE YAPAR

Türkiye siyasi tarihine baktığınız zaman tek parti iktidarları hep Türkiye’nin kalkınmasına imza atmıştır. Peki, tek başkan ile aynı başarımı sürdürülmek isteniyor. Bugün Başkanlığın en güçlü adayı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan örneğinden yola çıkacak olur isek Türkiye’nin yarısı ve dünyadaki imajı daha şimdiden ’’Diktatör’’ ya da ’’Padişah’’ olarak  seslendirilmiyor mu?
Hadi diktatörü anladık da ’’Padişah’’ yakıştırması nereden geliyor dedirtiyor.

E öyle bir Osmanlı İmparatorluğu ve Padişah ulustan geliyorsan bu da doğal olmalı. Ayrıca yıllardır da bir ’’Rövanş’’ dan bahsediliyorsa “acaba” da dedirtmiyor değil.

İŞTE TÜRKİYE’NİN KORKUSU OSMANLI BAŞKANLIĞIDIR

Evet, Türkiye’nin yarısı diktatörlükten korkmuyor. Bu daha çok batının korkusu. Çünkü Türkiye’de hiçbir zaman diktatör çıkarmamıştır.
Ancak Osmanlı’dan dolayı bir Padişah korkusu Cumhuriyet’le birlikte hep olmuştur. İşte Başkanlık tartışmasının arkasındaki korkusu tekrar Osmanlı İmparatorluğuna, padişahlık, hanedanlık korkusundandır.
Bu akım ile birlikte bir de İslam Cumhuriyet’i ve şeriat korkusunda beraberinde yaşanan bir gerçek.
Onun için bu çaprazda olayları düşündüğünüzde belki önyargı belki değildir. Ancak bu da gerçeklerin arasında olandır.
Başkanlık mı? Yoksa Padişahlık mı?
Ya da Diktatörlük mü?
Sorusu ve korkusu aydınlatılarak referanduma gidilmesi en doğrudur.

NEYİN YETKİSİ AZDI?

Bir de madem Türkiye siyasi sisteminde bir yeniliğe gidecek. İnsanların en doğal hakkı da neden, niçin sorularına yanıt bulmasıdır.
Ben doğrusu bu konuda tek bildiğim, Başkan tek egemen güç olup, ülkeyi tek başına yönetmesi olarak algılıyorum.
O zaman demokrasi evrenselliği de rafa kaldırılmış olmayacak mı?
Bazıları için bu önemli olmaya bilir. Ancak bazıları benim gibiler için bütün geleceğimi tek bir kişiye bağlamam sakıncalıdır.
Şimdiye kadar bölgesinde en büyük ilerlemeyi gösteren ve birçok ülkeye örnek model olarak gösterilen Türkiye’de neler ters gitti ya da gidiyor da böyle bir değişime gerek duyuluyor?
İşte bu aklıma gelen ilk sorular. Herkesin kendisine göre soruları ve kuşkuları olabilir. Türkiye bunları masaya yatırmalıdır. Ne istediler de vermedik demek geliyor içimden bu başkanlık diye tutturanlara.

NEDEN BİR AVRUPA ÜLKESİ BU DEĞİŞİME GİTMEZ

İşte Türkiye’nin hemen yanı başındaki ve Cumhuriyet ile birlikte örnek aldığı Avrupa ülkelerinde böyle bir arayış yok.
Yaşadığım İsveç Krallığı’nda bile Kral sembolik olmuş. Parlamento Kral’ın üzerinde. Kral’ın maaşını ve ödentilerine parlamento karar veriyor.

Yani halkın seçtiği irade karar veriyor. Kraliyet artık mazide kalmış. Sanırım anlatabilmişimdir.
Halkın üzerinde bir güç halkı yönetmemelidir.
Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir.
Bu önemli sözü rafa kaldırmaya ne gerek var?