Ana Sayfa Güncel Basına yönelik saldırılara sıfır tolerans gösterilmeli

Basına yönelik saldırılara sıfır tolerans gösterilmeli

58
PAYLAŞ

’nin seçilmiş kurulları olan Yönetim Kurulu, Onur Kurulu, Denetim Kurulu, Seçici Kurul ve Basın Meclisi, gündemdeki konuları görüşmek üzere toplandı.
Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin, ortak toplantının açılışında yaptığı konuşmada, şehit haberleri ve medyaya saldırılar yüzünden kamuoyunda duyulan kaygıyı dile getirdi. Medyaya saldırılara tolerans gösterilmemesini isteyen Bilgin, Türkiye’nin bölünmez bütünlüğünün de önemini vurguladı.
Basın Meclisi Başkanı Yaşar Aysev de şehit haberlerinin ve özgürlüklere yönelik saldırıların yürekleri dağladığını belirterek, “İdrak eden beyin sahipleri olarak bizden sonrasını da düşünmeliyiz” dedi.
CHP İzmir Milletvekili ve Gazeteciler Cemiyeti Basın Meclisi üyesi Mustafa Balbay, ülkenin cinnet halinde olduğuna dikkati çekerek, ülke yönetiminin bir çıkış yolu göstermesi gerektiğini belirtti. Şehit ateşinin ülkede yaşayan 77 milyon vatandaşı etkilediğini kaydeden Balbay, medyanın da anti demokratik baskılar altında ezildiğini, gazete emekçilerinin ve medyanın görevini yapmasının sağlanması gerektiğini ifade etti.
Gazeteciler Cemiyeti tarafından yürütülen AB destekli “Özgürlük İçin Basın” projesi koordinatörü Yusuf Kanlı da yaptığı konuşmada, son günlerde basına yapılan baskılara ek olarak, çok sayıda gazetecinin işten çıkartıldığına işaret ederek, gazetecilere Cumhurbaşkanına hakaretten soruşturma ve davalar açıldığının altını çizdi.
Cemiyet Başkan Yardımcılarından Ertürk Yöndem de son gelişmelere değindiği konuşmasında, “Umutsuz değil çok karamsarım, sorumsuz bir kısım meslektaşımla aynı kimliği taşımaktan utanıyorum” ifadesini kullandı.
Gazeteciler Cemiyeti üyesi Taki Doğan da basın dünyasındaki karmaşa ortamına değinerek, “Medyanın medyayı konu alması başka konuları unutturdu” dedi.
Ülkedeki son gelişmeler üzerine olağanüstü toplanan Gazeteciler Cemiyeti seçilmiş kurulları, toplantı sonunda Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni “acil toplantıya” çağıran sonuç bildirgesini kamuoyuyla paylaşmayı kararlaştırdı. Ortak bildirgede şöyle denildi:
“Türkiye bir yandan ayrılıkçı terör, diğer yandan yanlış yönetim uygulamalarıyla kutuplaşma, ayrışma ve ötekileşme tehditleri altındadır. Bu durumdan büyük endişe duymaktayız. Şehit haberleri tüm ülkenin yüreğini dağlamaktadır. Şehirlerdeki şiddet gösterileri, medyaya yönelik vandallık gelecek ile ilgili endişeleri yoğunlaştırmaktadır.
Çeşitli toplum katmanları arasındaki gerginlik, siyasi parti binalarına yönelik şiddet hareketleri ve bilhassa basın kuruluşlarının bazı siyasilerce hedef gösterilerek saldırıya uğramaları ‘Şiddet sarmalına mı giriyoruz’ gibi endişeleri, korkuları artırmaktadır. Şehirlerdeki şiddet içeren saldırılar gelecek beklentilerimizi karartmaktadır. Buna karşı durmak, sorumlulukların farkında olarak ve barış lisanıyla konulara yaklaşmak basının önde gelen vazifesi olmalıdır.
Çevremizdeki birçok ülke ya iç savaş, yönetim boşluğu ya da parçalanma tehditleriyle karşı karşıyadır. Bu tehditler Türkiye’yi de hedef almaktadır. Yanlış politikalar nedeniyle ‘çözüm sürecinde’ bazı şehirler ve mahallelerin ülke bütünlüğü için büyük tehdit oluşturacak şekilde bölücü örgütçe silah deposuna dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Bu durum ülke bütünlüğüne tehdit oluşturmaktadır. Siyaset kurumu bu tehdide cevap bulmak, ülke güvenliğini demokrasi, farklılıklara saygı ve hukuk içerisinde sağlamak durumundadır. Ancak bugün Türkiye darbe, olağanüstü hal ve sıkıyönetim dönemleri dahil, hiç yaşanmamış boyutta yanlış politikalarla beslenen mikro-milliyetçi terörizm, ifade ve fikir özgürlüğünün siyaset kurumunca baskılanmasını yaşamaktadır.
Demokrasi üstünlerin hukuku değil, hukukun üstünlüğü olursa vardır. Basına yönelik vahşete sıfır tolerans gösterilmelidir. Basın ve fikir özgürlüğü demokrasilerin kontrol mekanizmaları olarak yaşamsal önemdedir. Israrla belirtiyoruz ki, özgür bir basın varsa, demokrasi de vardır.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam