Ana Sayfa Güncel Basın linç edilemez

Basın linç edilemez

850
PAYLAŞ

Medyaya yapılan fiili saldırılar, medya üzerine hüküm tarafından yapılan baskılar, yandaş medyanın tetikçi medya olarak kullanılması konularında Cumhuriyet Halk Partisi Denizli Milletvekili Kazım Arslan ile konuştuk.Soru: Basın Özgürlüğü açısından son yıllarda ve tabii son günlerde yaşanan olayları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Arslan: Basın özgürlüğü, özenle kurduğumuz laik Cumhuriyetimizin temel harcı, gerçekleri öğrenme hakkı ve özgürlüğünün olmazsa olmazıdır. Demokratik bir rejimde, doğru haber alma ve hakikatleri öğrenme hakkını kimse engel olamaz. Basın gerçekleri yazıyorsa, halkı bilgilendiriyorsa bunun üzerine basın linç edilemez, gözdağı da verilemez…
Soru: Medyaya büyük baskı uygulanıyor günümüzde. Daha açıkçası yandaş olmayan medya üzerine baskıları şiddete saldırılara dönüştü.
Arslan: Yalanla, çarpıtma ve ayrıştırmayla, yolsuzluk ve israfla artık çok zor yönetilen ülkemizde, gerçekleri adeta haykıran medya organlarının, gazetecilerin, basın emekçilerinin sesinin kısılmasını asla kabul etmiyoruz ve bunları yapanları kınıyoruz. Gazete binasına saldırmak, bir mala saldırının ötesinde, tüm vatandaşlarımızın en temel hakkı olan haber alma özgürlüğümüze saldırmadır. Bağımsız yayıncılığın engellenmesidir, havuza çekilme girişimidir.
Bu saldırılar, bu kin ve nefret dalgası, basın özgürlüğünü gölgeleme adımının da ötesinde, medya kuruluşlarının da bağlı olduğu şirketlerin ticari faaliyetlerinin önünü kesmek, yandaşlara devlet eliyle haksız bir zemin hazırlamaktır. olarak buna asla müsaade etmeyeceğiz.
Önce düzmece belgelerle gazetecileri hapse attıranlar, yaşamlarını zindana çevirenler, aylardır maliyeyi medya kuruluşlarının kapısına dayadılar. Devlet kurumlarını usulsüz ve hukuksuz kullanarak iktidar partisinin sopası haline getirenler, bunun hesabını birer birer vereceklerdir.
Soru: Medya kuruluşlarına yapılan baskılar gazetecilere geri adım attırabilir mi?
Arslan: Hayır tüm bu süreçte, basın kuruluşlarının ve gazetecilerin gerçeklerden geri adım atması, korkarak geri çekilmesi asla söz konusu olmayacaktır. Sorumluluğunun farkında olan basın, yalanlara sığmayan, insan canını yok sayan, devleti zaafa düşüren bu siyasetin karşısında hakikatleri açıklamaya devam edeceklerdir. Buna içtenlikle inanıyorum. Bütün basın kuruluşlarının aynı noktadan hareket etmelerini özellikle vurguluyorum, çünkü bu başkasına yapılan, yarın size de yapılabilir.
Soru: Bir medya kuruluşuna yapılan taşlı sopalı baskının önderliğini bir iktidar partisi milletvekilinin yapmasını nasıl yorumluyorsunuz?
Arslan: Mevcut iktidara muhalif olan kuruluşlara bir bahaneyle yapılan operasyonlar, işsiz bırakılan gazeteciler yetmediği gibi, laik Cumhuriyetimizle hesaplaşması olan bir Milletvekilinin kışkırtmasıyla Hürriyet’in binası basılmıştır. Sözcü, Cumhuriyet, Bugün, Kanal Türk gibi kuruluşlar da açıkça tehdit altındadır. Bir AKP’li bir vekil eliyle yapılan saldırı, Meclis adına utanılacak bir durumdur. Meclis Başkanlığı tarafından bu vekil hakkında gerekli işlem yapılmalı, Meclis’in onuru kurtarılmalıdır. Meclis’in hiçbir döneminde bir vekil tarafından böyle bir kışkırtma olmamıştır. Bu vekilin davranışını kınıyorum. Cumhurbaşkanı Recep ve Başbakan Ahmet Davutoğlu neden bu tür saldırıları açıkça kınamıyorlar? Sessiz kaldıkları sürece bu tür saldırılar gelecekte değişik basın kuruluşlarına yapılmaya devam edecektir. Bu saldırıyı yapan Milletvekilini Parti disiplin kuruluna sevk etmek lazımdır.
“1 Kasım’daki seçimden sonra ne çıkarsa çıksın, seni başkan yaptıracağız.” diyen bir vekil, ne hukuk ne de ahlak tanıyor! Bir gazetenin binasının basılması için açıkça hedef gösteren bu vekil karşısında AKP kadroları gerekli disiplin sürecini başlatmıyor, savcılar neden işlem yapmıyor. Bunlar yapılmadığı için de Hürriyet tekrar basılıyor.
Soru: Medyada yazarlar da ateşe benzin döküyorlar, meslektaşlarını hedef gösteriyorlar. Bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Arslan: Birkaç kiralık kalemşörün açıkça taraflı ve kışkırtan yazılarıyla, karşı oldukları gazetelerin yazarları ve yöneticileri ölüm tehdidine uğruyor. Bir yazar, bir başka yazara hangi güce sığınıp da “Seni sinek gibi ezeriz” diyebiliyor? İnanılır gibi değil. Yaşanan rezaletin boyutları o kadar büyüdü ki, bazı havuz yazarları, yaslandıkları güçle konuşuyorlar her halde. Açıkça tehditle ve şantajla meslektaşlarına kalemle kurşun sıkmaya devam ediyorlar. Sahibinin sesi bir medyayla, medyaya yapılan siyasi ve mali operasyonlarla, şiddet çağrılarıyla hiçbir yere varamayız… Türkiye tarihi bunun sayısız örneğiyle doludur. Bunu yapanlar hem mahçup olmuşlar ve hem de zarar görmüşlerdir.
Soru: Haberleri açıklamayı yapan siyasilerin ağzından yayınlamak dahi bazen tepki çekiyor. Bakıyorlar halkın tepkisi var kolaya kaçıp, “…onu demek istemedi” diye yazan medyaya hücum ediliyor. Bu nasıl bir anlayış?
Arslan: Güvenliği sağlayan, özgürlükleri koruyan demokratik bir devlette asla karşılaşmayacağımız bu tabloda, “400 Vekil alsaydık bunlar olmazdı” diyen bir Cumhurbaşkanının, bir Sağlık Bakanının sözlerini haberleştirdi diye, muhalif medyaya açıkça gözdağı verilmeye çalışılmıştır. Neden bunu söyleyenlere kızılmıyor da, yazanlara kızılıyor, bunu anlamakta zorlanıyorum. Burada bir akıl tutulması olduğunu sanıyorum. Kim ne derse desin, basının üzerine nasıl giderlerse gitsinler, biz basın özgürlüğünün güvencesiyiz. CHP olarak üzerimize düşen bütün sorumlulukları yerine getirmeye ve bu tür baskılara karşı koymaya hazır olduğumuzu kamuoyuna bildiririz.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam