Fatih Terim Türk futbol tarihinin gelmiş geçmiş en büyük ismidir. Futbolculuk hayatı da, teknik direktörlük dönemi de başarılarla doludur.

Futbolcuyken 51 kez milli formayı giydi. Teknik direktör olarak Galatasaray’a 4 lig, 2 Türkiye Kupası ve en önemlisi de UEFA Şampiyonluğu kazandırdı. Genç millilerimiz Akdeniz Olimpiyatı Şampiyonu olduğunda takımın başında o vardı. Milli Takımı 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine taşıyan da yine oydu.
Şöhreti sınırlarımızı aştı, Fiorentina ve Milan gibi Avrupa’nın önde gelen takımlarında teknik direktörlük yaptı. İtalya Cumhurbaşkanı’ndan Yüksek Liyakat Nişanı aldı.
Böyle bir değeri “istifa” görüntüsü altında görevinden uzaklaştırmak hiç şık olmadı, Futbol Federasyonu’na yakışmadı.
++
Son yıllarda milli takımın başarısız olmasının arkasında Fatih Terim’in yetersizliği değil, Futbol Federasyonu’nun yabancı futbolcu sınırlamasını kaldırması yatıyor. Bugün süper ligdeki takımların hemen hepsinde 7-8 yabancı futbolcu var. Bu durum Türk futbolcularının yetişmesini, gelişmesini önlüyor.
++
Kebapçı baskınına gelecek olursak…
Söz konusu baskında bir suç varsa bunu araştıracak, soruşturacak olan Savcılıktır. Ceza verilmesi gerekiyorsa yetkili makam mahkemelerdir.
O olay nedeniyle henüz ifadesine bile başvurulmamış olan Fatih Terim’in medya tarafından suçlu ilan edilmesi ve cezasının da Futbol Federasyonu tarafından kesilmesi anlaşılır ve kabul edilir bir şey değildir.
++
Hatırlarsınız, bir pop şarkıcısı uyuşturucu ticareti yaptığı için cezaevine girdi. Üç yıl hapis yatıp çıktı.
O şarkıcı hanımı medya adeta kahraman ilan etti. Hakkında her gün televizyonlarda, gazetelerde olumlu haberler yayınlandı. Yapımcılar film ve dizi tekliflerinde bulundu, konser anlaşmaları imzaladı.
++
Uyuşturucu taciri şarkıcı hanıma gösterilen sevginin, anlayışın, hoşgörünün onda biri bile Türk futbol tarihinin en büyük ismi Fatih Terim’e gösterilmedi.
Bu işte bir yanlışlık yok mu?
Suçluları başımıza çıkarıp, uluslararası başarılı insanlarımızı linç ederek nereye varabiliriz?