Vatandaş, parasını dövize yatırmaya devam ediyor. Dövizin yanı sıra banka faizine de bağlanan paralar da rekor üzerine rekor kırılıyor. Merkez Bankası’nın 2- 9 Haziran 2017 tarihli en son haftalık verilerine göre, bankalardaki yabancı para mevduatı, yani döviz hesapları, bir hafta içinde 1.5 milyar daha artarak şimdiye kadar olan en yüksek düzeye, 200.3 milyar dolara ulaştı.

Yılbaşında 173.2 milyar dolar olan döviz mevduatındaki 27.1 milyar dolarlık artışın üçte ikiden fazlası, yaklaşık 18 milyarı vatandaşa ait. Gerisi özel ve resmi, kurum, kuruluşların hesaplarında bulunuyor. Bu tutarın sadece 7 milyar dolarının referandumdan sonra Nisan’ın son haftasında arttığını hatırlatalım.
Verilere göre, yılbaşında dolar/TL kuru 2.92, 9 Haziran için 3.54 lira. Başka bir hesapla, yılbaşında 2.92 liradan 10 bin dolar alan ve aradaki oynamalara rağmen bugüne kadar elinde tutan bir kişi, 3.54 partisine göre bozdursa beş ayda elde ettiği gelir yaklaşık 6,200 lira. Sağladığı gelir, liranın değer kaybını da gösteriyor, yüzde 20’nin üzerinde. Yüz bin doları olan nerdeyse orta hali bir ototmobil alacak kadar getiri elde etmiş olacak.

Gelelim banka mevduatı işlerine. Beş aylık dönemde, Türk lirası mevduat faizinden bakarsak net yüzde 10 üzerinden 10 bin liranın getirisi yine sadece 420 lira olacaktı. Ancak bugünlerde mevduat oranın yüzde 14-15 düzeylerine çıkması vatandaşa cazip gelmiş ki dolar kadar lira faizine de yönelmiş.

Bankalarda yılbaşında 620 milyar dolar olan vadeli hesaplar 9 Haziran 639 milyara yükseldi. Toplam 19 milyar liralık artışın9 milyar lirası sadece ve sadece 2-9 Haziran haftasında açılmış. Bu kadar yüksek tutarlı bir artışın, vergi yapılandırmasının arkasından gelmesi dikkat çekici. Acaba vatandaş taksitlere bölerek ödemeyi tercih ettiği (ya da teşvik edildiği) vergilerini, banka mevduat faizine mi yatırdı? Bu tutar yoksa uçana kaçana verilen kredilerden geri kalan bölüm mü?
Bu rakamlar çok şey anlatıyor: Öncelikle, vatandaş faiz düşünce dolara, dolar düşünce,hem ucuz dolara hem de yüksek faize koşuyor. Demek ki bugünlerde doların en azından yaz aylarında fazla yükselmeyeceği tahmin ederek, lira faizini aylık bazda daha karlı ve garanti görülüyor. Daha önce de belirtmiştik, dövizcilerin aklında Merkez Bankası’nın yıl sonu 3.75-3.80 tahmini TL/dolar paritesi var. Vatandaş, kısa dönemli lira faizinin yanı sıra dolarda, euroda, teknik deyişle “pozisyon alarak” döviz kurlarındaki artıştan hem nakit kalarak hem de günlük, saatlik ani oynamalardan getiri elde etmeyi hesaplıyor. Yeni yatırım, ticaret yerine, hatta konut, işyeri alıp kira geliri yerine bankacılık sistemden para kazanmak istiyor. Bu kadar para girişi olduğuna göre bankacılıkta kredi, sermaye sıkıntısı yok, ama lira dolar hesaplarının getireceği gelir, rakamlar işsizlik niye artıyor, istihdam, yatırım niye yok, vergiler neden ödenmiyor, kredi faizleri neden düşmüyor gibi sorulara da cevap veriyor.

Faiz dolar sarmalına karşı gayrimenkul gelirlerinin yani kiraların yarıda kalması yakında başımızı çok ağrıtacak. En azından bu kadar TL ve doların getirdiği “rant” kimin sırtından çıkacak? Cevabını biliyoruz ama Oğuz Yılmaz’ın “bas bas paraları Leyla’ya” şarkısını, “bas bas paraları dolara faize, bir daha mı gelecez Türkiye’ye” şeklinde değiştirerek dinleyelim, faizin doların tatlı getirisinin hayalini kurarak eğlenelim. Züğürt olan da çenesini yorsun, gerisine boş verelim.