Ana Sayfa Yazarlar Barış sürecinde aldanan yine hükümet oldu

Barış sürecinde aldanan yine hükümet oldu

80
PAYLAŞ

Türkiye ile arasında başlayan barış sürecinin sona ermesinden sonra Diyarbakır, başta olmak üzere Cizre, Silopi ve Sur’da yaşanan olayları okumaya kalktığımızda, Partinin “açılım süreci” projesi kesinlikle sınıfta kalmıştır.

Yani, yine bu süreçte kandırılan taraf maalesef AK Parti hükümeti oldu. Paralel yapı dediler, yine iyi niyetten dolayı kandırılan hükümet olmamış mıydı?
Şimdi PKK ile barış sürecinde yine hükümet kandırıldı ve Türkiye canı ile kanı ile mağdur edildi. Acaba bu siyasi iktidar, haftalardır, asayişi sağlayamadığı yerleşim yerlere giremiyorsa, bir özeleştiri yapsa  diye düşünüyorum.
Yani Türkiye’yi yöneten bir hükümet ne zaman elini taşın altına koyacak. Süslü laflar, ya da birileri insanların ölümü karşısında bir duygusallıkla hareket ediyorsa, onları sindirmeye yerine, kendi ayıbını kabul etse daha etik olmaz mı?
AYDINLAR ve SEDAT PEKER GERÇEĞİ
PKK terörünü haklı gösteren bir bildiri nedeniyle soruşturmayı Türkiye konuşuyor. Cumhurbaşkanı ve hükümet ağızbirliği yapmışçasına, Aydınların bildirisine karşı tepkisini nasıl okumak gerekir.
Aydınların, bildirgesine başta ağır tepki koyan Cumhurbaşkanı’nın ardından Türkiye’de siyasi söylemleri ile adından bahsettiren Mafya lideri Sedat Peker’den geldi. Peker, daha önce yaptığı gibi, kan akıtılacak mesajlar ile bir Türkiye resmi çizdi. Akademisyenler hakkında teröre destekten dava açılırken, Sedat Peker için ise devletten direk bir soruşturma gelmedi. Ancak 3 avukatın suç duyurusundan sonra böyle bir soruşturma açılması da düşündürücü.
PKK’NIN ABLUKASI KABUL EDİLEMEZ ANCAK
PKK’nın aylarca süren bölgedeki ablukasını okuyoruz. Devlet, burayı uzun bir zamandan beri geçirememesi de ayrıca bir düşündürücü. PKK’nın bu bölgeyi nasıl bu kadar ele geçirip devleti etkisiz hale getirmiş bunu üzüntü ile görüyoruz.
Oysa barış sürecinde hükümet bölgede rehavete kapılmasaydı, ya da olayı hafife almasaydı bunlar yaşanır mıydı? Hükümet, herkese hesap sorarken, kendisine de bir soru sorması gerekmez mi?
İSVEÇ’TE DE ABLUKA OLSA AYNI TEPKİYLE KARŞILANIRDI
Türkiye’nin abluka altındaki yerlere girmesinde kullandığı silahlı mücadele aslında dünyanın neresinde olursa olsun, aynı karşılığı bulurdu.
Çünkü devletin, devlet olduğunu göstermesi gerekir. İsveç’te de olsaydı. Polisi ile buna imkan vermezdi. Ancak, böyle bir hazırlığa da bir devlet müsaade vermezdi.
Hatta hatta Türkiye yıllardır, bu hassas bölgede PKK ile savaşıyor. Yani bölge olağanüstü konumda. Oralar başıboş bırakılacak yerler arasında gösterilemez. Ne olursa, olsun barış sürecinin bir tarafı olan ve ülke yönetimini elinde bulunduran hükümette elini taşın altına koyup bir vicdan hesabı da yapmalıdır.
BEBEKLER ÖLÜYOR İNSANLIK ÖLÜYOR DEMEKTİR
Dolmabahçe müzakerelerinin perde arkasını Türk toplumuna hükümet net olarak hala açıklamadı. Bütün bu yaşananlar, aslında Dolmabahçe görüşmeleriyle bağlantılı. O masada PKK’ya neler taahhüt edildi de bu süreç uzatıldı. Bugün, o bölgede bebekler ölüyorsa, Dolmabahçe’deki barış süreci görüşmelerinin gölgesinde yaşamlarını yitiriyor. Bugün Türkiye’de bebeklerin tekrar ölmesi, demek insanlığın ölmesi demektir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam