Ana Sayfa Yazarlar Barış süreci, PKK’ya hazırlık ve yığınak yapma fırsatı verdi

Barış süreci, PKK’ya hazırlık ve yığınak yapma fırsatı verdi

109
PAYLAŞ

Terör kandan beslenir. Terörist bulduğu her fırsatta eylem ortaya koyar. Eylem ne kadar ses getirirse terörist o kadar sevinir. Eylem yapmak için her zaman bir sebep vardır. Amaç halkı panikletmek, kalplere korku salmaktır.
Moğolların acımasızlığı Selçuklu askerinin gözünü o kadar yıldırmıştı ki silahsız bir Moğol askerinin 5 Selçuklu askerini teslim aldığı anlatılır. IŞİD militanlarının kelle kesme törenleri de halkın direncini sıfıra indirebilmek için psikolojik harp ögesi olarak kullanılmıştır.
10 günden beri Türk askerine ve Türk polisine savaş açtı. Evinde uyumakta olan polisler kalleşçe, sinsice kafalarına kurşun sıkılarak öldürülüyor. Tren yolları, köprüler havaya uçuruluyor.
Yollara mayınlar döşeniyor. Yollar kesiliyor, arabalar yakılıyor. Şantiyeler basılıyor. Niçin?
7 Haziran seçimlerinden sonra bu saldırıların başlatılması kararlaştırılmıştı. 3 yıllık Barış Süreci, PKK için hazırlık ve yığınak yapma fırsatı olarak kullanıldı. Çiçeği burnunda bir milletvekili silah sevkiyatında kuryelik yapabiliyor. Bir diğeri sırtını PKK’ya PGD’ye, PYD’ye dayadığını açıklamakta “hiçbir” sakınca görmüyor. Eşbaşkan yanlışlıkla yaptığı tek kelimelik kınamayı bile geri almak zorunda bırakılıyor.
Terörü sona erdirmek için en ufak bir çabaları bile yok.7 Haziran seçimlerinde barajı aşamamış olsaydı bu sefer daha haklı bir gerekçe ile isyan başlatılacaktı. Demokratik haklarımızı istiyoruz diyeceklerdi. “Beyaz Türklerin” de oylarını da alan HDP, şu veya bu şekilde barajı aştığı gibi beklenilen 70 milletvekilinin de üzerine çıkarak %13 oy ile 80 milletvekili çıkarmayı başardı. Milletvekilleri yemin eder etmez saldırı emri verildi.
Gerekçe ne idi? PKK’ya yakın bir sosyalist örgütün Suruç’taki eyleminde İşid çi bir canlı bombanın intihar saldırısı yaparak 32 kişinin ölümüne sebep olması idi. Ama o olmasa da düğmeye zaten basılmıştı. Bir bahane elbette bulunacaktı.
Suriye’ye geçen PKK güçleri ve PYD mensupları son derece sistematik bir şekilde Aynelarab’dan (Kobani= Company) batıya doğru yayılarak Arap ve Türkmen köylerine saldırıp bu köyleri göçe zorladılar. Etnik temizlik ve sistematik demografik yapı değişikliği Türkiye’nin Suriye ile bağlantısını kesmeye yönelikti.
Türk askeri tedbir almaya başlayınca PKK borazanları hemen koro halinde barış şarkıları söylemeye başladılar. İsteniyordu ki Türk askeri tertibat almasın ve bunlar Suriye’de istedikleri etnik temizliği rahat rahat yapsınlar ve Aynelarap (Kobani = Company) kantonunu Lazkiye’ye kadar genişleterek Akdeniz’e Kürt Koridorunu açsınlar, Türkiye’yi Suriye’den koparsınlar.
Bu yazıyı kaleme aldığım sırada bir şehit haberi daha geldi. Adana’lı Uzman Onbaşı Muhammet Oruç şehit oldu. Ve birçok saldırı ve yaralı haberi. Her şehit haberi halkta büyük bir üzgünlük ve öfke doğuruyor. Türk halkı tarihten gelen sabır ve devlete saygı anlayışı gereği şimdilik sessiz bir öfke büyütüyor. Ama nereye kadar?
Elbette halkın sabrı bir yerde bitecek. Bölücü örgüt üyelerinin ve sempatizanlarının yapmış olduğu şımarıklıklar ve tahrikler sürmeye devam ederse Türk insanı da kendisini savunmak zorunda kalacaktır. Bu bir kehanet değildir. Yağmur bulutlarını gördüğünüzde “yağmur geliyor” demeniz nasıl bir kehanet değilse bu da öyle bir şey.
Ama halkın öfkesinin freni ve mantığı yoktur. Halk suçlu ve suçsuz ayırımını yapmaktan acizdir. Bir sel gibi yıkar geçer. Mantığı yoktur, durağı yoktur, hatta insafı yoktur. Şiddet, her zaman şiddeti doğurmuştur. Bu doğa kanunudur.
1909 yılında Adana Ermenileri Müslüman halkı tahrik ettiler. Bazı Avrupa devletlerinden aldıkları destekle Küçük Ermenistan Krallığı’nı yeniden kuracaklardı. Bunun için çok sistemli bir şekilde Çukurova’ya nüfus kaydırdılar. Silahlandılar. II. Meşrutiyet’in ilan edilmesi üzerine bekledikleri günün geldiğine inanarak Muşeg’in liderliğinde sahne aldılar. Ama %25’in %75’e galebe etmesi kolay değildi. Avrupalı devletlerden istedikleri yardımı ve desteği alamadılar. Bahçe Müftüsü Yusuf Efendi gibi halk önderleri halkın başına geçerek Ermeni çetelerini durdurdular. Osmanlı Devleti dış müdahale tehditlerini ciddiye alarak kurduğu Divan-ı Harplerde Bahçe Müftüsü ve kardeşi dâhil birçok Müslümanı ve bazı Ermenileri idam ettirdi. Olay kapatıldı. Ta ki 1915’lere kadar.
3 yıllık Barış Süreci HDP için bir seçim zaferi ile sonuçlanmışken barış sürecinin bu şekilde sonlandırılarak savaş baltalarının ortaya çıkarılması ve teröre yönelinmesi sadece kan ve gözyaşına sebep olacaktır. Her iki taraf da kayıp verecek ama kazanan taraf olmayacaktır. İktidarın yapmış olduğu Barış Süreci denemesini Türk/ Kürt tarafsız, kendi işinde gücünde olan sıradan halk memnuniyetle karşılamıştı. Bu süreci bozan taraf iç ve dış şartları lehine gören, zafer sarhoşu Kandil olmuştur. Ama zararını yine günahsız halk çekecektir. Elbette PKK’dan çok şeyler bekleyen Erivan bu çatışmaları zevkle izlemektedir. İsrail Türkiye’nin kendi iç problemleri ile uğraşıyor olmasından dolayı mutludur. Kadim dostumuz Almanya da bildirisi elinde hazır beklemektedir: “Türk polisi orantısız güç kullanmaktadır”. Örtülü PKK’lılar ise koro halinde barış şarkıları söyleyerek halkın PKK’ya karşı ortak hareket etmesini engellemeye çalışacaklardır. Ama yanlış hesap Bağdat’tan dönecektir.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam

3 Yorumlar

  1. Bölücü örgüt üyelerinin ve sempatizanlarının yapmış olduğu şımarıklıklar ve tahrikler sürmeye devam ederse Türk insanı da kendisini savunmak zorunda kalacaktır.

  2. 3 yıllık Barış Süreci HDP için bir seçim zaferi ile sonuçlanmışken barış sürecinin bu şekilde sonlandırılarak savaş baltalarının ortaya çıkarılması ve teröre yönelinmesi sadece kan ve gözyaşına sebep olacaktır.

  3. Örtülü PKK’lılar ise koro halinde barış şarkıları söyleyerek halkın PKK’ya karşı ortak hareket etmesini engelleme çabasındalar.

Comments are closed.