“…Savaş zaruri ve hayati olmalıdır…Milleti savaşa götürünce, vicdanımda acı duymamalıyım. Öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceği diye savaşa girebiliriz. lâkin ,millet hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça; savaş, bir cinayettir.” Mustafa Kemal Atatürk

1915 ‘de milletimizin hayatı tehlikeye düştüğü için kaçınılmaz olarak yapılan Çanakkale Savaşı, milletimizin kaderini ve tarihin gidişini değiştirmiştir .
Ülkemize bağımsızlık getiren ve Cumhuriyetimizin kuruluşuna kapı açan Çanakkale Savaşlarının 2015’de yüzüncü yılında , bütün dünya ülke temsilcilerinin katılımıyla ” Barışı Getiren Savaş ” olarak anılması çok anlamlı olacak ve bütün dünyayı ortak bir tema üzerinde gönül ve işbirliğine götürecektir.
Bir açık hava müzesi durumunda olan , savaşın geçtiği kutsal tarihi mekânları ” BARIŞ GETİREN SAVAŞ MÜZESİ” olarak düzenlemek çok yerinde ve etkili bir ulusal hizmet olarak değerlendirilecektir.

“… Çanakkale içinde aynalı çarşı, ana ben gidiyom düşmana karşı …” dizeleri ile başlayan.ülkemiz ve dünya tarihine altın sayfa olarak geçen, gurur kaynağımız,emperyalizmi mezara gömen efsane Çanakkale Destanı , 2015 yılında 100. yaşına girmekte.
İngilizler ve Fransızlar çıkar birliği yaparak Osmanlı başkenti İstanbul’u ele geçirmek niyetinde idiler. Çanakkale Boğazından gemilerini rahatlıkla Karadenize geçirmek istiyorlardı.Bütün güçleri ile boğaz girişini ateş altında tutarak 18 Mart 1915’te su üstü ve su altı muharebe gemileriyle taarruza geçtiler. Boğaz girişinde bir kısım gemileri batırıldı ve bir kısmı da kullanılamaz gale getirildi. Çok sayıda ölü verdiler ve 18 Mart boğaz muharebesi Türklerin kesin zaferi ile sonuçlandı.
Deniz yoluyla boğazı aşamayacağını anlayan emperyalistler, kendi yanlarına aldıkları paralı yabancı askeri güçlerle birlikte Gelibolu Yarımadası’na çıkarak ,karadan boğazı savunan tabyaları susturmak istediler. Bu harekât için askerlerini ve donanma sayılarını artırarak en üst seviyeye çıkardılar. Topraklarımızda sarsılmaz bir iman ve iradeyle karşılaştılar.

Anadolu yakasında Seddülbahir , Arıburnu ve Kumkale bölgelerine çıkarma yaptılar. Aylarca süren kara muharebelerinde sonuç alamadılar. Anafartalar Grup Komutanı Albay Mustafa Kemal’in askeri birlikleri ile yaptığı olağüstü savunma karşısında arkalarında binlerce ölü bırakarak bölgeyi terk ettiler.
Türklerin zaferi ile sonuçlanan Çanakkale Muharebeleri’ne yaklaşık 500.000 kişi ile katılan Türk askerlerinden sonuçta; 57.000 şehit, 21.000 hastalıktan ölüm,10.000 kayıp, 100.000 yaralı,64.000’i hasta olmak üzere 252.000 zayiat verilmiştir.
İngiliz , Fransızlar ve onların maşaları, 500.000 kişi ile katıldıkları muharebeyi 252.000 kişi zayiat vererek , yarımadayı arkalarına bakmadan terkettiler.
Çanakkale’yi geçilmez yapan ve 18 Mart 1915 ‘de zafere ulaşan , komutan Mustafa kemal başta olmak üzere, 215 kilo ağırlığındaki top mermisini sırtlayarak,topun namlusuna süren efsane kahraman Seyit Onbaşı’yı, yüzbaşı Sırrı Beyi, Akbaş Şehitlerini, 57. Piyade Alayı şehitlerini , kınalı Hasanları,dedelerimizi ve yüzlerce liseli, üniversiteli şehitimizi unutmadan rahmetle, minnetle ve saygı ile anıyoruz. “Toprak, uğrunda ölen varsa vatandır” diyerek sonsuza dek anacağız.
kınalı Hasanların,Seyit onbaşıların,isimsiz yüzbaşıların, liseli ve üniversiteli öğrencilerimizin vatan için ateş ve barutla yoğrulan Gelibolu Yarımadası topraklarında,Anafartalarda, Çanakkale sularında can verdikleri , Türkiye’nin kaderini belirleyen “Çanakkale geçilmez” sözünü tarihe altın harflerle yazdıkları gün, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelleri de atılmış oluyordu.Mustafa Kemal, Ulusumuz gönlünde milli kurtarıcı kahraman olarak bayraklaşıyor , Kurtuluş Savaşımızın Baş Komutanı ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu önderi güneş gibi doğuyordu.
19 Kasım 1918 tarihli ” Minber Gazetesi” şunları yazmıştı :

“itiraf edelim ki vatanın emsalini yetiştirmekte cömertlik göstermediği birkaç müstesna zekâdan biri, hatta birincisi… Mustafa Kemal Paşa’dır… Anafartalar’ ın yegâne müdafii ve İstanbul’un kurtarıcısı münhasıran kendisi olmasına rağmen bu hakikati pek çok zaman ifşa etmedi…”
Dünyaya barış ve ülkemize bağımsızlık kazandıran bu zafer günü, şimdi barış ve dostluk günü olarak 100.yılında bütün uluslarca kabul edilmekte ve benimsenmekte.
Milli Şairimiz M.A.Ersoy’un ,” Bastığın yerleri ‘ toprak’ diyerek geçme tanı : Düşün altında binlerce kefensiz yatanı ” diye anlattığı, şair N.H. Onan’ın ” İstiklâl uğrunda namus yolunda /Can veren Mehmet’in yattığı yerdir” dediği Gelibolu Yarımadası, vatan ve özgürlük uğrunda canlarını veren binlerce şehitin yattığı tarihi bir anıt olarak şimdi dünya barışına adanmıştır.Geçmişte haksız yere savaşa tutuşan insanların torunları Çanakkale’de buluşarak barış ve dostluk mesajlarını dünyaya duyurmaktalar.

Daha o yıllarda ünü bütün dünyaya yayılan , milli kahraman Mustafa Kemal için , Pakistan özgürlük şairi Mazrul İslam ,1919 yılında yazdığı “Kemal Paşa” isimli uzun bir şiirinde şöyle demekte: “…Kudretli kemal’lere muhtacız biz de,/Şahlanan bayrak oldun içimizde…”
Efsane topraklar üzerinde kurulmuş Çanakkale’yi 1915 yılında geçilmez yapan , askeri birliklerin önünde bir cesaret kahramanı olarak düşman siperlerine atılan, 19’uncu Tümen ve Bölge komutanı Kurmay Yarbay Mustafa Kemal , Kurtuluş savaşımızın özünü ve önemini tarihe altın harflerle yazılan sözleriyle , 20 Eylül 1921 tarihinde silah arkadaşlarına (erlere) teşekkür mesajında ifade etmiştir:
NEFERLERE

“Kurtuluş için yaptığımız bu savaştan çok daha evvel,sizi başka muharebe meydanlarında da tanımış idim. Dünyanın hiç bir ordusunda, yüreği seninkinden daha temiz; daha sağlam bir askere rasgelinmemiştir.Her zaferin mayası sendedir; her zaferin en büyük payı senindir.Kanaatinle, imanınla,itaatinle hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi pâk kalbinle düşmanı nişhayet alteden büyük gayretin için minnet ve şükranımı söylemeyi nefsime pek aziz bir borç bildim. Sizin gibi kumandanları, zabitleri,neferleri olan bir millete,yad elleri altında köle olmak mümkün değildir.Bu defa TBMM ‘nin, hakkımda,yeni bir rütbe ve Gazi ünvanıyla teccelli eden iltifat ve teveccühü,doğrudan doğruya size racidir. Milletin verdiği bu rütbe ile yükselen ordu en şerefli ve en ulu bir gaza ile mümtaz olan gene ordudur. Sizin kahramanlığınızla,sizin gösterdiğiniz nihayetsiz fedakârlıklar bahasına kazanılan büyük muzafferiyetin millet tarafından takdirine delâlet eden bu ünvan ve rütbei , ancak size izafe ederek, bütün askerlik hayatımın en büyük sermayei iftiharı olarak taşıyacağım. Cenabıhak, giriştiğimiz kurtuluş mücadelesinde, şerefli silah arkadaşlarıma kendilerini temyiz eden asaletin, civanmertliğin,kahramanlığın hakkı olan kat’î halâsı nasip etsin.”
Başkumandan Mustafa Kemal- 20 eylül 1921

Mustafa Kemal Atatürk ,1934 yılında, Çanakkale Savaşları ile ilgili olarak, dünyaya yayınladığı hoşgörü mesajında, eşsiz bir komutan ve devlet adamı , dünya barışını isteyen evrensel yürekli büyük bir baba olar şöyle demekte :

“Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken İngiliz,Fransız,Avustralyalı,Yeni Zelendalı,Hintli kahramanlar !
Burada bir dost vatanın toprağındasınız.Huzur ve sükûn içerisinde uyuyunuz. Sizler, Mehmetçiklerle yan yana, koyun koyunasınız.
Uzak diyarlardan evlâtlarını harbe gönderen analar! Göz yaşlarınızı dindiriniz.Evlâtlarınız, bizim bağrımızdadır.Huzur içindedirler ve huzur içinde rahat rahat uyuyacaklardır.Onlar bu toprakta canlarını verdikten sonra artık bizim evlâtlarımız olmuşlardır.”1934 Kemal Atatürk
Son yıllarda Çanakkale’ye gelerek evlatlarının mezarlarını ayinler yaparak ziyaret eden bir anzak anası şöyle seslenmekte :
” Bizim evlatlarımızı, bir büyük baba gibi bağrına basan büyük komutan Mustafa Kemal’i hiç bir zaman unutmuyoruz.Çanakkale’de yatan evlatlarımız huzur içindedirler.Bizler de huzur içindeyiz.”
Çanakkale’yi geçilmez kılarak, ülkemize özgürlük ve dünyaya barış getiren, anlatmakta sözcüklerin ve kalemlerin yetersiz kaldığı Çanakkale Savaşları’nın 100.yılında, başta Gazi Mustafa kemal Atatürk olmak üzere, tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, saygı ve minetle selamlıyoruz. Unutmayalım ki bügünleri onların sayesinde yaşıyoruz.

PAYLAŞ
Önceki İçerikSeçmen sandıkta sürprizi sever!
Sonraki İçerik‘Cesur ve Güzel’ yakında Latin Amerika ülkelerinde
Yahya Aksoy
Yozgat Boğazlıyan'da doğdu. İlk ve orta öğrenimi takiben iki ayrı fakülteden ve Askeri Akademiden mezun oldu. MEB , Kültür ve Turizm Bakanlığında üst düzey yönetici ve genel müdür olarak görev yaptı. İngilizce bilen, şair ve "Tarihi İpek Yolu" kitabı yazarı, evli ve üç çocuğu bulunan Aksoy, Ankara'da yaşamaktadır.