Referandum öncesi hem ekonomiyi canlandırmak hem de evet rüzgarı estirmek için uçana kaçana, beşiktekinden eşiktekine para verilmesi işlerden bazıları yolunda gitmiyor. Bunların başında küçük ve orta işletmeler olarak tanımlanan KOBİ’lere 50 bin liralık faizsiz kredi verilmesi geliyor.

Kredi anaparasını banka, faizini devlet verecek, sistem basit ama uygulamada tıkanmış görünüyor.
Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkçi, işi ağırdan alan bankalara” yaptırım yaparız” diye uyarıyor, Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü de, KOSGEB İl müdürlüklerinde bankaların masaların kuracağını, “bir sorun çıkarsa müdürümüz orada, banka yetkilisi orada, anında konuyu çözecekler” diyor. Nasıl yani diye sormak gerekiyor. Sıkıntı çıktı, müdür, bankacıya “bu arkadaş, iyi çocuktur, güveniriz, ver kredisini gitsin” mi diyecek?

Ama esas sıkıntılı konu, sağda, solda çok konuşulan, tefecilik sisteminin hortlaması. Ortaya atılan iddialara göre, zordaki bazı KOBİ’ciler (diğer esnaf ve kimi dardaki vatandaş gibi) devlete ve bankaya olan borçlarını ödeyerek faizsiz kredi veya yeni kredi için para arıyorlarmış. Bankalardan “batık olduklarından” dolayı para bulamayınca “memleketin köklü kuruluşlarından tefecilere” başvuruyorlarmış.

Anlatılan, POS makinesi tefeciliğinde, iş öyle büyük boyutlara varmış ki ne maliye ne de diğer ekonomi kuruluşları bu sistemde dönen para akışını takip edemez duruma gelmişler. Bilinen yöntemi rakamlarla anlatalım; örneğin 20 bin lira borcunuz var. Tefeci bu parayı bankaya ya da size toplu nakit ödüyor. Ardından üzerine kendi faizini ekleyip 24 bin liralık mal satmış gibi kredi kartınızda taksitlerle bölüyor. Siz de bankaya bu taksitleri yatırıyorsunuz. Tefeci de bankadan parasını tıkır tıkır alıyor.

Tefeci beyefendilere göre bu sistemde hukuka aykırılık yok. Tek sıkıntı 24 bin lira değerinde bir malın satışını göstermek, deftere kaydetmek, stoktan düşmek. Sahte faturalarla KDV iadesi bile alıyorlarmış. Banka da “batık paramı geri aldım” diye ses çıkarmıyor. Olan kredi/faiz/banka/tefeci çıkmazına düşenlere oluyor
Duyduğumuz, bu pos makineli tefeciler önünde kuyruklar oluşuyormuş. Talep olunca tefecilik faizleri de yüzde 30’lara, 40’lara varıyormuş. Bu arada bu sisteme “finansman desteği” sağlayan “gizli tefecileri” unutmayalım. Tefeciye verirsiniz parayı, gününde en az yüzde 15 faiz kazancıyla geri öder. Mevcut yatırım araçları arasında böyle risksiz, anında geri dönen kazanç yok. Temiz para. Vergi mi? O da ne? diye sorarlar.

Sonuçta devlete ve/veya bankalara borcunu ödeyenler, sicil affına rağmen bankacıların gözünde şüpheli alacaklılar grubunda duruyorlar. Bankadan ret cevabı alan da ödediğiyle kalıyor hem de borçlarına tefeci faizi ekleniyor. Bankaya ödemesi gereken “tefeci taksiti” de işin cabası.
Şimdi saygıdeğer iki bakanımızın bankalara “yaptırım yaptırırım” açıklamalarını bir kenara bırakıp “tefeci” konusuna çözüm getirmeleri gerekiyor. Bu tefecilerin internet sitelerini kapatmakla, polisiye yöntemlerle iş çözülmüyor. Herkese para dağıtmak yerine mevcut geri ödeme sistemlerine kolaylık getirilmesi, örneğin kredi kartı geri ödeme oranlarının aşağı çekilmesi bizim önerimiz olsun.
Tefeci ekonomisi de hayırlara vesile olsun.