Faizler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güncel konuşmalarının ana konusu. En son finans sektörüne, bankalara yönelik “vurgun vurmak” eleştirisini yaptı.

Türkiye’de, kamu bankalarını hariç, faaliyet gösteren bankaların sermayelerinin yüzde 70’e yakını yabancıların elinde bulunuyor. En son geçen ay Çin’den 300 milyon dolar sermaye ile Bank of China’ya faaliyet izni verildi. Kamu bankaların hisseleri de yabancıların borsa en çok ilgi gösterdiği kağıtlar arasında.
Yabancılar bankacılık sektörüne gelirken “Türkiye’nin geleceğine güven, itibar, önümüz açık” sözleriyle alkış tutulur, ama bir kriz olunca ilk başta “bankacılık sektörü sağlam” denir, el altından da iş birliği yapmamakla eleştirilir ve zorlayıcı önlemler alınır.

Yabancı sermayenin Türkiye bankacılık sektörüne ilgisi de “aman Türkiye’ye gidelim, yatırımları destekleyelim, düşük faizle kredi verelim, bu ülke kalkınsın” değil tabii ki. Amaç esasında kredi-yatırım dışındaki alanlarda zahmetsiz, “tatlı” paradan pay almak.

Bugün herhangi bir banka şubesine adım atsanız her işlemden bir şeyler kesiliyor. Ücretsiz olan tek şey sıraya girmek için aldığınız banko fişi neredeyse.
15 bin lira kredi alacaksınız; dosya masrafı, şu bu, ilk faiz dilimi derken 500, 600 lira daha ilk başta kesiliyor. Hesap açtırıyorsunuz üç ayda bir hesap işletim ücreti, İnternet üzerinden para göndereceksiniz, en az 4 lira, zorla verilen kredi kartlarından kullansan da kullanmasan da yıllık en az 100 lira “üyelik” parası alınıyor. Hesap dökümü, dekonta bazı bankalar kağıt parası bile istiyorlar. Haberiniz olmadan kredi avans hesabı açılıyor. Buradan bir kuruş harcasanız bile hepsi kullanılmış gibi faiz kesiliyor. Sonu gelmeyen kredi kartlarına ne ödeniyor, açıklamasını bilen yok.

Millet bankaların önünden geçerken kaldırım değiştirmek zorunda hissediyor kendisini. Tüketici heyetleri, mahkemeler, Yargıtay bu işlemlerle ilgili yüz binlerce şikayet dosyalarını, davaları çözmeye çalışıyor.

En son zor bela o da bin bir şartla günlüğü 40 kuruştan emekliye promosyon verilmesinde anlaşıldı, bundan bile üç beş kuruş kesinti yapılırsa şaşırmayalım. Yapılmasa da bir yerlerden alırlar, promosyonu bedavaya getirirler.
Bankada küçük bir hesabınız varsa –ki kaçınılmaz olarak var- yılda en azından 300-400 lira bu ne olduğu bilinmeyen, yasal dayanağı olmayan kesintilere gidiyor. Bu yolla elde edilen gelirler milyarları buluyor.
Yüksek faiz olsa ne olur olmasa ne olur. Faizler düşürülse bile, bu defa bu kesintiler artırılır, hesap yine aynı kapıya gelir.
Vurgunsa vurgun bu. Bankaların başka vurguna ihtiyaçları var mı?