MHP Genel Başkanı Devlet ’nin, sık sık gündeme getirdiği “idama destek” açıklamaları bizi yıllar öncesine götürdü ve kendisinin tam 18 yıl önce ’ın idam konusundaki “evet/hayır” çelişkisini hatırlattı.

Türkiye 1999. Nisan ayında hem genel hem de yerel seçimlere gidiyordu. O tarihlerde bugün yayında olmayan Ankara merkezli bir televizyon kanalında (CTV) haber müdürlüğünün yanı sıra güncel konularda programlar yapıyorduk. Şubat ayı başında bu programların liderlerin, önde gelen belediye başkanı ve milletvekili adaylarının katılacağı tamamen seçim içerikli olmasına karar verdik.
Bülent Ecevit, Tansu Çiller, Mesut Yılmaz, Deniz Baykal’ın yanısıra değişik illerden çok sayıda milletvekili ve belediye başkanı adaylarının katıldığı programlar, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığı için yarışan Melih Gökçek, Doğan Taşdelen ve Murat Karayalçın’ın çekişmesi de sahne oldu.

Programa davet etmek istediğimiz isimler arasında Devlet Bahçeli de vardı. Bahçeli, Alpaslan Türkeş’in vefatının ardından MHP Genel Başkanlığına seçilmiş ancak medyada fazla görünmüyordu.Kamuoyu Bahçeli’yi tanımıyordu. Kimdir, ne yapar, nasıl konuşur, tam bir bilinmezdi.
Bahçeli’ye programa katılması için davet götürüldü, kendisi 20 Şubat 1999 günü sadece 20 dakikalık süre için geleceğini bildirdi. Böylece kendisi de ilk defa bir canlı yayına katılacaktı.
Biz bu programa hazırlıklar yaparken beklenmeyen bir şey oldu. Abdullah Öcalan 16 Şubat’ta Türkiye’ye getirildi. Memlekette yer yerinden oynarken gözler MHP’ye ve Bahçeli^ye çevrilmişti. Ne diyeceği merakla ediliyordu.

Bahçeli, söz verdiği tarihte ve saatte geldi, birlikte Ankara Karum iş merkezî’ndeki canlı yayın stüdyosuna girdik. Süre kısa, birkaç soru derken konu Öcalan’a geldi. ve sorduk: “Millet, gerek mahkemeden gerekse vicdani olarak Öcalan’ın idamını istiyor. Eğer karar çıkar ve Öcalan’ın idam dosyası Meclise gelirse MHP’nin, tavrı ne olacak?”
Bahçeli yanıt olarak çok net bir şekilde “tâbii ki Öcalan’ın idamına hayır diyeceğiz” dedi. Şaşkınlığımız bitmeden aynı soruyu bir daha yönelttik. Cevabı yine “hayır” oldu.
Bu işte bir tuhaflık vardı. Habercilik güdüsüyle programa hemen ara verdik ve kendisine “galiba bir dil sürçmesi, yanlış anlama oldu. Siz Öcalan’ın idamına hayır dediniz, doğru mu?* Biraz düşündü, bir şey söylemedi. Bu arada danışmaları da stüdyoya girdi ve kendi aralarında konuştular. Bahçeli’ye “isterseniz tekrar sorayım, siz yeniden cevap verin“ dedik, kabul etmesiyle programa tekrar başladık.

“Öcalan’ın idam konusunda MHP’nin tavrının kamuoyu tarafından net anlaşılması amacıyla aynı soruyu bir daha soracağımızı” söyledik. Kendisi bu defa Öcalan’ın idamına ”tâbii ki evet diyeceğiz. Başka bir şey düşünülemez. Evet demeyenler Türk milletine hainlik eder” benzeri sözler söyledi.

Öcalan’ın idamına ilişkin “evet/hayır” çelişkisini atlattık. Programa yirmi dakika katılacağını açıklayan Bahçeli yayında iki saat kaldı ve tüm sorularımızı cevaplandırdı.
Sonrasında neler mi oldu? Bizim de katıldığımız İmralı’daki yargılama sonucu Öcalan idama mahkûm edildi. Şunu da hatırlatalım. O dönem idam cezalarının infazı için en son kararı Türkiye Büyük Millet Meclisi karar veriyordu. 12 Eylül darbecileri çok sayıda idam cezasının infazına onay vermişti. Bu onayları cuntanın lideri Kenan Evren “asmayalım da besleyelim mi?” sözleriyle açıklıyordu. Daha sonraki yıllarda gerek kamuoyundan gelen tepkiler, gerekse Avrupa Birliği ile üyelik görüşmeleri kapsamında idam kararları ya Başbakanlıkta ya da komisyonlarında işleme alınmayarak bekletilmesi yoluna gidiliyordu.

1999 seçimlerine “Apo’yu asacağız” kampanyası ile giren MHP, yüzde 18 oyla ikinci parti oldu. (Bir not daha: Bahçeli esasında yüzde 14 oy beklediklerini, aradaki farkın bizimle yapılan programın etkisiyle oluştuğunu ve bu kadar oy beklemediğini seçim sonrasında bize söyleyecekti. Öğrendiğimize göre, Bahçeli, bizimle yaptığı programı binlerce adet çoğaltarak o zamanlar videodan korsan film seyretmenin moda olduğu kahvehanelere dağıtmıştı).

Seçimler sonrasında kurulan DSP-MHP-ANAP koalisyon hükümeti çeşitli gerekçelerle Öcalan’ın idam dosyasını işleme almadı. En sonunda 2002 yılında Adalet Komisyonu’nda (sembolik olarak toplantıya giren bir MHP’li dışında) MHP’lilerin katılmadığı görüşmelerde idam cezası ömür boyu mahkûmiyete çevrildi ve Öcalan’ın idamı da gündemden çıktı.
Böylece Bahçeli’nin, Türkiye’ye getirilmesinden tam dört gün sonra söylediği “Öcalan’ın idamına hayır diyeceğiz” sözlerine çelişki değil doğruymuş demek yerinde olur. Çünkü daha sonraki yıllarda anlaşıldı ki Öcalan, “ idam edilmemesi” şartıyla Amerikan Yönetimi tarafından Türkiye’ye teslim edilmişti ve bu bilgi parti liderleri ile paylaşılmıştı. Bahçeli’nin “hayır” sözlerinin altında da bu yatıyordu ve” ilk ve son defa” bize söylemişti. Türkiye yakın tarihine bir not olarak yazalım istedik.