Ana Sayfa Güncel “Baba’nın ardından birkaç not…

“Baba’nın ardından birkaç not…

91
PAYLAŞ

Çocukluğumdan beri dikkatle izlediğim önemli bir siyasi aktördü Süleyman Demirel. 1960’larda siyasete girdi, 40 yıl boyunca Türkiye’nin kaderi üzerinde etkili oldu.
Eski Meclis Başkanı Hikmet Çetin’in NTV’de anlattığı bir anı, Demirel’in insani yönünü vurgulaması açısından önemli:
“Eşi Nazmiye Hanım Başkent Hastanesi’nde Alzheimer tedavisi görüyordu. Hastalığın son aşamalarında artık kimseyi tanımaz olmuştu. Buna rağmen Demirel her gün onu ziyarete gidiyordu. Bir gün kendisine, ‘Eşiniz kimseyi tanımıyor, neden gidiyorsunuz’ diye sordum. Verdiği cevabı unutamam. ‘O beni tanımıyor, ama ben onu tanıyorum’ dedi.”
++
Bu girişten sonra Demirel’in tarihe nasıl geçeceğini irdelemekte yarar var:
Evet, kendisi çok sempatikti, dostlarını koruyup kollamakta üstüne yoktu, halkla kolay diyalog kurma becerisine sahipti, bir hitabet ustasıydı, esprileri müthişti, hafızası olağanüstü güçlüydü. Ama tüm bunlar sorumlu olduğu yılların Türkiye açısından iyi olduğu anlamına gelmiyor.
1970’den sonra binlerce kişinin ölümüne yol açan anarşi olaylarının ve onları takip eden tüm darbelerin onun başbakanlığı dönemine rastlaması herhalde tesadüf olarak kabul edilemez. (İşe bakın ki 28 Şubat müdahalesi de Cumhurbaşkanlığı dönemine rastladı.)
Demirel’in iktidar dönemlerinin bir diğer özelliği, büyük ekonomik krizleri beraberinde getirmiş olmasıydı. Dış borçların artışı, plansız programsız yatırımlarla sokağa atılan paralar, IMF’nin Türkiye’yi tümüyle boyunduruğu altına alması, Türk parasının yerlerde sürünmesi, doların krallığını ilan etmesi hep onunla birlikte hatırlanacak.
Son başbakanlığı sırasında erken emeklilik kanununu çıkartarak 36 yaşındaki kadınların, 40 yaşındaki erkeklerin bile emekliye ayrılmasına imkan tanıdı, böylece sosyal güvenlik kurumlarını iflas noktasına getirdi.
Siyasette bitip tükenmeyen gerginlikler, kan davaları da Demirel’in siyaset yapma tarzının bir diğer sonucu olarak hafızalarımızda yer etti. Ecevit’le anlaşmayı başarabilse Türkiye anarşi olaylarından ve ekonomik krizlerden kurtulabileceği gibi 12 Mart ve 12 Eylül askeri darbelerini de muhtemelen görmezdi.
Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan’ın Demirel ve arkadaşlarının Meclis’te kaldırdıkları parmaklar nedeniyle asıldıklarını da unutmamak gerekiyor.
++
“Baba”ya rahmet dileyelim, bildiğimiz tüm duaları ardından okuyalım.
Buna bir diyeceğim yok.
Ama ülkenin kaderinde 40 yıl etkili olmuş bir siyasi aktörün tarihte doğru yere oturtulmasının da bir gazetecilik görevi olduğunu düşünüyorum.

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumunuzu bekliyoruz...

Reklam